KREDİ KART BORCUNDA 7 GÜNLÜK HUKUKİ EŞİK: İCRA TAKİBİ NASIL İŞLİYOR?
Kredi kartı borçlarının ödenmemesi durumunda finansal süreçler yasal mevzuat çerçevesinde yürütülüyor. Asgari ödeme tutarının üst üste ödenmemesi üzerine borçlu dosyası icra dairesine sevk edilerek borçluya resmi "ödeme emri" tebliğ ediliyor. Tebligatın adrese ulaştığı günün ertesi gününden itibaren başlayan 7 günlük yasal süre, takip sürecinin seyrini doğrudan belirliyor.
İTİRAZ EDİLMEYEN İCRA TAKİBİ RESMEN KESİNLEŞİYOR
İcra ve İflas Kanunu hükümleri gereğince borçlu, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı 7 gün içinde borcun miktarına, faiz oranına veya borcun kendisine ait olmadığına dair icra dairesine yazılı itirazda bulunma hakkına sahip. Belirtilen 7 günlük süre içerisinde herhangi bir itiraz dilekçesi verilmediği takdirde icra takibi hukuken kesinleşiyor. Takibin kesinleşmesi, borçlunun borcu ve tutarı beyanen kabul ettiği anlamına geliyor.
TAKİBİN KESİNLEŞMESİYLE UYGULANACAK HACİZ ADIMLARI
İtiraz süresinin tamamlanarak takibin kesinleşmesiyle birlikte alacaklı taraf cebri icra yetkisi elde ediyor. Bu aşamadan itibaren borçlulara yönelik uygulanan yasal haciz adımları şu şekilde sıralanıyor:
Maaş Haczi: Sigortalı olarak çalışan borçluların işyerine resmi bildirim gönderilerek aylık net maaşın 1/4'üne (%25) haciz konuluyor.
Banka Hesaplarına Bloke: Elektronik haciz (e-haciz) sistemi üzerinden borçlunun tüm bankalardaki mevduat ve birikim hesaplarına bloke uygulanıyor.
Taşınır ve Taşınmaz Haczi: Borçlu adına kayıtlı araç, konut, arsa ve dükkan gibi mal varlıklarının tapu ve trafik sicillerine haciz şerhi işlenerek satış süreci başlatılabiliyor.
İkamet Adresi Tespiti: Borçlunun adresinde yapılan incelemelerde temel zorunlu ev eşyaları koruma altında tutulurken, lüks eşyalar veya aynı türden birden fazla olan varlıklar muhafaza altına alınabiliyor.
GECİKEN İTİRAZLARDA HUKUKİ YOLLAR NE?
Herhangi bir mücbir sebep olmaksızın 7 günlük yasal itiraz süresinin geçirilmesi halinde icra takibinin durdurulması zorlaşıyor. Bu aşamadan sonra takibe müdahale edebilmek ancak yetkili mahkemelerde açılacak "Menfi Tespit Davası" (borçsuzluk davası) ile mümkün olabiliyor. Mağduriyet yaşanmaması adına resmi tebligatların zamanında incelenmesi ve yasal süreler içinde gerekli başvuruların yapılması gerekiyor.