30 yılda 41 kez Türkiye'ye geldi, gidilecek yerleri sıraladı
Türkiye'ye 30 yıl boyunca 41 kez seyahat eden Annabelle Thorpe, İngiliz gazetesi Daily Mail'e favorisi olarak gördüğü yerleri ve bu yerlerde yapılması gerekenleri tek tek anlattı.
ŞIK VE SOFİSTİKE: KALKAN
Kaş ile Fethiye arasında bulunan Kalkan'ın küçük bir balıkçı köyüyken lüks butik otellerle dolu bir tatil merkezine dönüştüğünü yazan yazar, burada en sevdiği şeyin bir kafede oturup gelen geçeni izlemek olduğunu söylüyor. Bölgenin en dikkat çeken şeylerinin ise çatı katı caz barlar, gurme restoranlar, şık ambiyansı ve koktely barları olduğunu ifade ediyor.
SAKİN VE DOĞAL: AKYAKA
Türkiye'nin en yaşanılabilir kasabalarından biri olarak görülen Akyaka'nın doğal ortamı koruyan, yerel üretimi destekleyen, huzurlu bir yer olduğuna dikkat çeken yazar, burada muhteşem balık restoranları, Toros manzaralı bir plajı ve bazı restoranların kumların üzerine masa kurduğu romantik akşamlar olduğunu ifade ediyor. Özellikle gençler için su sporları merkezi olduğunu da not düşüyor.
ŞIK, LEZZETLİ VE ESTETİK: ALAÇATI
Arnavut kaldırımlı sokakları, begonvillerle süslü binaları, çatı katı barları olduğunu söyleyen yazar, İstanbul dışında en iyi yemeklerin de burada olduğunu iddia ediyor. Yazar burada 1800'lerden kalma rüzgargülleriyle gün batımını izlemenin harika olduğunu da not düşüyor.
DEĞİŞMEYEN HUZUR: DALYAN
Dalyan'ın hâlâ değişmeyen nadir yerlerden biri olduğunu söyleyen yazar, buranın sessiz bir kasaba olduğunu belirtiyor. Nehir kenarlarında restoran ve barların, hamaklı bahçeleri olan otellerin sık olduğunu söyleyen yazar, nehir boyunca yapılan tekne turlarında kaya mezarlarını izlemenin büyüleyici olduğunu not düşüyor.
OTANTİK VE CANLI: KAŞ
Kaş'ın Kalkan'ın daha büyük ve "kardeşi" olduğunu söyleyen yazar, buranın otantik havasını koruduğunu söylüyor. Otellerin çoğunun şehir merkezine beş dakikalık taksi mesafesinde olduğunu belirten yazar, eski şehirde butik dükkanlar, antikacılar ve restoranlarla çevrili sakin bir meydanın olduğunu ifade ediyor. Ayrıca her gün Meis Adası'na feribot kalktığını söyleyen yazar, bir tatilde iki ülke deneyiminin yaşanabileceğini de vurguluyor. Cuma pazarına da değinen yazar pazarlık yapmayı unutmamak gerektiğini not düşüyor.
ŞIK VE RAHAT: GÖÇEK
Türkiye'nin yelken başkenti olarak nitelediği Göçek'in sakin bir koy olduğunu söyleyen yazar, restoranlarla çevrili uzun sahil yürüyüş yolunun oldukça keyifli olduğunu belirtiyor. Yazar ayrıca limandan geleneksel ahşap teknelerle yapılan turları özellikle tavsiye ediyor.
DAĞLARDA HUZUR: UZUNYURT
Ölüdeniz'in güneyinde dolambaçlı bir dağ köyü olduğunu söyleyen yazar, manzaralar için bile buraya gelmenin yeterli olduğunu belirtiyor. Yapılacak pek bir şey olmadığını ancak dinlenmek için iyi bir yer olduğunu söyleyen yazar, Likya Yolu'nun da bu bölgeden geçtiğini not düşüyor.
TÜRKİYE'NİN EN İYİ PLAJI: PATARA
Buranın el değmemiş bir plaj olduğunu yazan yazar, caretta carettaların da burada yumurtladığını hatırlattı. Antik Likya kenti kalıntılarının da hemen kumulların arkasında kaldığını belirten yazar, yakınlardaki Patara köyünün de bohem bir havaya sahip olduğunu ifade etti.
KÖKLÜ VE ENERJİK: BODRUM
Türkiye'nin başlıca turizm beldelerinden olduğunu yazan yazar, Bodrum'un yine de otantik havasını korumayı başardığını not düştü. Çarşısında seramik, deri ve takı alışverişi yapılabileceğini söyleyen yazar, 12 adalar turu ya da Sualtı Arkeoloji Müzesi gibi kültürel gezi alternatiflerinin de olduğunu belirti. Ayrıca gece hayatının da çok canlı olduğunu not düştü.
IŞILTILI VE LÜKS: GÖLTÜRKBÜKÜ
Burayı "Türkiye'nin St. Tropez"i olarak tanımlayan yazar, Bodrum yarımadasında şehir merkezine yarım saat mesafedeki yerin deniz üstü platformları, DJ performansları ve lüks kokteylleriyle ünlü olduğunu belirtti.
NOSTALJİK VE TARİHİ: CUNDA
Osmanlı döneminden kalma ahşap balkonlu evlerle çevrili sokakların ve eski Rum mahallelerinin olduğunu anlatan yazar, Ayvalık'ta antikacılarda gezmenin de keyifli olduğunu belirtiyor. Ayrıca oraya gitmeyi düşünenlerle Türkiye'nin en iyi zeytinyağlarından bir şişe almalarını da tavsiye ediyor.
BÜYÜLEYİCİ BİR MANZARA: KAPADOKYA
Mağara otellerde konaklama deneyimi olduğunu belirten yazar yeraltı şehirleri Kaymaklı ve Derinkuyu'nun gezilebileceğini not düştü. Ayrıca gün doğumunda mutlaka balon turu yapılmasını da tavsiye etti.
DÜNYANIN KÖPRÜSÜ: İSTANBUL
İstanbul'un Avrupa ve Asya arasında "eşsiz" bir metropol olduğunu yazan yazar, Ayasofya, Topkapı ve Sultanahmet gibi başlıca cazibe merkezleriyle birlikte daha sakin mahallelerin de keşfedilmesini önerdi. Özellikle antikacılarla dolu Çukurcuma'yı önerdi.
SADELİK VE TARİH: FOÇA
Eski Foça'nın taş evlerle dolu dar sokaklar ve sakin sahil şeridiyle dikkat çektiğini yazan yazar, günlük tekne turlarıyla yakındaki adalara gidilebileceğini ve fok balıklarını gözlemleme şansı olduğunu söyledi. Ayrıca Orta Çağ'a ait su kemeri ve Beşkapılar Kalesi'nin de mutlaka görülmesi gerektiğini not düştü.
BÜYÜK AMA GÖRKEMLİ: ÖLÜDENİZ
Listedeki en büyük tatil merkezi olduğunu söyleyen yazar, huzur arayanlar için olmasa da büyüleyici bir lagünü ve kumsalıyla göz alıcı olduğunu ifade etti. Babadağ’dan yamaç paraşütü yapma imkânı da olduğunu not düştü.
SADELİK VE ŞIKLIK: SELİMİYE
Bozburun Yarımadası’nda yer alan, deniz kenarında butik oteller ve restoranlarla çevrili, düşük katlı yapılarla dolu sakin bir köy olarak tasvir eden yazar, plajının az ancak güneşlenme alanlarının çok olduğunu belirtti.
TARİH VE ŞARAP: ŞİRİNCE
Yamaçta kurulmuş bu köyün Osmanlı döneminden kalma evlerle dolu olduğunu yazan yazar, Efes Antik Kenti'ne de sadece 20 dakika uzakta olduğunu not düştü. Evlerin çoğunun butik otele dönüştürüldüğüne değinen yazar, teraslardan dağ manzarasını izlemenin muhteşem olduğunu belirtti.
KAPLUMBAĞA CENNETİ: ÇIRALI
Caretta carettaların burada yumurtlamasından dolayı plajın korunduğunu ve el değmemiş kaldığını söyleyen yazar, büyük oteller yerine pansiyon ve bungalovların olduğunu not düşüyor. Yazara göre sakinlik arayanlar için ideal