Dünya Altın Konseyi (WGC), küresel enflasyonda ikinci bir yükseliş dalgasının göz ardı edilemeyeceğini, fiyat artışlarının yüzde 4’ün üzerine çıkması halinde altının enflasyona karşı duyarlılığının belirgin biçimde güçlendiğini bildirdi.
Konseyin temmuz ayına ilişkin “Altın Piyasası Değerlendirmesi” raporuna göre, altının ons fiyatı geçen ayı başladığı seviyeye yakın tamamladı.
Ay içinde birkaç kez 4 bin dolar seviyesini test eden altın, temmuz sonunda 4 bin 27 dolardan işlem gördü. Değerli metalin yılbaşından bu yana dolar bazındaki kaybı yüzde 7,8 olarak hesaplandı.
Altın, temmuzda dolar ve İsviçre frangı karşısında yatay seyrederken Türk lirası karşısında yüzde 1,9, Hindistan rupisi karşısında yüzde 1 ve Çin yuanı karşısında yüzde 0,7 değer kazandı.
Japon yeni karşısında yüzde 2 gerileyen altın, İngiliz sterlini ve Avustralya doları karşısında yüzde 1,6, Kanada doları karşısında yüzde 1,2 ve avro karşısında yüzde 0,9 değer kaybetti.
RİSK UNSURLARI İLE POZİTİF MOMENTUM DENGELENDİ
Raporda, temmuz ayında altın fiyatlarını destekleyen momentum unsurlarının, risk iştahındaki değişimden kaynaklanan olumsuz etkileri dengelediği belirtildi.
Altındaki sert fiyat hareketlerinin takip eden dönemde kısmen tersine dönmesinin, fiyatlara yönelik olumlu katkı sağladığı ifade edildi. Risk faktörleri arasında yer alan faizlerdeki yükselişin etkisinin ise doların değer kaybetmesiyle bir ölçüde sınırlandığı kaydedildi.
Borsa yatırım fonlarına yönelik girişlerin de temmuzda altına destek verdiğine işaret edilen raporda, Avrupa merkezli fonların söz konusu girişlerde öne çıktığı aktarıldı.
Avrupalı yatırımcıların hisse senetlerinden altına yönelip yönelmediğinin henüz netleşmediği belirtilirken, fiyat seviyelerinin yatırımcılar açısından cazip hale gelmiş olabileceği değerlendirildi.
Raporda, Avrupa’daki altın yatırımcılarının geçmişte pozitif reel faiz ve yüksek enflasyon dönemlerinde değerli metale mesafeli kaldığı ancak temmuzdaki girişlerin, reel tahvil getirilerinin son 15 yılın en yüksek seviyelerine yaklaştığı bir dönemde gerçekleşmesinin dikkati çektiği bildirildi.
ENFLASYONDA İKİNCİ DALGA İHTİMALİ
Dünya Altın Konseyi, 1970’lerde görülen sürece benzer ikinci bir enflasyon dalgasının tamamen dışlanamayacağını ancak günümüzde ABD Merkez Bankasının (Fed) fiyat baskılarına daha hızlı tepki verme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti.
Enflasyonun yeniden yükselmesinin tek başına altın fiyatlarında güçlü bir ralli anlamına gelmeyeceği vurgulanan raporda, altının performansında reel faizlerin, doların seyri ve büyüme beklentilerinin belirleyici olacağı ifade edildi.
Asya’daki bireysel yatırımcı talebi ile merkez bankalarının altın alımlarının da fiyatlamalarda giderek daha fazla etkili olduğu kaydedildi.
Raporda, günümüz ekonomisinin 1970’lerden farklı olduğu belirtilerek sendikaların geçmişe kıyasla daha az etkili olduğu ancak borçluluk oranlarının yükseldiği ve Fed’in enflasyonla mücadele konusunda daha açık bir göreve sahip olduğu aktarıldı.
Fed’in enflasyon beklentileri tamamen normale dönmeden faiz indirimine gitmesinin fiyat baskılarını yeniden artırabileceğine işaret edilen raporda, bu kez riskin petrol ambargolarından ziyade stratejik stoklama, kritik kaynaklara yönelik rekabet ve yapay zeka yatırımlarının oluşturduğu harcamalardan kaynaklanabileceği belirtildi.
ENFLASYON YÜZDE 4’Ü AŞINCA ALTININ TEPKİSİ GÜÇLENİYOR
Dünya Altın Konseyinin analizine göre, düşük ve istikrarlı enflasyon dönemlerinde altın fiyatlarının tüketici fiyatlarındaki değişime verdiği tepki sınırlı kalıyor.
Enflasyonun yüzde 4’ün üzerine çıkması halinde ise altının fiyat artışlarına yönelik duyarlılığı belirgin şekilde yükseliyor.
Raporda yer verilen regresyon analizinde, tüketici enflasyonundaki değişimin altın getirileri üzerindeki katsayısının genel dönemde 1,32 olduğu, enflasyonun yüzde 4’ün üzerinde seyrettiği dönemlerde ise 2,98’e yükseldiği bildirildi.
Doların değer kazanmasının altın getirilerini olumsuz etkilediği belirtilirken, reel faizlerdeki düşüş ve resesyon olasılığındaki artışın değerli metali destekleyen unsurlar arasında yer aldığı kaydedildi.
1970’LERİN SONUNDAKİ TABLONUN TEKRARI BEKLENMİYOR
Raporda, mevcut koşullarda 1970’lerin sonundaki gibi kalıcı ve sert bir enflasyon dalgası yaşanmasının düşük ihtimal olduğu değerlendirmesine yer verildi.
Fed’in fiyat istikrarı konusundaki hassasiyetinin arttığı, tüketicilerin ise kişisel tasarruf oranlarının tarihi düşük seviyelere yakın olması nedeniyle uzun süreli fiyat artışlarını karşılama gücünün zayıfladığı belirtildi.
Bu nedenle enflasyonun yeniden yükselmesi durumunda, 1970’lerdekine benzer kontrolsüz bir fiyat artışı yerine daha sıkı para politikası ve daha düşük büyüme ihtimalinin öne çıkabileceği ifade edildi.
Söz konusu tablonun tahvil getirilerini yükselterek kısa vadede altın üzerinde baskı oluşturabileceği ancak küresel ekonomide enflasyonun, büyümenin veya her ikisinin birden ilerleyen dönemde zayıflamasının uzun vadeli faizleri aşağı çekebileceği belirtildi.
Raporda, merkez bankalarının devam eden altın alımları ile Asya’daki tüketici talebinin fiyatları desteklemeyi sürdürebileceği ancak bunun 2025’teki yüksek getirilerin yeniden yaşanacağı anlamına gelmediği vurgulandı.
Altın fiyatları 7 haftanın zirvesindeFinans