CHP Grup Başkanı Özgür Özel'i, Kastamonu'dan Karabük’e giderken vatandaşlar Safranbolu’da karşıladı.
Safranbolu Misak-ı Milli Demokrasi Meydanı'nda vatandaşlara seslenen Özel, “Ankara’dan yola çıktık; Sivas’a, Çorum’a, Kastamonu’ya gittik. Şimdi Zonguldak’a, programa gidiyorduk. İl Başkanımız, değerli yöneticilerimiz, belediye başkanlarımız Karabük’ten geçerken ‘Yola çıkmak istiyorlar’ dediler. Çok oluyor, benzinliklere gidiyorlar, oralarda toplantı oluyor. ‘Ben geleyim, bir selam vereyim’ dedim. Ama gerçekten duygularımı ifade etmekte de zorlanıyorum. Safranbolu’da yazın ortasında, hafta içinde, bu vakitte böyle bir karşılamaya gerçekten minnettarım” dedi.

"TÜRKİYE SİYASİ TARİHİNİN ÖNEMLİ KIRILMA NOKTALARINDAN BİRİNDEYİZ"
Özel, sözlerine şöyle devam etti:
- "Özellikle şunu söylemek istiyorum. Türkiye siyasi tarihinin önemli kırılma noktalarından birindeyiz. Maalesef öyle bir noktadayız ki bu topraklar neler neler gördü. Askeri darbeler gördü. Muhtıralar gördü. Postmodern darbeler gördü. Darbelerden demokrasi çıkartan, muhtıradan bir demokrasi manifestosu çıkartan kara oğlanı da gördü.

- Bazı süreçlerde ortaya çıkan mağduriyetlerin siyasi partileri yarattığını bazı mağduriyetlerin bazı liderlerin önünü açtığını da gördü. Ama Türkiye ilk kez bir şey görüyor: Seçilerek gelmiş olan bir iktidarın, yıllarca seçim kazanmış bu milletin oyunu almış iktidarın, artık yüzünü değil sırtını döndüğü emeklilerin, emekçilerin, çiftçilerin ve geleceğini kararttığı gençlerin isyanıyla Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kurulduğu günden beri ilk kez yenilgiyle tanıştığını, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi değişiminin Türkiye'nin değişimi anlamına geldiğini, göreve geldikten sonra CHP'deki değişim kadrolarının söz verdikleri gibi girdikleri ilk seçimde partiyi birinci parti yaptıklarını, bütün anketlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarı değiştirmek için önde gittiğini gördüler.
- Ve görevdeki iktidar kendinden sonra gelecek olan iktidar partisine darbe yapmaktadır. Bir darbe girişimiyle karşı karşıyayız. Bunu da gördük. Şunu bilin. Bu parti adaysızlaştırılmak, kurumsuzlaştırılmak ve lidersizleştirilmek isteniyor. Geçmişte darbeyi general üniformasıyla yapıyorlardı; şimdi savcı cübbesiyle darbe yaptırıyorlar.

"8 AY BİLE MUHALEFETE TAHAMMÜL ETMEMEK GİBİ BİR MESELEM VAR"
- Bu büyük kötülüğe karşı bizim susmamızı, sinmemizi, oturmamızı öğütlediler. Benim gözümün içine baka baka dediler ki, 'daha gençsin, 50 yaşındasın, 30 sene daha partinin başında oturursun' dediler. Benim 80 yaşına kadar partinin başında durmak değil 8 ay bile muhalefete tahammül etmemek gibi bir meselem var.
- Öyle 30 yıl partinin başında uslu uslu oturacağıma bu darbeye direnmeye kararlıyım. 19 Mart'ta Cumhurbaşkanı adayımızı aldılar, direndik. 14 Ay boyunca direndik. En son partimizin son 4 kurultayında 4-5 Kasım 2023'te yarıştık, ben kazandım. Ardından 6 Nisan 2025'te olağanüstü kongrede aynı delege geldi, oy birliğiyle beni seçti.

- 21 Eylül 2025'te İstanbul delegesi olmasın dediler. Oy birliğiyle gelip beni seçti. Oy koyduk Safranbolu'ya, mahalle mahalle doğru mu? Köy köy doğru mu? O sandıktan ilçeleri illeri seçtik. Doğru mu? O delegeler 2025'te gittiler ve sıfırdan bir kongre yapıldı.
- O kongrede karşımıza rakip çıktı mı? 1333 oyla parti tarihini rekor oyla genel başkan olmuşuz. 1975'ten beri kimseye nasip olmamış. Tüm yönetim listemiz delinmeden gelmiş. O gün yapılan seçimlerle defalarca dört kez üst üste mazbata almışız.

"BU MESELE CHP'NİN İÇ MESELESİ DEĞİL; ERDOĞAN İLE MİLLETİN ARASINDAKİ MESELEDİR"
- Tayyip Erdoğan diyor ki, 'Bu çocuktan olmaz. Bu olursa en doğru cumhurbaşkanı adayını bu bulur. Bu olursa CHP'yi iktidar yapmaya yemin etmiş. Geldiği gibi söz verdi ilk seçimleri kazandı. Ben yenilmezdim. Beni yendi. Partim CHP'yi yenemeyecek, benim kadın kollarım CHP kadın kollarıyla baş edemez, gençlik kolları gençlik kollarıyla baş edemez. Onun için ne yapalım? CHP'ye darbe yapalım. Seçilmişi götürelim atanmışı getirelim. İşte bu mesele tam da burada söyleyeceğim: Bu mesele Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında CHP'nin iç meselesi değildir; bu mesele Recep Tayyip Erdoğan ile milletin arasındaki meseledir.

"BU REJİM KORKU REJİMİDİR"
- Bir şeyler oluyor arkadaşlar. Normalde aldığımız oyun 10 katı kalabalıklarla karşılanıyoruz. Gümüşhane'de, Tokat'ta, öbür taraftan Çorum'da, Amasya'da inanılmaz kalabalıklar var. Denizli'de, Burdur'da, Diyarbakır'da bir şeyler oluyor sokaklarda. İşte Safranbolu'da, yoldan geçerken yola çıkmayın diyoruz, 'Ben geleyim' diyorum. Böyle bir kalabalıkla karşılanıyoruz. Onun için kimse enseyi karartmasın. Kimse başını öne eğmesin. Ve kimse korkuya, kaygıya teslim olmasın. Çünkü bu rejim korku rejimidir.

"SİYASİ LİDERLERE EN AĞIR ŞAKALARIN YAPILABİLDİĞİ REJİM EN DEMOKRATİK OLANIDIR"
- Gencecik bir komedyen stand-upçı Deniz Göktaş kardeşim. Bir eser sergiliyor. Kendi yazdığı parodiler bütününü sergiliyor, stand-up yapıyor. Yüz binlerce kişi izlemiş kimse rahatsız olmamış. Alıyorlar hedef gösteriyorlar. Yok efendim dini değerlerimizi aşağılıyor, yok cumhurbaşkanımızı bilmem ne...
- Kardeşim 1965'lerde o gün Türkeş'e yapılabilen, o gün İnönü'ye yapılabilen, o gün Demirel'e yapılabilen şakalara bir bakın. 70'lerde Ecevit'e yapılabilen şakalara bir bakın. 80'lerde Özal'a, Yıldırım Akbulut'a, tuğla gibi fıkra kitabı yazıyorlardı. Yıldırım Akbulut alıp diyordu ki, 'içinden seçip, beğeniyorum, gülüyorum' diyordu. Allah gani gani rahmet eylesin.

- Şu kadarını söyleyeyim: Bütün siyasi liderlere en ağır şakaların yapılabildiği rejim en demokratik rejimdir. Bugün siz Deniz Göktaş kardeşimin şakasından din düşmanlığı çıkartamazsınız. Elhamdülillah hepimiz Müslümanız. Bu ülkenin önemli bir çoğunluğu Müslüman. Bugün Mehmet Akif Ersoy'un vaaz verdiği camide cuma namazı kıldım. Bildiğim bir şey var: İslam dini hoşgörü dinidir. İslam dini kin gütmez. İslam dini hedef göstermez.
- Ve bugün şunu söylüyorum: O cuma namazını kıldığım cami İstiklal Marşı'nın ilk okunduğu camidir. İlk önce Mehmet Akif Ersoy o cami cemaatine okudu. Sonra her gün büyük bir kıvançla hep birlikte okuyoruz. Ne diye başlıyor? 'Korkma'. Buradan Türkiye'deki bütün gençlere sesleniyorum. Türkiye'deki bütün demokratlara sesleniyorum. Susturulmaya çalışılan herkese sesleniyorum. Ve ilk gecesini cezaevinde geçirecek Deniz'e sesleniyorum. Korkma, korkma, korkma. Bu millet teslim olmayacak. Bu millet sizi teslim etmeyecek. Biz korkuyu evde unuttuk arkadaşlar, öyle mi? Biz korkuyu arkada bıraktık.

"BİZE YÜREKLİ SİZİN GİBİ YOL ARKADAŞLARI LAZIM"
- Bize Türk polisini üzerimize yollayıp Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kapısını kırdılar, gaz sıktılar. Bizi o partiden attılar. Ama biz Gazi'nin bize verdiği vazifeyle onu aldık, buramıza koyduk. Binaları arkada bıraktık. Otobüsleri arkada bıraktık. Bize bina lazım değil. Bize yürekli sizin gibi yol arkadaşları lazım. Hepinizi çok seviyorum. Hepinize çok güveniyorum.
- Kimse kolaya kaçmıyor. Kimse atanmışın bu partiyi yönetmesine rıza göstermiyor. Kim olursa olsun, geçmişimiz ne olursa olsun bugün bu partinin Tayyip Erdoğan'ın verdiği bir yargı kararıyla genel başkanın yönetiminin uzaklaştırılmasına kimsenin gönlü razı değil.

"TEK YUMRUK OLMUŞ BİR CHP VAR"
- 4 Kasım kurultayında 660 delegenin oyunu alamadım. Kemal Bey'e verdiler. O delegeler zor günlerde geldiler. Oy birliği ile beni seçtiler. Geçtiğimiz günde de notere gidip parasını verip imza verdiler ki kurultay olsun parti bu zor günlerden kurtulsun diye. Yani bu partide bir ikilik bir yarılma yok. Bir tarafta AK Parti'nin istediği yarılma var, bir tarafta Alevisi ile Sünnisi ile eskiden rakip olanlarıyla birbiriyle yarışanlarıyla beraber tek yumruk olmuş bir Cumhuriyet Halk Partisi var.

"AK PARTİ BÜTÜN YOLLARI KAPATTIYSA YA O YOLU AŞACAĞIZ YA DA YENİ BİR YOL AÇACAĞIZ"
- Siyasi hukuki mücadeleyi sonuna kadar veriyorum. Siyasi mücadeleyi sonuna kadar veriyoruz. Fiziki mücadele veriyoruz hep beraber. Buraya kalkan gelen herkes o mücadelenin bir parçasıdır. Eninde sonunda ya bu mücadeleyi kazanacağız. AK Parti bütün yolları kapattıysa ya o yolu aşacağız ya da yeni bir yol açacağız.

- Ant olsun ki bir beş yıl daha emeklinin düşmanına bu ülkeyi yönettirmeyeceğiz. Ant olsun ki emeğin düşmanlarına bu ülkeyi bir beş yıl daha yönettirmeyeceğiz. Ant olsun ki çiftçiye 'ananı da al git' diyene bu ülkeyi beş yıl daha yönettirmeyeceğiz. Ant olsun ki Karadeniz'in yüzde 80'ini madenleri açanlara, peşkeş çekenlere bu ülkeyi yönettirmeyeceğiz.
- Ant olsun ki bu ülke kaderine el koyacak. Bu ülke demokrasiye yeniden kavuşacak. Gençler yasaksız bir Türkiye'ye kavuşacaklar. Hiçbir komedyen yaptığı şakadan, hiçbir gazeteci yaptığı eleştiriden tutuklanmayacak. Size söz veriyorum Türkiye'yi düze çıkartacağız. Ne pahasına olursa olsun bunu birlikte başaracağız."

"BİNADA OTURMAKLA İKTİDAR OLUNMUYOR"
Özgür Özel, Safranbolu’dan Zonguldak’a geçerken Yenice'de kendisini karşılayan vatandaşlarla buluştu. Bankın üzerine çıkarak Yenicelilere hitap eden Özel, "Yenice bizim için kıymetli bir yer. Çok güzel insanların olduğu bir yer. Başkanımız sürekli sizlerin heyecanını bizlere aktarıyor. Buraya kadar da gelmişsiniz. Bir tane bankımız var. Bir tane cami hoparlörümüz var. Başka bir şeye ihtiyaç yok" dedi.
Özel, konuşmasına şöyle devam etti:
- "Şimdi şunu söyleyeyim: Kırk yedi yıl sonra partiyi birinci parti yaparken binada oturarak yapmadık sonuçta. Binada oturmakla iktidar olunmuyor. Sokakta olunca, meydanda olunca, insanlarla konuşunca, çalışınca oluyor.
- İlk göreve geldiğim gün söz vermiştim kendi kendime. Dedim ki ‘Bu partiyi iktidar yapacağım. Hiçbir hırsın bu işin önüne geçmesine izin vermeyeceğim. En doğru adayları belirleyeceğim ve öyle ilerleyeceğiz’.
- Yerel seçimleri gördünüz. Kırk yedi yıl sonra birinci parti olduk. Yine Türkiye'nin yüzde 65 nüfusuna hizmet eder duruma geldik. Yine Cumhuriyet Halk Partisi olarak en doğru adayları belirledik ve en iyi sonuçları aldık.
- Cumhurbaşkanlığı seçimi için de önce ön seçimle dedik bütün üyelere soracağız. Sonra bütün millete sorduk. 15 buçuk milyon oyla Ekrem İmamoğlu'nu belirledik. Gördüler ki biz bu işi başaracağız. 47 Yıl sonra birinci olmuşuz. Kurulduğu günden beri ilk kez Adalet ve Kalkınma Partisi mağlup olmuş. Bu sefer başladılar saldırmaya.

"BUNLARA TESLİM OLMAYACAĞIZ"
- Sizler büyük bir darbeye direniyorsunuz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisine, Türkiye'ye sandığı getiren partiden sandığı kaçırmaya çalışıyorlar. Büyük bir sandık mücadelesi veriyoruz.
- Anneler ağlıyor, gözyaşlarına dayanamam. Büyükler üzülüyor, sinirleniyor. Aman sinirinizi içimizde tutalım. Bunu bir enerjiye çevirelim. Bu bir iktidar enerjisi olacak. Ben size şu kadarını söyleyeyim: Ne yaparlarsa yapsınlar, bunlara teslim olmayacağız. Ne yaparlarsa yapsınlar yolumuzdan dönmeyeceğiz.
"HALKIN GÜCÜNÜ KİMSE YENEMEZ"
- Bu mesele Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde bir mesele değil. Bu mesele Tayyip Erdoğan'la millet arasında bir mesele. Millet onu değiştirmeye karar vermiş, emekliler karar vermiş, işçiler karar vermiş, çiftçiler karar vermiş, öğrenciler, gençler karar vermiş, kadınlar karar vermiş o bu karara direniyor, sanıyor ki ‘rakiplerimi tek tek içeriye atarsam, rakip partinin başına kendi bildiğimi atarsam bunları yenerim’. Halkın coşkun selinin önünde kimse duramaz. Halkın gücünü kimse yenemez. Halk kimi istiyorsa getirir, kimi istiyorsa götürür.
"PARTİYİ GERİ ALMAK İÇİN ELİMDEN GELENİ YAPIYORUM"
- Partiyi geri almak için elimden geleni yapıyorum. Siyasi ve hukuki mücadeleyi veriyoruz. Tut ki vermediler, vallahi billahi bu millet ne yöne derse o yöne hep birlikte yürüyeceğiz. Şunu söyleyeyim: Bir yoldayız. Sağ olun bu yolda bize yoldaşlık ediyorsunuz. Bu destek olduğu sürece sırtımızı kimse yere getiremez. Birbirimize sahip çıkacağız. Ülkemize sahip çıkacağız. Bu yolun sonu iktidardır. Bunun sözünü size veriyorum.
"YENİCE'YE MUTLAKA BİR KEZ DAHA GELECEĞİM"
- İlçe başkanımıza teşekkür ediyorum. Her birinize teşekkür ediyorum. İnşallah bir gün Yenice'ye kendim geleceğim. Yenice'ye benden çok selamlar. Yenice'ye mutlaka ve mutlaka bir kez daha geleceğim. Yenice'de ilçe binamızda çayınızı içeceğim. Sizinle birlikte Yenice'de beraber olacağım."
