Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, "30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü" kapsamında geldiği New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi'ndeki toplantıda hazır bulunan daimi temsilcilere hitap etti.
Dünyanın "insanlığın ortak evi" olduğunu belirten Kurum, "Dünya değişiyor, küresel gerçekler yeniden şekilleniyor. İçinden geçtiğimiz dönem; jeopolitik kırılmaların arttığı, belirsizliklerin derinleştiği, risklerin çoğaldığı bir dönem ve hepimiz bundan etkileniyoruz." ifadesini kullandı.
Kurum, Orta Doğu'daki gerginliklerin ve Hürmüz Boğazı'ndaki risklerin, enerji ve su güvenliğini tehdit ettiğini vurgulayarak, Rusya-Ukrayna çatışmasının devam ettiğine, bölgesel güvenlik ve enerji akışlarının baskı altında olduğuna, bölgesel ve küresel siyasi dengelerin kodlarının kökten değiştiğine dikkati çekti.
Tüm bunların yanında küresel çapta etkisi süren kuraklık, su stresi ve aşırı hava olaylarının arttığını kaydeden Kurum, iklim krizinin olumsuz etkilerinin siyasi, ekonomik, kültürel bir dönüşümü de tetiklediği değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Kurum, şöyle devam etti:
"Biliyoruz ki; dünyamıza karşı da sorumluluklarımız var. Artık her sabah, dünyanın herhangi bir köşesindeki doğal afetin acı sonuçlarına, yıkıcı etkilerine uyanıyoruz. İnsanlık şayet, sürdürülebilir bir geleceğe ulaşacaksa, bunun yegane yolu vardır. O da tüm ülkelerin eşit hakka sahip olduğu bir dünya düzenine erişmektir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da ifade ettiği gibi, kimseyi geride bırakmayan bir anlayış değişimidir, daha adil bir dünyayı kurmaktır. COP31 vizyonumuzun temeli de bu; daha adil bir dünya için taahhütleri uygulamaya dönüştürmek, güveni inşa etmek ve somut sonuçlar üretmek."
"MALİYET KATLANARAK BÜYÜYECEK"
Aynı zamanda COP31 Başkanı olan Kurum, dünya nüfusunun yarısının, yılın en az bir ayında su kıtlığı yaşadığını ve 2035'e kadar elektrik ihtiyacının yüzde 40 ila yüzde 50'nin üzerinde artmasının beklendiğini dile getirdi.
Kurum, "Belki de en çarpıcı veri şu; küresel iklim finansmanı ihtiyacı yıllık 7,5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde. Bugün ulaşılan finansman ise yalnızca 1,9 trilyon dolar düzeyinde. Aradaki bu farkın bize ne söylediğini biliyorsunuz; bu mücadele hızlanmazsa, maliyet katlanarak büyüyecek." diye konuştu.
Bu nedenle COP31'i yalnızca yeni taahhütlerin dile getirildiği bir platform olarak görmediklerinin altını çizen Kurum, "Biz COP31'i küresel bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz; sürece güçlü bir tecrübe ve net bir vizyonla hazırlanıyoruz." dedi.
"DAHA FAZLA SÖZ SÖYLEMEYİN, DAHA FAZLA SONUÇ ÜRETİN"
Kurum, konuşmaktan çok çözüm üretmenin önemine işaret ederek, "COP31 Başkanlığı yaklaşımımız 3 temel ilkeye dayanıyor; diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Diyalogla, insanlığın bize olan güvenini yeniden tesis edeceğiz. Uzlaşıyla, ortak derdimize, ortak devalar bulacağız. Eğri oturup doğru konuşalım, artık dünya şunu bekliyor ve söylüyor; daha fazla söz söylemeyin, daha fazla sonuç üretin. Halklarımızın bu beklentisine cevap vermek zorundayız. Çok taraflı sistemde, güveni yeniden tesis etmeliyiz." ifadelerini kullandı.
COP31 Başkanlığı olarak bu konuda somut adımlar için çalışacaklarını vurgulayan Kurum, finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme gibi kritik başlıkları, COP31'in "tam kalbine koyacaklarını", finansman olmadan dönüşümün, teknoloji olmadan hızlanmanın, kapasite yoksa sürdürülebilirliğin mümkün olmadığını belirtti.
Bakan Kurum, şunları söyledi:
"COP31 gündemimiz, somut ve ölçülebilir adımlar atmak olacak. Atık yönetimi alanında emisyonları azaltacak, döngüsel ekonomiyi güçlendireceğiz. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde başlayıp, bugün küresel bir çevre seferberliğine dönüşen sıfır atık hareketini ve kazanımlarımızı tüm dünyayla paylaşacağız. Temiz enerjiye erişimi olmayan 730 milyon insan için çözüm üretmeye katkı sağlayacağız. Sanayi sektörünü net sıfır hedefleriyle uyumlu hale getireceğiz. İklim dirençli şehirleri yaygınlaştıracağız. Su, tarım ve gıda güvenliği alanlarında uyum politikalarını güçlendireceğiz. Biyolojik çeşitliliği koruyan ve karbon yutak alanlarını artıran adımlar atacak, gençlerimizi, iklim kriziyle mücadelenin merkezine taşıyacağız."
Kurum, "Taahhüt niyet beyanı; uygulama ise güvendir." diyerek, COP31 Başkanlığı'nın bu güveni inşa etmeye talip ve Türkiye'nin bu süreci sonuç üreten bir zemine taşımakta kararlı olduğunun altını çizdi.
Kurum, konuşmasının son bölümünde, "Bugün sizlerin huzurunda, tüm insanlığa bir çağrım olacak; bu çağrı, küresel bir öze dönüş çağrısıdır. Tüm insanlık olarak, doğuştan gelen fıtratımıza, bizi biz yapan özümüze geri dönmeliyiz. Bir insanlık sorunu haline gelen iklim krizine karşı niyetlerimizi, yüreklerimizi ve ellerimizi birleştirmeliyiz." ifadelerini kullandı.
İnsanlığın bir tercih yapmak durumunda olduğunu belirten Kurum, "Ya doğayı korunacak bir emanet bilen özümüze döneceğiz ya da yok ettiğimiz dünya ile beraber biz de yok olacağız. Ya mevcut gidişatı izlemeye devam edeceğiz ya da ortak iradeyle gidişata yön vereceğiz." dedi.
Kurum, "COP31’deki güçlü liderliğimizle; küresel iklim diplomasisinde yeniden güveni, işbirliğini, kardeşliği ve aksiyonu hakim kılacağız." diyerek, salondaki ülke temsilcilerini de "bu ortak iradenin parçası olmaya, çözüme katkı sunmaya ve birlikte sonuç üretmeye" davet etti.
“TÜRKİYE’NİN ADIMLARI YARINLARI ŞEKİLLENDİRECEK”
Ayrıca Kurum, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde, Uluslararası Sıfır Atık Günü'nü kutlamak üzere düzenlenen üst düzey etkinlikte konuştu.
Söz konusu toplantının, insanlığın geleceğine sahip çıkmak, doğaya ve kaynaklarına saygıyı hatırlamak için düzenlendiğini söyleyen Kurum, şu ifadeleri kullandı:
"Hepimiz biliyoruz ki; Türkiye’nin sıfır atık ve iklim kriziyle mücadelede bugün attığı adımlar, yarının dünyasını şekillendirecek. Şurası çok açık; tüketim alışkanlıklarımız değişmeden, geleceğimizi korumamız mümkün değil. Bugün ürettiğimiz atık miktarı, doğanın kendini yenileme hızını aşmış durumda. Biz Türkiye olarak, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadeleriyle, bu anlayışı bir politika değil, bir seferberlik olarak ele aldık.
Kısa sürede milyonlarca insanın hayatına dokunan, alışkanlıkları değiştiren toplumsal bir dönüşüm başlattık. Çünkü doğamız yoruldu, kaynaklarımız azaldı, dengemiz bozuldu. Bakın, sadece 2022 yılında bile, yaklaşık 1 milyar ton gıda, yani toplam gıdanın yaklaşık 5'te 1'ini israf etmişiz. Sadece gıda israfının azaltılması bile; çok yüksek etki bırakabilecek bir iklim çözümü olarak önümüzde duruyor."
“SIFIR ATIK MECBURİYET”
Sıfır atığın önemini örneklerle anlatan Kurum, "Sıfır atık bir tercih değil, bir mecburiyettir. Biz Türkiye olarak, bu düşüncemizi sadece bireysel çabalarla değil, kurumsal ve toplumsal seferberliklerle destekledik." dedi.
Kurum, bugün Türkiye’de 205 bin noktanın Sıfır Atık Yönetim Sistemi'yle donatıldığını, geri kazanım oranının yüzde 36’ya yükseldiğini, toplumun her kesiminde bu konuda bir zihniyet değişikliği gerçekleştirdiklerini belirterek, bu sayede, 74,5 milyon ton atığın geri kazanıldığı, 553 milyon ağaç kurtarılarak 150 milyon ton karbon salımının önlendiği bilgilerini paylaştı.
"COP31 sürecinde Türkiye olarak attığımız adımların, sadece kendi ülkemizle sınırlı kalmaması; komşu ülkelerden Afrika’ya, Asya’dan Latin Amerika’ya kadar yayılarak fark yaratması için çabalayacağız" diyen Kurum, bunun "sözde kalmayacağını eyleme geçmenin yolunu arayacaklarını" dile getirdi.
İklim değişikliğine karşı artık "sıfır tolerans" sergilediklerini vurgulayan ve bunun bilinciyle COP31’de Antalya’da tüm dünyaya "en güçlü mesajı vereceklerini" belirten Bakan Kurum, salondaki herkesi Antalya’ya davet etti.
Sıfır atık yaklaşımıyla, COP31 boyunca gıda israfının önlenmesine dair tüm yenilikçi sistemleri ve somut taahhütler geliştirilmesini sonuna kadar destekleyeceklerini ifade eden Kurum, "Bugün attığımız her adım, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın geleceğini belirleyecek. Biz, insanlığın sesi ve eylemin öncüleriyiz." diye konuştu.
Kurum, sıfır atık hareketini Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan’ın bir vicdan ve gönül inisiyatifi olarak insanlığa armağan ettiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
"Emine Erdoğan Hanımefendi’nin şu uyarısı çok çok kıymetlidir; 'Türkiye, ortak evimize karşı hissettiği yüksek sorumluluk şuuruyla, sıfır atık uygulamasına geçmek isteyen tüm milletlere rehber olmalıdır.' Rehber olmalıyız çünkü Pakistan’da bir okul atıkları ayrıştırırsa, Afrika’da bir köy temiz suya kavuşur. Eğer Endonezya’da bir ada deniz temizliği yaparsa, Karayipler’deki mercan resifleri yeniden canlanır. Eğer Almanya’da bir işletme sıfır atık sistemi kurarsa, Asya’daki şehirlerde hava ve su kalitesi yükselir. Şimdi küresele dair, insanlığa dair bu anlayışımızı yeni bir safhaya taşıyoruz."
Üst düzey etkinlikte, Sıfır Atık Projesi'nin fikir mimarı ve destekleyicisi Emine Erdoğan ile BM'nin en üst yetkilisi olarak kuruluşundan itibaren bu projeye destek veren Genel Sekreter Antonio Guterres'in video mesajları yayınlandı.
Cemil Tugay sert çıktı: Sadece bizi suçluyorlarGündem