Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın, Ekim 2027’de sona erecek sekiz yıllık görev süresi dolmadan görevinden ayrılmayı planladığı iddia edildi.

İngiliz Financial Times gazetesinin konuya yakın bir kaynağa dayandırdığı iddiaya göre, Lagarde, Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ECB’den ayrılarak halefinin belirlenmesinde mevcut siyasi liderlere alan açmak istiyor.

Kasım 2019’da Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) Frankfurt merkezli ECB’nin başına geçen Lagarde’ın, Nisan 2026’da yapılacak Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce görevden ayrılmayı hedeflediği ifade ediliyor.

HALEFİNİN SEÇİLMESİNE İMKAN TANIYACAK

Aynı kaynağa göre Lagarde, görevden ayrılması hâlinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in, Avrupa Birliği’nin en önemli kurumlarından biri olan ECB için yeni başkanı birlikte seçmesine imkân tanımak istiyor. Ancak Lagarde’ın görevden ayrılacağı tarihin henüz netleşmediği belirtiliyor.

ECB ise konuya ilişkin yorum yapmayı reddetti.

Financial Times’ın Aralık ayında yaptığı bir ankete katılan Avrupalı ekonomistler, ECB Başkanlığı için İspanya Merkez Bankası’nın eski başkanı Pablo Hernández de Cos ile Hollanda Merkez Bankası Başkanı Klaas Knot’u öne çıkan adaylar arasında gösterdi. ECB İcra Kurulu üyesi Isabel Schnabel göreve talip olduğunu açıklarken, Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) Başkanı Joachim Nagel’in de pozisyona ilgi duyduğu, konuya yakın kaynaklar tarafından dile getirildi.

FRANSA'DA AŞIRI SAĞCI ADAY FAVORİ

Paris’teki görüşmelere vakıf kişiler, üçüncü kez aday olamayacak olan Macron’un aylardır Lagarde’ın halefinin belirlenmesinde söz sahibi olmak istediğini aktardı.

Nisan 2026’da yapılacak Fransa cumhurbaşkanlığı seçimi, Euro Bölgesi’nin ikinci büyük ekonomisi olan Fransa ve genel olarak Avrupa Birliği açısından kritik önem taşıyor. Aşırı sağcı Ulusal Birlik partisinin lideri Marine Le Pen, kamuoyu yoklamalarında rakiplerinin önünde yer alıyor ve ikinci tur için güçlü bir aday olarak görülüyor.

Le Pen, geçen yıl Avrupa Parlamentosu fonlarını kötüye kullanmaktan mahkûm edilmiş ve bu kararın kesinleşmesi hâlinde adaylıktan men edilme ihtimali bulunuyor. Le Pen bu durumda, siyasi varisi olarak görülen Jordan Bardella’nın aday olacağını açıklamıştı. Karara itiraz süreci devam eden Le Pen ile Bardella’nın Avrupa şüphecisi tutumları, ECB gibi Avrupa kurumlarıyla ilişkileri zorlaştırabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.

LAGARDE'IN KARŞILAŞTIĞI KRİZLER

Lagarde’ın ECB başkanlığı dönemi; Covid-19 salgını, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik kapsamlı işgali ve ABD ile yaşanan ticaret gerilimleri gibi çok sayıda krizle şekillendi. Bu süreçte Euro Bölgesi’nde enflasyon, 2022’nin sonlarında enerji fiyatlarındaki sert yükseliş ve pandemi kaynaklı tedarik zinciri sorunları nedeniyle yüzde 11’e yaklaştı.

ECB, Lagarde’ın liderliğinde faiz oranlarını kısa sürede eksi yüzde 0,5 seviyesinden yüzde 4’e yükseltti. 2024 ortasından itibaren ise enflasyonun ECB’nin orta vadeli yüzde 2 hedefinin altına gerilemesiyle birlikte faizler kademeli olarak yüzde 2 seviyesine indirildi.

Lagarde’ın ECB Başkanlığına atanması, 2019 yılında Macron ile dönemin Almanya Şansölyesi Angela Merkel arasında varılan sürpriz bir uzlaşmanın sonucu olmuştu. Anlaşma kapsamında Lagarde ECB’nin başına geçerken, dönemin Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen de Avrupa Komisyonu Başkanı olmuştu.

Lagarde, geçen ay Bloomberg TV’ye verdiği röportajda, ECB görevini kabul ederken beş yıllık bir süre için anlaştığını düşündüğünü söyledi. Bu açıklama, bazı gözlemciler tarafından olası bir erken ayrılığın işareti olarak yorumlandı. Lagarde, Macron ile yaptığı konuşmayı şöyle aktardı: “ECB Başkanı olmayı kabul ettiğimde Macron’a ‘Beş yıl Frankfurt’ta olacağım’ dedim. O ise ‘Hayır, sekiz yıl’ diye yanıtladı.”

Geçen yaz ECB sözcüsü, Dünya Ekonomik Forumu’nun eski başkanı Klaus Schwab’ın Lagarde’ın WEF’in başına geçmek üzere erken ayrılığı değerlendirdiğini söylemesinin ardından, Lagarde’ın sekiz yıllık görev süresini tamamlamaya kararlı olduğunu vurgulamıştı. Lagarde da Haziran ayında ECB binasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ne yazık ki sizi hayal kırıklığına uğratacağım ama benden kurtulmak üzeresiniz diyemem,” ifadelerini kullanmıştı.