Londra merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS), Singapur’da bu hafta sonu düzenlenecek Shangri-La Diyaloğu savunma zirvesi öncesinde yayımladığı stratejik değerlendirme raporunda, Tayvan nedeniyle çıkabilecek bir ABD-Çin savaşının nükleer boyuta tırmanma riski taşıdığı uyarısında bulundu.
156 sayfalık raporda, iki ülkenin olası bir çatışmada birbirlerinin komuta, haberleşme ve istihbarat altyapılarını hedef alabilecek geniş çaplı operasyonlar düzenleyebileceği belirtildi.
Raporda şu değerlendirme yer aldı: “Çin ile yaşanacak bir çatışma, Tayvan’ın Pekin açısından taşıdığı stratejik önem nedeniyle nükleer seviyeye kadar tırmanma riski taşımaktadır.”
Raporda, tarafların birbirlerinin kritik komuta-kontrol, iletişim, bilgisayar, istihbarat, gözetleme ve keşif sistemlerini hedef alma ihtimaline dikkat çekilerek, bunun yanlış hesaplama riskini artırdığı ifade edildi.
YENİ NÜKLEER SAVAŞIN MERKEZİ
IISS değerlendirmesinde, dünyanın yeni bir nükleer silahlanma yarışının eşiğinde olduğu belirtilirken, bu yarışın merkezinde Asya-Pasifik bölgesinin bulunduğu kaydedildi.
Rapora göre hem nükleer güçler cephaneliklerini genişletiyor hem de nükleer silaha sahip olmayan ülkeler uzun menzilli konvansiyonel saldırı kapasitesine yatırım yapıyor.
Raporda ayrıca Çin’in nükleer kapasitesindeki hızlı artışa dikkat çekildi. ABD Savunma Bakanlığı’nın Aralık ayında yayımladığı rapora göre Çin’in 2030 yılına kadar yaklaşık bin nükleer savaş başlığına ulaşması bekleniyor.
Amerikan Bilim İnsanları Federasyonu’nun tahminlerine göre ise Rusya’nın aktif yaklaşık 4 bin 400, ABD’nin 3 bin 700, Çin’in ise 620 nükleer savaş başlığı bulunuyor.
Şİ'DEN SERT ÇIKIŞ
Rapor, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında bu ay Pekin’de gerçekleşen zirvenin ardından yayımlandı.
Çin lideri Şi Cinping, Trump'la görüşmesinde “Tayvan meselesi Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli konudur” diyerek yanlış yönetilmesi halinde iki ülkenin “çatışma hatta savaş riskiyle karşı karşıya kalabileceği” uyarısında bulunmuştu.
Trump ise Tayvan’ın resmen bağımsızlığını ilan etmesine karşı uyarıda bulunmuştu
Çin, Tayvan’ı kendi toprağı olarak görüyor ve gerekirse güç kullanarak kontrol altına alabileceğini vurguluyor.
ABD uzun yıllardır Tayvan’a destek verirken, aynı zamanda Pekin ile diplomatik ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor. Washington yönetimi, Tayvan’ın savunmasına destek sağlarken, “tek Çin” politikasını da resmi olarak kabul ediyor.
Söz konusu görüşmenin ardından Tayvan’da, Washington yönetiminin adaya verdiği savunma desteğinin geleceğine ilişkin kaygıların arttığı belirtiliyor.