Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) PISA 2025 sonuçlarını “Türkiye her alanda en fazla yükselen ülke oldu” başlığıyla duyurması, eğitim sendikalarının tepkisini çekti. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, yaptığı yazılı açıklamayla bakanlığın ilan ettiği basamak yükselişlerinin arkasında ciddi bir sosyoekonomik uçurum yattığını savundu.
"YOKSUL ÇOCUKLARIN PUSULASINDA ARTIŞ YOK"
Açıklanan rakamların kamuoyuna bir başarı hikayesi gibi sunulduğunu belirten Kadem Özbay, ortalamanın yükselme sebebinin avantajlı öğrencilerin performansından kaynaklandığını dile getirdi. Yoksul çocukların matematik puanlarında anlamlı bir artış yaşanmadığına dikkat çeken Özbay; dezavantajlı öğrenciler ile avantajlı akranları arasında matematikte 4,8 yıl, fende 4,1 yıl, okuma alanında ise 3,7 yıllık bir öğrenme farkı bulunduğunu ifade etti.
Özbay, Türkiye'nin son üç yılda yoksul ve varlıklı öğrenciler arasındaki matematik uçurumunun derinleştiği Brezilya ve Filipinler ile birlikte üç ülkeden biri olduğuna vurgu yaptı.
OKUL TÜRLERİ ARASINDAKİ FARK UÇURUMA DÖNÜŞTÜ
Türkiye'nin öğrenci başarısının gidilen okula göre ayrıştığı 89 ülke arasında 3. sırada yer aldığını belirten Özbay, okul türleri arasındaki öğrenme süreleri farkını şu verilerle aktardı:
Matematik: Fen lisesi ile meslek lisesi öğrencileri arasında 10 yıllık fark.
Fen Bilimleri: Okul türleri arasında 9 yıllık öğrenme yılı farklılığı.
Okuma Becerileri: Liseler arasında 8 yıla ulaşan seviye uçurumu.
"1,3 MİLYONDAN FAZLA ÇOCUK TABLODA HİÇ YER ALMIYOR"
Türkiye'deki öğrencilerin üçte birinden fazlasının maddi yoksunluk içinde olduğunu hatırlatan Eğitim-İş Genel Başkanı, MESEM kapsamında haftanın dört günü işletmelerde çalışan, açık liseye kayıtlı olan veya sistem dışına itilen 1,3 milyondan fazla çocuğun PISA araştırmasına dahil edilmediğini hatırlattı.
Nitelikli eğitimin bir hak olmaktan çıkarılıp "ödül" haline getirildiğini savunan Özbay, sınav odaklı ve hiyerarşik ayrıştırma sistemine son verilerek her çocuğa eşit ve nitelikli kamusal eğitim imkanı sunulması gerektiğini belirtti.