Ruh sağlığı değerlendirmeleri genellikle kişinin kendisini nasıl hissettiğini anlatmasıyla başlıyor.
Doktorlar ve terapistler belirtilerin ne kadar süredir devam ettiğini, kişinin ruh halini ve kendine zarar verme ya da intihar düşüncelerinin bulunup bulunmadığını değerlendiriyor.
Ancak Güney Kaliforniya Üniversitesi'nden araştırmacılar, kişinin bilinçli olarak kontrol etmesinin daha zor olduğu bazı biyolojik tepkilerin de depresyon hakkında ipuçları sağlayıp sağlayamayacağını araştırıyor.
2023'te başlatılan PRECOG projesinde mühendislik, bilgisayar bilimi, psikoloji, dilbilim, beyin bilimleri ve psikiyatri alanlarından araştırmacılar görev yapıyor. Ekip, beyin, gözler ve deriden elde edilen verileri yapay zekâ ile birleştirerek depresyonu olmayan kişilerle depresyon yaşayanları ve intihar düşünceleri bulunan kişileri birbirinden ayırabilecek örüntüler arıyor.
Araştırmada katılımcılara duygusal anlam taşıyan 160 cümle gösterildi ve bu cümlelere katılıp katılmadıklarını belirtmeleri istendi. Bu sırada çeşitli cihazlarla vücut tepkileri kaydedildi. Beyin aktivitesi, kafa derisine yerleştirilen sensörlerle EEG yöntemi kullanılarak ölçüldü.
Analizler, sağlıklı kişiler, depresyon yaşayanlar ve intihar düşüncesi bulunan gruplar arasında beyin tepkilerinin zamanlaması ve şiddeti açısından farklılıklar olduğunu ortaya koydu. Özellikle kelimelerin anlam ve duygusal içeriğinin işlendiği yaklaşık 300-600 milisaniyelik dönemde bazı farklılıkların belirginleştiği görüldü.
Araştırmacılar aynı zamanda katılımcıların ekranda nereye baktığını kameralarla takip etti. Göz hareketlerinin büyük bölümünün otomatik gerçekleşmesi nedeniyle, dikkat ve duygusal işlemleme süreçlerine ilişkin ipuçları sağlayabileceği belirtildi.
Çalışmalarda özellikle sağa ve sola doğru bakış örüntülerinin ayırt edici olduğu görüldü. Sağlıklı katılımcıların olumsuz ifadeleri daha düzenli biçimde incelediği, intihar düşünceleri bulunan kişilerin ise daha dağınık veya daha az odaklanmış bakış örüntüleri sergilediği tespit edildi.
Ekip ayrıca cildin iletkenliğini ölçerek çok küçük terleme değişikliklerini takip etti. Ter bezleri vücudun istem dışı stres ve uyarılma sistemine tepki verdiği için, bu ölçümlerin kişinin dışarıdan fark edilmeyen duygusal tepkileri hakkında bilgi sağlayabileceği düşünülüyor.
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların bir kişinin zihnini okuyabilen veya intihar girişimini güvenilir biçimde önceden tahmin edebilen bir sistem anlamına gelmediğinin altını çiziyor.
Araştırmacılar yöntemi, mevcut ruh sağlığı değerlendirmelerinin yerine geçecek bir araçtan ziyade onları destekleyebilecek ek bir yöntem olarak değerlendiriyor.