Oregon'da kurak ve engebeli arazi yapısıyla öne çıkan Sherman County'de zirai faaliyetler, rüzgar enerjisi santralleriyle eş zamanlı yürütülüyor.
The Oregonian/OregonLive tarafından aktarılan bilgilere göre Kevin ve Kathryn McCullough çifti, Biglow Canyon rüzgar santralinin neredeyse yarısını barındıran geniş arazilerinde buğday yetiştiriciliği yapıyor.
McCullough ailesinin arazisinde, ekim ve biçim süreçleri devam ederken kesintisiz elektrik üretimi sağlayan 13 büyük rüzgar türbini de yer alıyor. Türbinlerden elde edilen gelir, ailenin tarımsal adımlarını sürdürürken ikinci bir mali dayanak elde etmesine imkan tanıyor.
Kathryn McCullough, türbinlerin sunduğu kazançtan duydukları memnuniyeti şu sözlerle ifade etti:
"Çok sevindik. Sevilecek ne yok ki? Bunlar döndüğünde yılda 100.000 dolar kazanıyoruz."
Rüzgar türbinleri, ekim yapılan arazilerin tamamını işlevsiz kılmadan enerji imalatına imkan veriyor. Türbinlerin beton kaideleri ile bağlantı yolları toprağın yalnızca kısıtlı bir bölümünü kaplarken, etraftaki geniş alanlarda zirai üretime devam edilebiliyor. Böylelikle çiftçiler, buğday hasadından elde ettikleri geliri rüzgar santrallerinden temin ettikleri arazi kiralama bedelleriyle takviye edebiliyor.
Portland General Electric (PGE) bünyesinde işletilen Biglow Canyon rüzgar santrali, yaklaşık 15 sene önce temiz enerji üretimini artırma hedefi doğrultusunda kullanıma açıldı. Söz konusu proje, zirai imalat ile enerji imalatının aynı toprak üzerinde bir arada yürütülebileceğini kanıtlayan örnekler arasında gösteriliyor.
Özellikle yağış durumuna, iklim koşullarına ve mahsul bedellerine paralellik göstererek kazancı dalgalanabilen sulamasız tarım işletmeleri için türbinlerden gelen düzenli ödemeler, mali bakımdan ilave bir güvence temin edebiliyor.
BİR TÜRBİNİN PARÇALANMASI GÜVENLİK ENDİŞELERİNİ ARTIRDI
Rüzgar santralleri üreticilere ilave gelir sağlasa da bu büyük ölçekli ekipmanlarla aynı sahada çalışmak bazı emniyet risklerini de beraberinde getiriyor. Biglow Canyon rüzgar santralinde meydana gelen vahim bir arıza, bu tehlikeleri tekrar gündeme getirdi.
Ocak ayının sonlarına doğru bir sevkiyat sürücüsü, 71 numaralı türbinin zemin kısmına yakın noktasında kırılmış cıvatalar tespit etti. Birkaç gün sonra, 1 Şubat'ta türbinde büyük bir yapısal hasar meydana geldi. Yaklaşık sekiz ton ağırlığında ve 11 katlı bina yüksekliğindeki bir türbin kanadı yerinden koparak yakındaki buğday tarlasına savruldu.
Fırlayan kanat, tarlada yaklaşık 1,2 metre derinliğinde bir çukur oluşturdu. Türbinin tabanından yaklaşık bir futbol sahası mesafede oluşan bu iz, hasarın büyüklüğünü gözler önüne serdi. Ağır montaj cıvataları da etraftaki araziye dağıldı.
Meydana gelen olay, türbinlerin yakınında çiftçilik yapan ailelerin emniyetine dair endişelere sebebiyet verdi. Kathryn McCullough, kazanın doğurabileceği tehlikeye işaret ederek, "Birileri ölebilirdi veya ağır yaralanabilirdi" dedi.
Arızanın yaşanmasıyla birlikte PGE, Biglow Canyon’daki 217 türbinin tamamını geçici süreyle durdurdu. Mühendisler, türbinler tekrar faal hale getirilmeden önce detaylı kontroller yürüttü ve cıvataları teste tabi tuttu. İnceleme süreçlerinin tamamlanmasının ardından türbinler kademeli biçimde yeniden çalıştırılmaya başlandı.