Merkez Bankası'nın (TCMB) bugün açıkladığı enflasyon raporunda dikkat çeken bir karşılaştırmaya da yer verdi.
Raporda, geçen sene 19 Mart'ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) dönük yargı operasyonu ile bu sene şubat sonunda ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın ardından Türkiye'deki net döviz talebi gelişmeleri karşılaştırıldı.
2025 şok döneminin (Mart-Mayıs 2025), "yurt içi gelişmeler ile küresel ticaret politikasına ilişkin belirsizliklerin eş zamanlı olarak yoğunlaştığı çoklu bir şok ortamını yansıtmakta olduğu belirtilirken, 2026 şok döneminin (Şubat-Nisan 2026) ise "bölgesel jeopolitik gerginliklerin küresel risk iştahını kayda değer ölçüde baskı altına aldığı bir döneme karşılık geldiği" aktarıldı.

NET DÖVİZ TALEBİNDE ASLAN PAYI YABANCIDA
Rapordaki ilk bulguya göre, net döviz talebinin büyük bölümü her iki dönemde de yurt dışı yerleşiklerden kaynaklandı. Bu kapsamda, yurt dışı yerleşiklerin toplam döviz talebi içindeki payı 2025 şok döneminde yüzde 70,2, 2026 şok döneminde ise yüzde 71,5 olarak gerçekleşti.
Yurt içi yerleşiklerin toplam talep içindeki payı ise her iki dönemde de sınırlı kaldı; sırasıyla yüzde 29,8 ve yüzde 28,5 düzeyinde gerçekleşti. Yurt içi yerleşiklerin net döviz talebinin yurt dışı yerleşiklere kıyasla ılımlı seyretmesi dikkat çekici bir bulgu olarak öne çıktı.

SEKTÖREL FARK AÇILDI
Rapordaki ikinci bulguya göre, yurt içindeki kurumsal döviz talebinin sektörel bazda dağılımı incelendiğinde, kurumsal döviz talebi açısından iki dönem arasında belirgin bir farklılaşma dikkat çekti.
2025 yılındaki şok döneminde kurumsal döviz talebi sektörler arasında görece dengeli bir dağılım sergilemişti. Enerji sektörü yüzde 42 pay ile en yüksek katkıyı sağlarken banka dışı finans (yüzde 27) ve ticaret (yüzde 7) sektörlerinin de belirleyici olduğu görüldü. Bu geniş tabanlı dağılımın söz konusu dönemin çok boyutlu şok niteliğiyle örtüştüğü değerlendirildi.
Buna karşın 2026 şok döneminde tablo önemli ölçüde değişti. Bu dönemde, enerji, banka dışı finans ve altın sektörlerindeki net döviz talebi belirgin bir yükseliş sergilerken diğer sektörlerin paylarının gerilediği görüldü. Bu dönemde enerji sektörünün net döviz talebi içindeki payının yüzde 56’ya ulaştığı, altın sektörünün net döviz talebindeki payının ise yüzde 7’den yüzde 36’ya yükseldiği görüldü.
Bankadışı finans sektörünün payındaki artışın ise yatırım fonları ve benzeri finansal kuruluşların portföylerindeki kıymetli metal ağırlığını artırmasından kaynaklandığı tahmin edildi.
Öte yandan, başta ticaret, imalat ve otomotiv olmak üzere diğer sektörlerin paylarının negatife dönmesi, bu sektörlerdeki kurumsal yatırımcıların nette döviz satıcısı olduklarına işaret etti.
Bu çerçevede, 2026 şok dönemindeki kurumsal döviz talebinin büyük ölçüde emtia fiyat dinamikleriyle şekillendiği ve jeopolitik belirsizlik ortamında yüksek oynaklık sergileyen petrol ve altın fiyatlarının bu sektörlerdeki döviz talebini artırdığı değerlendirildi.

TALEP ALTINA KAYDI
Rapordaki üçüncü bulguya göre, bireysel döviz talebinde iki dönem arasında belirgin bir kompozisyon farklılaşması ortaya çıktı. 2025 yılı şok döneminde bireysel talep ağırlıklı olarak döviz alımı üzerinden şekillenirken talebin yaklaşık yüzde 84'ü doğrudan döviz alımından oluştu.
Buna karşın 2026 yılındaki şok döneminde talep kompozisyonu önemli ölçüde farklılaştı. Bu dönemde, bireysel döviz talebi büyük oranda kıymetli metaller üzerinden gerçekleşirken ve kıymetli metal talebinin payı yüzde 95'e ulaştı.
Rapordaki dördüncü bulguya göre, bireysel yatırımcıların ons altın fiyatlarındaki gerilemenin ardından kıymetli metal talebini artırdığına işaret etti. Bu durum,
bireysel kıymetli metal talebinin fiyat gelişmelerine duyarlı bir yapı sergilediğini gösterdi.
Elde edilen bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, farklı nitelik ve kaynaklardaki dışsal şoklara karşın yurt içi döviz iştahının her iki dönemde de sınırlı seyrettiği görüldü.
Kurumsal talebin emtia fiyat dinamikleriyle açıklanabilir bir sektörel yoğunlaşma göstermesi ve bireysel talebin doğrudan döviz alımından ziyade kıymetli metal tercihi üzerinden şekillenmesi, yatırımcı davranışlarının şokun ekonomik içeriğiyle tutarlı olduğuna işaret etti.
Şimşek programında enflasyon fiyaskosuEkonomi
Merkez Bankası enflasyon tahminlerini yükselttiEkonomi