İLKE ÇITIR / NEFES
Şubat 2023’te yıkılan yalnızca binalar değildi. Hatay’da binlerce insan hayatını, evini, ailesini ve geçmişini kaybetti. Enkazların altında çocukluklarını bırakan çocuklar ise bugün gençliğe adım atıyor. Kimi anne ve babasını kaybetti, kimi enkazdan bir uzvunu yitirerek çıktı. Aradan geçen 3.5 yıla rağmen acıları dinmedi; ancak hayat da durmadı. Onlar şimdi eksilen hayatlarının içinden kendilerine yeni bir gelecek kurmaya çalışıyor. Yanlarında devletin sıcak eli var...
‘YÜREĞİMİZDEKİ IŞIK’ PROJESİ
6 Şubat depremlerinin ardından Hatay Valiliği tarafından “Yüreğimizdeki Işık” projesi hayata geçirildi. Proje, depremde anne veya babasından birini ya da her ikisini kaybeden 0-18 yaş arası çocuk ve gençler için kapsamlı bir sosyal destek mekanizmasına dönüştü. Sahada gerçekleştirilen hane ziyaretleriyle başlayan projede bugüne kadar 9 bin 500 öksüz-yetim çocuk ve gençlere ulaşıldı. Bu çocuklar, vali yardımcıları, kaymakamlar, kurum müdürleri ve eşlerine zimmetlendi. Hatay Valisi Mustafa Masatlı ve eşi Esra Masatlı başta olmak üzere vali yardımcıları, kaymakamlar ve eşleri, sorumluluk aldıkları haneleri düzenli olarak ziyaret ederek çocukların gelişim süreçlerini izlemeye başladı.
GELİŞİMLERİ İZLENİYOR
Bu takip yalnızca eğitim ve sağlıkla sınırlı kalmadı. Çocukların psikososyal gelişimleri, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılımları, yeteneklerinin keşfedilmesi ve kariyer planları da adım adım izleniyor. Çocukların gelişim süreçlerinin düzenli biçimde izlenebilmesi için “Yider.org” adıyla dijital bir platform da oluşturuldu. Çalışmaların kalıcı ve kurumsal bir yapıya kavuşması amacıyla Yüreğimizdeki Işık Derneği kuruldu. NEFES, proje kapsamında destek verilen çocuk ve gençlere ulaştı. Annelerini, babalarını, uzuvlarını yitirmiş çocuklar... Hepsinin birbirinden daha trajik öyküleri var. Ama her hikâyenin içinde aynı cümle gizli: “Hayat devam ediyor.” Şimdi kimi okuluna devam ediyor, kimi bir meslek öğreniyor, kimi çalışarak kendi ayakları üzerinde durmaya hazırlanıyor... İşte o çocuk ve gençlerin öyküleri...
Artık yalnız hissetmiyorum

13 yaşındaki H.Ş., depremde anne ve babasını yitirdi. Kardeşi de yok. Yani çekirdek ailesinden enkazdan çıkan ve hayatta kalan tek kişi o oldu. H.Ş.’nin bir bacağı enkazda kolon düşmesi üzerine ampute oldu. H.Ş.’ye “Günlerin nasıl geçiyor?” diye sorduğumda, “Günlerimi dolu dolu geçirmeye çalışıyorum. Voleybol oynamaktan çok keyif alıyorum. Okullar açılacağı için çok heyecanlıyım” yanıtını alıyorum. Psikiyatrist olma hayali olan H.Ş., “İnsanlara yardımcı olmak istiyorum. Yazar olma hayalim de var” diyor.
‘DEMİR BACAK DAHA SAĞLAM’
“Depremin benden aldıkları çok fazla ama bana öğrettikleri de yadsınamaz. Kendimi çok güçlü hissediyorum” ifadelerini kullanan H.Ş., “Normal bir bacaktansa demir bir bacak belki daha sağlamdır. Hayat çok zor ama ben bu zorlukları aşacağım” diye konuşuyor.
Depremden sonra bir süre kendisini çok yalnız hissettiğini söyleyen H.Ş., “Sonra yalnız olmadığımı, yanımda her daim arkadaşlarım ve ailem diyebileceğim kişilerin olduğunu fark ettim. Artık yalnız hissetmiyorum” diyor. Hayatta olmasını annesine borçlu olduğunu söyleyen H.Ş., “Enkaz altındayken annem beni kucağına alarak kendini feda etti. Bazen kendimi suçlu hissediyorum. Ancak, biliyorum her anne çocuğunu korumak için bunu yapardı” diye konuşuyor.
Bacağıma kolon düştü

17 yaşındaki Rasim Fındık depremde annesini ve iki kız kardeşini kaybetti. Ayrıca enkazda bir bacağını da yitiren Fındık, “Günümü uyuyarak ve telefonla ilgilenerek geçiriyorum. Çok fazla dışarı çıkmıyorum” diye konuşuyor. Deprem anından bahseden Fındık, “Enkazda üç gün kaldım. Bacağıma kolon düştü” diyor. Çekirdek ailesinden yalnızca babasının hayatta kaldığını belirten Fındık, “Depremden sonra başka binalarda yaşayamamaya, güvenememeye başladım. Şuan sadece yaşadığımız bu prefabrik eve güveniyorum” ifadelerini kullanıyor. Aslında asker ya da polis olmak istediğini dile getiren Fındık, ampute olması nedeniyle bu mesleklerde yer alamayacağı için üzüldüğünü belirtiyor. Fındık’ın babası İbrahim Fındık, “Sadece engelli aylığı ve sosyal yardımlarla geçiniyoruz. Bu da yaklaşık 20 bin liraya tekabül ediyor. Bir işe ihtiyacım var” dedi.
Hayata tutunmak çok zor oldu

28 yaşındaki Derya Akdoğan, depremde anne, babası, ağabeyi başta olmak üzere ailesinden 6 kişiyi yitirdi. Enkazda iki bacağını da kaybeden Akdoğan, bugünlerde protez bacaklarının üstüne düşmeden durabilmek için çabalıyor. Akdoğan, ulaşım konusunda sıkıntı yaşadığını vurgulayarak, “Gidiş-geliş çok zor oluyor. Bu nedenle çoğunlukla evdeyim. Aslında gezmeyi çok severim” dedi. İlk 6 ayda protez bacağı temin edemediklerini söyleyen Akdoğan, “Bu sürede hareketlerim oldukça kısıtlıydı. Evde oturarak bulaşık yıkamak gibi küçük işlerle meşgul oluyordum” diye konuştu. “Hayata tutunmak çok zor oldu” diyen Akdoğan, “Enkazda 8 gün kaldım. Depremden sonra kendimi en çok ailemin yanında güvende hissettim. Onların yanında kendimi mutlu hissediyorum” ifadelerini kullanıyor. Ampute bir depremzede genç olarak iş bulmakta sıkıntı yaşadığını vurgulayan Akdoğan, “Bizim gibi gençlere öncelik tanınması gerekiyor” diye konuştu. Yakın gelecek planlarından bahseden Akdoğan, “Liseyi bitirmek ardından üniversiteye gitmek istiyorum. Depremden önce çocuk gelişimi bölümü okuma hayalim vardı. Artık bu olur mu bilmiyorum ama hala aklımda var” dedi.
İleride komutan olmak istiyorum

13 yaşındaki Hasan Emir Akpınar, depremde enkaz altında kendisini kucağına alarak koruyan babasını kaybetti. Akpınar, ayrıca bir bacağını da yitirdi. Akpınar, “Günlerimi fizik tedaviye giderek, televizyon izleyerek ve dükkanımıza giderek geçiriyorum. Okullar açılacağı için çok heyecanlıyım. En sevdiğim ders matematik” diyor. Depremden sonra Adana ve Ankara’da tedavi gördüğünü söyleyen Akpınar, “Ankara’da bacağımı kestiler. Enkaz altında beş gün kaldım” dedi. Uzun bir süre protez bacağı ile yürümeye alışmadağını söyleyen Akpınar, “Dedem beni her gün parka çıkarıp yürütüyordu. Bir gün 200 diğer gün 300 metre yürüyordum. Böylece tekrar yürüyebilmeye başladım” diye konuşuyor.
Gelecek hayallerinden bahseden Akpınar, “İleride komutan olmak istiyorum. Ülkemizi tehlikelerden korumak istiyorum” diyor.
Akpınar’ın dedesi Yasir Akpınar da, “Okullar açılacak. Torunum sırt çantası takıp okula gidemiyor, dengesini kaybediyor. Bu nedenle valiz çanta alacağım, yerde sürükleyerek götürmesi için. Sınıfının yukarı katlarda olmaması için okul müdürüyle konuşacağım” dedi.