İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayıp alıkonulan Küresel Sumud Filosu'nda yer alan 36'sı Türk 137 aktivisti taşıyan Türk Hava Yolları (THY) uçağı İstanbul Havalimanı'na indi.
Dışişleri kaynakları kısa süre önce yaptıkları açıklamada "Vatandaşlarımızı ve üçüncü ülke uyrukluları taşıyan uçak İstanbul'a gelmek üzere havalanmıştır. Uçağın TSİ 15:40 civarında iniş yapması beklenmektedir. Uçakta 36'sı Türk vatandaşı, 137 filo katılımcısı bulunmaktadır" demişti.

İsrail'in Eilat kentindeki Ramon Havalimanı'ndan hareket eden THY uçağı uçak 15:50'de İstanbul Havalimanı'na indi.
Aktivistler, İstanbul Havalimanı VIP Salonu'nda bazı yetkililer ve çok sayıda kişi tarafından karşılandı.
101'İ YABANCI AKTİVİST
Kısa süre önce yapılan açıklamada gönderilen uçakta ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Fas, İtalya, Kuveyt, Libya, Malezya, Moritanya, İsviçre, Tunus ve Ürdün vatandaşlarının da yer alacağının öngörüldüğü bildirilmişti.
Uçaktakilerin 37'sinin Malezya vatandaşı olduğu öğrenildi.
Uluslararası haber ajansları, İsrail'in en az 440 aktivisti gözaltına aldığını yazarken Küresel Sumud Filosu Türkiye Delegasyonu alıkonulduğu teyit edilebilen Türk aktivist sayısının 48 olduğunu açıklamıştı.
İFADELERİNE BAŞVURULACAK
Uçaktaki aktivistlerin, Yenibosna'daki Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nda sağlık kontrolünden geçirileceği öğrenildi.
Ayrıca aktivistler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısının ardından uluslararası sularda Türk vatandaşlarının alıkonulmasına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulması için İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürülecek.
İSRAİL: 137 KİŞİ TÜRKİYE'YE SINIR DIŞI EDİLDİ
Öte yandan İsrail Dışişleri Bakanlığı, Gazze'ye yardım ulaştırmaya çalışırken alıkonulan Küresel Sumud Filosundaki 137 kişinin Türkiye'ye sınır dışı edildiğini duyurdu.
Açıklamada, "Sınır dışı edilenler arasında ABD, İtalya, İngiltere, Ürdün, Kuveyt, Libya, Cezayir, Moritanya, Malezya, Bahreyn, Fas, İsviçre, Tunus ve Türkiye vatandaşları bulunuyor" ifadeleri kullanıldı.
Diğer aktivistlerin de sınır dışı edilmesi için süreci hızlandırılmaya çalışıldığı aktarıldı.
"BU SÜREÇ YALNIZCA BİRKAÇ İNSANIN CESARETİYLE DEĞİL, BİR KOLEKTİF BİLİNCİN GÜCÜ İLE YÜRÜTÜLDÜ"
Sumud Filosu katılımcısı Türkiye Delegasyon üyesi Halil Rıfat Çanakçı, havaalanında yapılan ortak basın açıklamasında konuştu. Çanakçı, "Bugün burada sabrın, vakarın ve onurlu duruşun Sumud'un yol arkadaşlarını kendi evlerinde karşılamanın derin mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. Çanakçı, şöyle konuştu:
- "Bugün burada sabrın, vakarın ve onurlu direnişin adı olan bu yolculuk tek bir ilkeye dayanıyordu. Hayatı korumak, Gazze'ye giden her adımımız sivillerin dokunulmazlığını, insani yardıma erişimin kesintisiz sağlanmasını ve şiddetsiz bir dayanışmanın mümkün olduğunu hatırlatma çabasıydı.
- Zorluklar yaşandı, engeller çıkarıldı. Ancak hiçbir an ortak vicdanımızdan ve hukuk zeminimizden sapmadık. Bu süreç yalnızca birkaç insanın cesaretiyle değil, bir kolektif bilincin gücü ile yürütüldü. Sivil toplum kuruluşları, gönüllüler, insani yardım çalışanları, aileler ve dünyanın dört bir yanında kalbi bu yolculukla atan insanlar.
- Her biri insanlık onurunun evrensel bir değer olduğunu hatırlattı. Dayanışma sınırların ötesine geçti. Türk Delegasyonu olarak bu sürecin en başından itibaren hem hazırlık aşamasında hem de sahada en aktif şekilde yer alan ekiplerden biri olmanın sorumluluğunu taşıdık.
"AMACIMIZ NE BİR GÖSTERİ NE BİR MEYDAN OKUMAYDI, SADECE YAŞAM HAKKINI SAVUNMAKTI"
- Delegasyonumuz sağlık çalışanlarından hukukçulara, basın ve iletişim sorumlularından sivil toplum temsilcilerine kadar çok çeşitli alanlardan insanın özverili katkılarıyla görev yaptı. Her biri dayanışmanın, sabrın ve insani duyarlığın birer temsilcisi oldu. Gazze bugün yalnızca bir coğrafya değil, insanlığın vicdanıdır.
- Orada yaşananlar sessiz kalınarak geçiştirilebilecek bir gündem değil, çağımızın en ağır ahlaki sınavıdır. Bizler bu sınav karşısında sessiz kalmamak için yola çıktık. Amacımız ne bir gösteri ne bir meydan okumaydı, sadece yaşam hakkını savunmaktı. Bu yolculuğa tek bir cümle için çıktık: Hayatı korumak.
- Gittiğimiz her yerde sivillerin dokunulmazlığını, insani yardıma erişimin kesintisiz sağlanmasını ve şiddetsiz, hukuka saygılı bir dayanışmanın mümkün olduğunu anlatmaya çalıştık. Zorlu anlar yaşandı. Fakat her bir arkadaşımız sükûneti, iyi niyeti ve hukuka bağlılığı elden bırakmadı.
"ÇAĞRIMIZ AÇIK"
- Bugün güvenle burada buluşabiliyorsak bu, hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ilgili kurumlarının sağladığı kolaylaştırıcı destek hem de sivil toplumun, gönüllülerin ve ailelerin gösterdiği olağanüstü dayanışma sayesinde mümkün olmuştur. Cumhurbaşkanlığımıza, Dışişleri Bakanlığımıza, İçişleri Bakanlığımıza, Savunma Bakanlığımıza, ilgili dış temsilciliklerimize ve güvenlik birimlerimize süreç boyunca göstermiş oldukları koordinasyon ve dürüstlükten dolayı ayrıca teşekkür ediyoruz.
- Normal şartlarda İtalya bu konuda çok ön plana çıktı ama yalnızca bu konuda tam desteği Türkiye Cumhuriyeti sağlamıştır. Bu gerçekten onur vericidir ve onların üzerine ciddi bir etki bırakmıştır. Aynı şekilde sahada gönüllü olarak görev yapan insani yardım çalışanları, sağlık ekipleri, hukukçular, sivil toplum kuruluşları, haberin doğruluğu için çaba gösteren gazeteciler de bu sürecin farklı, sessiz kahramanlarıdır.
- Bugün çağrımız açıktır. Derhal ve kalıcı olarak saldırıların durdurulması, vahşetin ve soykırımın son bulması, sivillerin eksiksiz korunması ve insani yardımın kesintisiz, güvenlik içinde ulaştırılması, ambargonun kaldırılması, vahşetin durdurulması. Bu siyaset üstü bir insani zorunluluktur. Hepimiz biliyoruz ki, önce kanama durursa sonra yarayı sarabiliriz. Yarayı sarabiliriz; ancak ondan sonra kalıcı çözümler oluşturabiliriz."
Dışişleri'nden alıkonulan Türk aktivistlerle ilgili açıklama: 36'sı bugün dönecekDünya