TBMM Genel Kurulu, Karayolları Trafik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri için toplandı. Yeni Yol Grubu'nun "Bireysel silahlanmanın ulaştığı boyutun, şiddet eğilimleriyle ilişkilerinin, yerel güvenlik politikaları, yasal düzenlemeler ve denetim mekanizmalarının yeterliliği açısından çok boyutlu biçimde incelenmesi; ruhsatsız silah ediniminin önlenmesine yönelik etkin politikaların geliştirilmesi; eğitim, denetim ve sosyal farkındalık temelli bir yaklaşımın hayata geçirilmesi" amacıyla verdiği araştırma önergesiyle ilgili grup önerisi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.
Yeni Yol grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Elif Esen, bireysel silahlanmanın Türkiye’de ulaştığı boyuta dikkat çekti. Esen, bireysel silahlanmanın artık yalnızca bir güvenlik meselesi olmaktan çıktığını belirterek, bunun toplumsal barışı, yaşam hakkını ve adalet duygusunu zedeleyen yapısal bir sorun haline geldiğini söyledi. Silahlı şiddetin kadınlar ve çocuklar açısından yüksek risk ürettiğini vurgulayan Esen, çocukların suça sürüklenmesine ilişkin yürütülen Meclis çalışmalarında bireysel silahlanmanın etkisinin göz ardı edilemeyeceğini ifade etti.
"TABLO SORUNUN MÜNFERİT DEĞİL, SİSTEMATİK OLDUĞUNU AÇIKÇA ORTAYA KOYMAKTA"
Türkiye'de ruhsatsız silahlara ve kesici-delici aletlere erişimin son derece kolay olduğuna dikkat çeken Esen, bireysel silahlanmanın yaygınlaşmasının temelinde "Devlet beni koruyamaz" ve "Kendi adaletimi kendim sağlarım" anlayışının yattığını söyledi. Ancak verilerin bu algının tersini gösterdiğini kaydeden Esen, Umut Vakfı’nın Türkiye Silahlı Şiddet Haritası 2024 Raporu’na göre yalnızca 2024 yılında 3 bin 801 silahlı şiddet olayı yaşandığını, bu olaylarda 2 bin 370 kişinin hayatını kaybettiğini, 3 bin 829 kişinin yaralandığını belirtti. Esen, silahlı olayların yüzde 84’ünün bireysel silahlarla gerçekleştiğini vurgulayarak, "Bu tablo sorunun münferit değil, sistematik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır" dedi.
Silahlı şiddetin yalnızca fail ve mağduru değil, aileleri, çocukları, mahalleleri ve toplumu bütünüyle etkilediğini ifade eden Esen, denetimsizlikle birleşen silahlanmanın toplumsal sorunların kök nedenlerinden biri hâline geldiğini söyledi. Sosyal medyada silahın normalleştirilmesi, dijital mecralarda ruhsatsız silah ticareti, yetersiz denetim mekanizmaları, dizi ve filmlerde şiddetin meşrulaştırılması ile ruhsat süreçlerindeki boşlukların artık görmezden gelinemeyeceğini dile getirdi.
Meclis araştırması önerisiyle kimseyi suçlama amacı taşımadıklarını belirten Esen, devletin elindeki verilerin, denetim kapasitesinin ve yasal çerçevenin şeffaf ve bütüncül biçimde ele alınmasını hedeflediklerini söyledi. Esen, çözüm için silaha erişimin zorlaştırılması, ruhsatsız silahlar için caydırıcı yaptırımlar, ruhsatlandırmada psikolojik değerlendirmelerin güçlendirilmesi, ev içi şiddet vakalarında silaha hızla el konulması ve önleyici sosyal politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Esen, "Yaşam hakkını korumak için çocukların, kadınların, gençlerin güven içinde yaşayabileceği bir Türkiye için bu araştırmanın açılmasını gerekli ve zorunlu görüyoruz" diye konuştu.
"SOSYAL MEDYA MECRALARI NASIL OLUYOR DA ADETA YASA DIŞI SİLAH FUARLARI GİBİ ÇALIŞABİLİYOR?"
İYİ Parti Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar da bireysel silahlanmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Vatandaşların can güvenliği ve iş riskleri gibi gerekçelerle silahlanmaya yöneldiğini belirten Kırkpınar, denetimsizliğin toplumu "patlamaya hazır bir cephaneliğe" dönüştürdüğünü söyledi. Asıl tehlikenin ruhsatlı silahlardan ziyade devletin hiçbir kaydında yer almayan, elden ele dolaşan milyonlarca ruhsatsız silah olduğunu vurgulayan Kırkpınar, "Eğer yasalarınız ve uygulamalarınız bu kadar sarsılmaz ise sosyal medya mecraları nasıl oluyor da adeta yasa dışı silah fuarları gibi çalışabiliyor" ifadelerini kullandı.
"HER 10 KİŞİDEN 9’UNUN RUHSATSIZ SİLAHI VAR"
CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Yeni Yol grubunun araştırma önerisini desteklediklerini belirterek, Türkiye’de bireysel silahlanmanın ulaştığı boyutun endişe verici olduğunu söyledi.
Bayraktutan, Umut Vakfı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 40 milyon silah bulunduğunu, bunlardan sadece 4 milyonunun ruhsatlı olduğunu ifade ederek, "Her 10 kişiden 9’unun ruhsatsız silahı var. Ruhsatsız silahların artmasıyla suç oranları da artıyor" dedi.
Bayraktutan, 6136 sayılı Kanun’daki cezaların caydırıcı olmadığını vurgulayarak, düğünlerde ve kadın cinayetlerinde silah kullanımının yüksek olduğunu söyledi. Ayrıca internet üzerinden pompalı tüfek, tabanca ve havalı silahların serbestçe alınıp satılabilmesini eleştiren Bayraktutan, Meclis araştırmasının bu tür satışların ve bireysel silahlanmanın önlenmesine yönelik caydırıcı tedbirlerin belirlenmesine katkı sağlayacağını kaydetti.
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşcı ise partisinin basın mensuplarının haklarını ve güvenliğini güvence altına almak amacıyla verdiği araştırma önerisine ilişkin konuştu. Taşcı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü öncesinde Hasan Tahsin’den Uğur Mumcu’ya, Ahmet Taner Kışlalı’dan Onat Kutlar’a kadar hayatını kaybeden basın emekçilerini saygıyla anarak, günümüzde gazeteciliğin ciddi tehditler altında yapıldığını ifade etti. Taşcı, gazetecilerin yalnızca işlerini yaparken değil, sosyal medya üzerinden tehdit ve şantajlarla, evlerine gönderilen bombalı paketlerle veya çocuklarının hedef gösterilmesi gibi tehlikelerle karşı karşıya kaldığını dile getirdi.
Taşcı, gazetecilerin düşük ücretle çalıştırıldığını, sendikalaşma ve toplu sözleşme haklarının oldukça sınırlı olduğunu vurguladı. Ayrıca, Müyesser Yıldız, Barış Terkoğlu, Özlem Gürses ve Furkan Karabay gibi isimlerin yaşadığı gözaltı, ev hapsi ve ceza uygulamalarına örnek vererek, Türkiye’de basın özgürlüğünün ciddi şekilde tehdit altında olduğunu kaydetti. "Gazetecilerin mesleklerini onur ve insan haklarına uygun şekilde sürdürebileceği bir ortamın sağlanması demokratik yaşamın temel gereğidir" diyen Taşcı, İYİ Parti olarak hem iş güvencesini ve sosyal hakları güçlendirecek hem de dijital ortamın getirdiği hak kayıplarını giderecek bir Meclis araştırma komisyonu kurulmasını talep ettiklerini bildirdi.
Öte yandan DEM Parti'nin de Halep'te sivillere yönelik saldırıların bölgesel barış ve Türkiye'nin dış politikası üzerindeki etkilerinin ortaya konulması amacıyla TBMM'ye verdikleri araştırma önerisi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, DEM Parti'nin grup önerisine ilişkin yaptığı konuşmada Suriye’deki savaşın Türkiye üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Tanrıkulu, "Türkiye, 12 yıldır devam eden Suriye Savaşı’nı en yakından takip eden, en iyi anlayan ve aynı zamanda bu savaşın en ağır bedelini ödeyen ülkedir. Aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının doğrudan müdahil olduğu bir savaştır" ifadelerini kullandı. Tanrıkulu, Halep’te yüzyıllardır farklı kimliklerin bir arada barış içinde yaşadığına işaret ederek, "Kürtler, Türkmenler, Araplar, Hristiyanlar, Dürziler, Süryaniler ve Yezidiler bu kentte birlikte yaşamıştır. Bu birlikte yaşamı güçlendirmek mümkünken; 200 binden fazla insanın yerinden edilmesine yol açacak bir politikanın aracı Türkiye olmamalıdır" dedi. Tanrıkulu, AK Parti iktidarına Halep ve Fırat’ın batısındaki Kürtlere yönelik olası "etnik temizliğe" göz yummaması çağrısında bulundu.
Türkiye’nin görevinin Suriye’deki tüm kimlik ve halkların iradesine uygun, demokratik bir sürecin inşa edilmesini sağlamak olduğunu belirten Tanrıkulu, "Türkiye, diplomasiyi, müzakereyi ve diyaloğu sonuna kadar zorlamalı, etnik temizliğe yol açabilecek hiçbir politikaya izin vermemelidir" dedi.
CHP'NİN EMEKLİLERLE İLGİLİ ÖNERİSİ DE REDDEDİLDİ
CHP'nin emekli aylığının artırılması, emeklilerin yaşadığı gelir adaletsizliğinin giderilmesine yönelik verdiği araştırma önerisi, AKP ve MHP'nin oylarıyla reddedildi.
Araştırma önerisi üzerine konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, şu ifadeleri kullandı:
- "Emekliye ilk kez maaş değil, harçlık veriliyor. Bu verdiğiniz maaş değil, maalesef sadaka. Günde 600 lira; iki kişi olsa 300 lira, öğün başı 100 lira. Allah aşkına, bu harçlıkla çorba bile alınamıyor. Ne maaşı? Bir mercimek çorbası 180-200 lira. Emekliye harçlık değil, maaş vermelisiniz.
- AK Partililer, bakın, çocuklarınız vardır mutlaka. Örneğin Orhan Yegin'e söyleyeyim; Orhan Yegin çocuğuna 100 lira harçlık verse ne olur? Yüzüne vurur, elini öpmez. İşte emekliye verilen de bu. Açlığın derdinden tok alınamaz. Ama bilin ki mazlumun ahı çıkar. Mazlumun alkışıyla geldiniz, mazlumun gözyaşıyla gideceksiniz.
"MEMLEKETİN EN BÜYÜK SORUNU YOKSULLUK VE AÇLIK"
- Memleketin en büyük sorunu yoksulluk ve açlık. Bunu en çok hisseden emekli. Mutlaka bir komisyon kurulmalıdır. Değerli arkadaşlar, ne oldu bu ülkeye? Savaş mı çıktı? Kıtlık mı oldu? Maalesef memlekete haramiler dadandı. Memleketteki o güzel ülkenin, zengin ülkenin parasını, imkanını 40 haramilere ve yandaşlarınıza yedirdiniz, peşkeş çektiniz.
- Memleket, emekli kötü. Şimdi size ‘Yalan Rüzgarı’ dizisini çeviren bir kurumun adını soracağım. TÜİK'te yalan, entrika hepsi var. Her zaman yıl sonu yaklaşınca vitesi küçültüyorlar. Neden? Değerli arkadaşlar, emekliye az maaş verilmesi için. Bu yalancı dedi ki: 'Yıllık enflasyon yüzde 30,89.' Emekliye 6 aylık enflasyon zammı 2 bin 57 TL olarak yansıtıldı.
- Bu şekilde 16 bin 881 liralık maaşa 2 bin 57 lira zam geliyor. 2 bin 57 lirayla emekli ne alacak Allah aşkına? 2 bin lirayla bir lokantada iki öğün yemek yiyemezsiniz. Bir pazar parası bile değil. Altın gramının üçte birini alamıyor, bir evin doğal gazı 3-4 bin lira, kışlık palto hayal, pantolon bile alınamaz. 2 bin 57 lira günlük 68 liraya geliyor. 20 lira simit, 25 lira çay…
- Bu para bir günlük çaya bile yetmiyor. Temmuz 2025’ten bugüne emeklinin gelir kaybına bakın: Dana etinde 4 bin 250 lira, tavuk etinde 3 bin 975 lira, ayçiçeğinde 6 bin 440 lira kayıp var. Bu maaş cebe girmeden kayıtlar devam ediyor.
"21-22 BİN LİRA ÇIKARILACAK AMA YETMEZ"
- Şimdi belki 21-22 bin lira çıkarılacak ama yetmez. Yetmez, yetmez, yetmez. Yakınlarınıza sormayın. Sokağa çıkın, emeklilere sorun. Bu para neye yeter? Bu para vicdansızlıktır. Bu para ahlaki bir sorundur. Türkiye’de 2 milyonun üzerinde emekli çalışıyor. Kayıt dışı çalışanları kattığınızda yaklaşık5 milyon emekli çalışıyor. Bu utanç sizin.
- 78 yaşındaki bir emekli inşaattan düşüp ölüyorsa bunun sorumlusu sizsiniz. 2003’te ortalama emekli aylığı, kişi başı milli gelire yüzde 52 oranındaydı. 2023’te yüzde 29’a geriledi. Yani yarı yarıya azaldı. Planlı olarak bu hale getirildi. Memur emeklileri var: 2023’te en düşük memur maaşı 392 TL, en düşük memur emekli maaşı 376 TL idi, oran yüzde 96. Bugün en düşük emekli maaşı 21 bin 798 TL, oran yüzde 43’e düşmüş.
- Bir de memur emeklileri var. Ne dediniz? 2023'te zora geldiniz, seçimi kaybettiğinizi gördünüz, memur emeklisine 8 bin 77 TL seyyanen zam yaptınız. O günden bu yana tam otuz ay geçti, hem ittifak ortağınız hem sizler ne dediniz seçimden önce? 'Emekliye de seyyanen zammı yansıtacağız.' dediniz. Bakın, tam otuz aydan beri her emeklinin cebinden 414 bin 594 TL çalınmış durumda.
- Eskiden memur emeklisi asgari ücretin iki katını alabiliyordu, bugün ancak yarısını alabiliyor. Emeklilerin yaşadığı bu sorunun çözülmesi için mutlaka bir araştırma komisyonu kurulmalıdır. Birazdan bakacağız, eller nereye kalkacak, hayra mı kalkacak, şerre mi kalkacak? İnşallah, şaşarsınız, bu konuda şaşıp 'evet' oyu verirsiniz."