Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın, Antalya'da partisinin il başkanları istişare toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla 4 yıl 8 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı 'Cumhurbaşkanına hakaret' davasından beraatine karar verildi.
Ümit Özdağ, 19 Ocak'ta Antalya'da partisinin il başkanları istişare toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davada üçüncü kez hakim karşısına çıktı. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı 35. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya Ümit Özdağ ve avukatları katıldı. Geçtiğimiz duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan savcılık Özdağ hakkında 4 yıl 8 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi.
"YAPMIŞ OLDUĞUM SİYASİ ELEŞTİRİ"
Son sözü sorulan Özdağ, "Yapmış olduğum siyasi eleştiridir. Bu yargılamanın hiç olmaması gerekirdi. Benim yapmış olduğum eleştirilerde, siyasetçiler tarafından Erdoğan'a karşı daha ağır ifadeler kullanılmıştır. Bunlarla ilgili bırakın cezai soruşturmayı, herhangi bir yargılama dahi gerçekleşmemiştir. Siyasi ve hukuki düşman ceza hukuku uygulamalarının bir neticesini yaşıyoruz. Beraatimi talep ediyorum" dedi. Kararını açıklayan mahkeme, Ümit Özdağ'ın suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verdi.
İddianamede Özdağ'ın 'Cumhurbaşkanına alenen hakaret' suçunu işlediğine dair hakkında kamu davası açılması için gereken yeterli şüphenin mevcut olduğu da belirtilerek, 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.
Özdağ'ın kullandığı ifadelerle 'Cumhurbaşkanı'na hakaret' suçunu işlediği değerlendirildiğine yer verilen iddianamede, söz konusu suçla ilgili Adalet Bakanlığı'ndan kovuşturma izini alındığı da kaydedildi.
İddianamede, Özdağ hakkında 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' suçundan tutuklama kararı verildiği, bu suç yönünden ayrılan soruşturmanın devam ettiğine de yer verildi.
Ümit Özdağ 21 Ocak'ta tutuklanarak Silivri'deki Marmara Ceza ve İnfaz Kurumu'na gönderilmişti.
Özdağ 148 gün boyunca tutuklu kalmıştı.
ADLİYE ÖNÜNDE AÇIKLAMA
Kararın ardından adliye önünde açıklama yapan Özdağ, şöyle konuştu:
‘Ankara’da bir restoranda yemek yerken, hakkımdaki iddia gerekçe gösterilerek onlarca polis tarafından gözaltına alındım. Aynı gece İstanbul’a getirildim ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde, yaklaşık 25 santimetrelik bir kalasın üzerinde geceyi geçirmek zorunda bırakıldım. Ertesi gün tutuklama talebiyle Çağlayan Adliyesi’ne sevk edildim. Bu süreçte, Kayseri’deki olayları tahrik ettiğim iddiasıyla tutuklandım.
Bugün ise, Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle mahkeme tarafından beraat ettim. Bu karar, hukuk adına elbette sevindiricidir; ancak bu sevinç yanıltıcıdır. Çünkü hukuk yalnızca sonuçtan ibaret değildir, bir bütündür ve aynı zamanda bir süreçtir.
Ortaya çıkan tablo şudur: Türkiye’de bir başsavcılık, eski bir parlamenteri ve bir siyasi parti genel başkanını, suçun unsurlarının oluşmadığı bir iddia nedeniyle onlarca polisle gözaltına aldırabilmekte; geceyi Emniyet Müdürlüğü’nde, adeta bir mafya ya da terör örgütü lideriymiş gibi geçirmesine sebep olabilmekte ve ertesi gün mahkemeye sevk edebilmektedir. Bu, olmaması gereken bir durumdur. Nitekim bugün mahkeme, suçun unsurlarının oluşmadığını, yani ortada bir suç bulunmadığını açıkça karara bağlamıştır. Keşke Türkiye, bu 'düşman ceza hukuku' anlayışını hiç yaşamamış olsaydı. Çünkü hukuk sisteminde adalet duygusunun tahrip edilmesi, en fazla devlet kurumlarına zarar vermektedir.
‘Adalet mülkün temelidir’ sözü, yalnızca duvarlarda yazılı bir ifade değil; devletin kurucu felsefesidir. Bu ilke, bütün devletler için ve bütün tarih boyunca geçerlidir.
Umarım bu tür adil, doğru ve hukuku gerçekten temsil eden kararlar, düşman ceza hukuku uygulamalarının sürdüğü diğer davalarda da hızla verilir ve Türkiye’de hukuk adına tüm yurttaşların yeniden umut duyabileceği bir sürecin başladığını görürüz.”