Bilim insanları, düşük karbonhidratlı bir diyet olan ketojonik diyetin, tip 2 diyabetle mücadelede çok övülen Akdeniz diyetinden daha etkili olduğunu buldu.

Düşük karbonhidratlı diyetlerin ayrıca, on yılda beş kat artan ve yaygın olarak teşhis edilmediği düşünülen yağlı karaciğer hastalığı riskini de azalttığı bulundu.

Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi uzmanları, keto diyeti, Akdeniz diyeti ve az yağlı beslenme diyetini kıyasladı.

Cell Metabolism dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, düşük karbonhidratlı bir diyet uygulayan prediyabetli kişilerin yarısı, sadece beş ay sonra bu durumun kriterlerini artık karşılamıyor.

Bu durum, Akdeniz diyeti uygulayanların sadece üçte biri ve düşük yağlı diyet uygulayanların ise sadece yüzde yedisi için geçerliydi.

Araştırmanın baş yazarı Dr. Samuel Klein, bulgular hakkında, "Prediyabetiniz varsa, karbonhidrat alımını azaltmak, sadece kilo kaybının ötesinde metabolizma üzerinde önemli etkiler yaratabilir" dedi.

Ketojenik diyetler olarak da bilinen düşük karbonhidratlı diyetler, daha önce tip 2 diyabet tedavisindeki potansiyel faydaları açısından incelenmiştir.

Bu rejim, önemli ölçüde kilo kaybına ve daha iyi kan şekeri kontrolüne yol açabilir, ancak bazı kişilerde diyetin yüksek yağ içeriği nedeniyle kolesterolde artış da görülebilir.

Düşük karbonhidratlı, düşük yağlı ve Akdeniz diyetleri, sağlıkları için kilo vermesi gereken kişilere sağlık uzmanları tarafından sıklıkla önerilmektedir.

Üç beslenme tarzı da bileşimleri bakımından büyük farklılıklar göstermektedir; keto diyeti enerjisinin %70'ini yağdan karşılıyor.

Akdeniz diyeti ise balık, zeytinyağı ve kuruyemiş gibi sağlıklı yağlar ile lifli meyve ve sebzeleri ön plana çıkarıyor..

Ancak şimdiye kadar, özellikle diyabet riski yüksek olanlar için bu diyetlerden hangisinin en büyük sağlık faydalarını sağladığı net değildi.

Araştırma için ABD'li bilim insanları, obezite, prediyabet ve yağlı karaciğer hastalığı olan 42 kişiyi takip etti.