Kalp krizi ve felç, dünya genelinde en yaygın ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Bu ciddi sağlık sorunları çoğu zaman kalp veya beyin gibi hayati organlara oksijen taşıyan kan damarlarının daralması ya da tıkanması sonucu ortaya çıkıyor.

Bilim insanları uzun yıllardır kolesterolün damar sertliğinde önemli rol oynadığını biliyor. Ancak son yıllarda bağışıklık sisteminin de bu süreçte kritik görev üstlendiği ortaya çıktı.

Almanya'daki Ludwig Maximilian University of Munich (LMU) araştırmacıları, bağışıklık hücrelerinin damar plaklarının oluşumu ve kararlılığı üzerindeki etkilerine ilişkin yeni bulgular elde etti.

Çalışmada, vücudun "temizlik ekibi" olarak tanımlanan makrofajlar mercek altına alındı. Bu bağışıklık hücreleri normal şartlarda mikropları, ölü hücreleri ve zararlı maddeleri temizleyerek dokuların sağlıklı kalmasına yardımcı oluyor. Ancak damar sertliği geliştiğinde süreç farklı işliyor.

Fareler üzerinde gerçekleştirilen ve dört boyutlu görüntüleme teknolojisinin kullanıldığı araştırmada, plaklar içerisindeki farklı makrofaj türlerinin davranışları detaylı şekilde gözlemlendi.

Araştırmanın merkezinde ise miR-147 adı verilen küçük bir molekül bulunuyor. MikroRNA ailesine ait olan bu molekül, hücrelerde genlerin nasıl çalışacağını düzenleyen biyolojik mekanizmaların bir parçası olarak görev yapıyor.

Bilim insanları, miR-147'nin ağırlıklı olarak yağ içermeyen makrofajlar tarafından üretildiğini ve bu hücrelerin temizlik görevlerini yerine getirirken damarlar üzerindeki olumsuz etkilerini sınırladığını belirledi.

Araştırmacılara göre miR-147, damar duvarlarında sağlıklı dengeyi koruyan önemli bir düzenleyici görevi üstleniyor. Molekül, hem zararlı iltihaplanmayı sınırlandırıyor hem de damar içindeki temizlik faaliyetlerini destekleyerek aterosklerozun ilerlemesini yavaşlatabiliyor.

Uzmanlar, elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini düşünüyor. miR-147 temelli tedavilerin, damar plakları içerisindeki belirli iltihaplanma süreçlerini hedef alarak faydalı bağışıklık işlevlerini korurken zararlı etkileri azaltabileceği ifade ediliyor.