CEM CEMAL PEKİN / NEFES
Türkiye ekonomisi bu yılın ikinci çeyreğinde beklentilerin altında yüzde 2.3 büyüdü. Ekonomistler ikinci çeyrekte dezenflasyon için kritik önemde olan iç talebin yüzde 1.3 daraldığına dikkat çekti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından hesaplanan Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerinin detayları Türkiye’de büyümeden faydalanan tek kesimin sermaye olduğunu gösteriyor. Vatandaşın harcaması yüzde 3.5 artarken yüksek hayat pahalılığı bütçeleri temel ihtiyaçlara sıkıştırdı. Ancak yüksek enflasyon ve hayat pahalılığının hane bütçeleri üzerindeki baskısı sürerken tüketimdeki artış, tek başına refah artışına işaret etmiyor. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1.8 azalırken, gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 0.6 yükseldi.
YOKSULLAŞTIK
2026 Nisan-Haziran verilerine göre GSYH cari fiyatlarla 19.9 trilyon liraya ulaştı. Ancak büyüyen ekonomik pastada emeğin payının azalması, sermayenin payının artması ve sanayideki sınırlı büyüme, yüzde 2.3’lük büyümenin vatandaşın cebine aynı oranda yansımadığını ortaya koydu. Büyümenin kimlerin cebine gittiğini gösteren gelir dağılımı verileri ise çalışanlar açısından parlak bir tablo ortaya koymadı. İşgücü ödemelerinin gayrisafi katma değer içindeki payı bu yılın birinci çeyreğinde yüzde 42.7 civarındayken iknici çeyrekte yüzde 38.1’e indi. Uzmanlara göre, 5 puanlık bu düşüş çarpıcı ve yoksullaşmanın göstergesi. Aynı dönemde sermayenin payı ise 38’den yüzde 41.6’ya yükseldi. Üstelik sermaye gelirlerindeki artış ücretleri de geride bıraktı. İşgücü ödemeleri bir yılda cari fiyatlarla yüzde 36.7 artarken, net işletme artığı ve karma gelirdeki artış yüzde 38.7’yi buldu. Böylece ekonomi büyürken yaratılan katma değerden emeğin aldığı pay küçüldü, sermayenin payı büyüdü.
İHRACAT YÜZDE 3.4 AZALDI
Üretim cephesinde de sanayici güçlü bir büyüme yakalayamadı. TÜİK verilerine göre, sanayi 2026’nın ikinci çeyreğinde yalnızca yüzde 2.4 büyüdü. Yatırımlardaki tablo daha da zayıf kaldı. Makine, teçhizat ve inşaat yatırımlarını kapsayan gayrisafi sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yalnızca yüzde 0.6 arttı.
Tarım, ormancılık ve balıkçılık yüzde 13.3 büyürken, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 8.6 büyüdü. Bu dönemde inşaat sektörü yüzde 1.9 küçüldü. Mal ve hizmet ihracatı, 2026’nın ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 3.4, ithalatı ise yüzde 6.4 azaldı.
Gelir 20 bin doları aşar
TÜİK verilerine göre, Türkiye’de bir kişinin yılda ortalama 20 bin 400 dolar kazandığı hesaplanıyor. 2025’te kişi başına gelir 18 bin 103 dolara çıkmıştı. Bu yıl sonunda ise gelirin 20 bin doları aşması bekleniyor. Bu rakam yıllık 984 bin 504 TL’ye denk geliyor. Bu rakamı Türkiye’de çalışanların yarısının asgari ücretli olduğu hesaba katarsak kimin kazandığı kafaları karıştırdı.
Aşağı yönlü riskler arttı
ING Global’e göre, yüksek borçlanma maliyetleri ve makroihtiyati tedbirlerin etkisiyle Türkiye ekonomisi 2026’nın ikinci çeyreğinde belirgin yavaşlama sürecine girdi. Ekonominin yılın ikinci yarısında ılımlı büyümesini bekleyen kurum, ikinci çeyrek verilerinin beklentilerin altında kalmasının yüzde 3 seviyesindeki 2026 büyüme tahmini üzerindeki aşağı yönlü riskleri artırdığını belirtti.
Hedefin altında gerçekleşecek
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026 genelinde büyümenin Orta Vadeli Program hedefinin bir miktar altında gerçekleşeceğini belirtti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, iç ve dış talebin katkısıyla dengeli bir büyüme kaydedildiğini ifade etti. Türkiye ekonomisinin güçlenen makroekonomik temellerinin dış şoklara karşı direnci artırdığını belirten Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dezenflasyon sürecindeki ilerleme ve daha destekleyici küresel koşullar sayesinde önümüzdeki dönemde büyümenin kademeli olarak artmasını beklediklerini söyledi.