Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İzmir İl Başkanlığı’nın yeni hizmet binasını ziyaret ederek parti teşkilatıyla bir araya geldi. Burada yaptığı konuşmada Özdağ, İlber Ortaylı’nın vefat haberini üzüntüyle öğrendiklerini belirterek, Ortaylı’nın Türk tarihçiliğinin en önemli isimlerinden biri olduğunu söyledi ve “Vefatıyla Türk tarihçiliğinde bir dönem kapanmış oluyor. Türk tarihçiliğine büyük katkıları olan İlber Hoca, yalnızca akademik camiada değil Türk halkının geniş kesimlerinde de sevgi ve saygıyla anılmaya devam edecektir. Kitapları yeni nesilleri yetiştirmeye devam edecek” dedi.

Özdağ, Ortaylı ile vefatından önce İstanbul Ağva’da bir araya geldiklerini belirterek, görüşmede sığınmacı politikalarının da ele alındığını söyledi. Ortaylı’nın, Zafer Partisi’nin sığınmacılar konusundaki politikasını desteklediğini aktaran Özdağ, Ortaylı’nın Afganistan’dan gelen Özbek ve Türkmenlerin Türkiye’de kalmasına yönelik özel bir politika geliştirilmesi gerektiğini ifade ettiğini dile getirdi.

Bölgedeki gelişmelere de değinen Özdağ, Orta Doğu’da birçok savaş ve kriz yaşandığını belirtti; Irak’ın Kuveyt’i işgali, ABD’nin Irak ve Afganistan müdahaleleri, Irak’taki iç savaş ve Suriye iç savaşının ardından Türkiye’ye yönelik yoğun göç dalgaları yaşandığını söyledi.

"İRAN, İSRAİL VE ABD'NİN BEKLEMEDİĞİ ŞEKİLDE DİRENİYOR"

İran’a yönelik saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ şunları dile getirdi:

- "İran'ın Amerikan ve İsrail orduları tarafından nasıl bombalandığını görüyoruz. Tabii Suriye'den ve Irak'tan farklı olarak İran'ın böyle bir savaşa çok daha güçlü bir şekilde hazırlandığı anlaşılıyor ve İran da İsrail'in ve Amerika Birleşik Devletleri'nin beklemediği şekilde direniyor.

- Ve amacın da İran'da bir iç savaş çıkartarak, daha önce Suriye'de çıkarttıkları gibi İran rejimini devirmek olduğu anlaşılıyor. Ancak görüyoruz ki Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, İran rejimini devirmek için sadece PKK'ya veya içerideki Afganlara, kışkırtacakları Beluçlara güvenemeyeceklerini, bunların gücünün yetmeyeceğini anlamış olacaklar ki bazı çevrelerin Türkiye'yi de bu savaşın içerisine sürüklemek istedikleri görülüyor. Ve bunun için de bahaneler üretilmesinden korkuyoruz.

- Sadece Türkiye'de değil, bütün batı sistemi içerisinde İran'a karşı başlatılan bu saldırıyı bir büyük savaşa dönüştürmek için ve kendi kamuoylarında da destek almak için değişik provokasyonların, provokasyon girişimlerinin yapıldığını gözlemliyoruz.

- FBI, İran'ın Amerika Birleşik Devletleri'nin batısına saldıracağı bilgisini vermiş. Nasıl saldıracakmış acaba? Çok merak konusu. Bu bir provokasyon öncesi hazırlık olsa gerek. Sadece mesele Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'da provokasyonlar mı? Hayır.

- Yine Türkiye üzerinde üç kez İran füzelerinin düşürüldüğü, iddia edildi. Evet, bir füze düşürüldü ama bu füzeler gerçekten İran füzesi mi? Bu füzeler yoksa bir başka İran coğrafyasından atılmakla birlikte başkalarına mı ait?

- Çünkü ilk 12 gün savaşından biliyoruz ki İran içine sızmış İsrail istihbarat elemanları, beraberinde sökülmüş olarak götürdükleri İHA'ları, SİHA'ları İran'daki gizli karargâhlarda monte edip öyle kullandılar. Benzer yabancı servis elemanlarının, İsrail ajanlarının İran coğrafyası üzerinden füze kullanması mümkün müdür?

"İRAN'A KARŞI TÜRKİYE'NİN BİR TAVIR İÇERİSİNDE OLMAMASI GEREKİR"

- Bu en azından değerlendirilmesi gereken bir husustur. Çünkü İran'ın Türkiye'yi hedef alması akla aykırıdır. Zerre kadar beyni olan hiçbir İranlı yetkili, Türkiye'yi İsrail'in ve Amerika Birleşik Devletleri'nin yanında İran'a karşı bir müdahale savaşına sokmak istemez.

- Ve buradan iktidara da bu provokasyonların gerçekleştiği ortamda tekrar tekrar hatırlatmak istiyoruz: Önümüzdeki süreçte başka provokasyonlar da olabilir. Bunlara karşı soğukkanlı olarak davranmak ve bize gösterilmek istenen fotoğrafın dışında gerçek hakikati, gerçeği aramak ve tepkilerimizi, millî tepkilerimizi bu çerçevede vermek zorundayız.

- Daha şimdiden İran'a saldırırken eski İsrail Başbakanı'nın ve şimdiki İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Türkiye'ye yönelik emellerini ortaya koyduklarını ve Türkiye'nin gelecek İran olduğunu söylediklerini biliyoruz. Hal böyleyken asla İran'a karşı Türkiye'nin bir tavır içerisinde olmaması gerekir.

- İran'ın toprak bütünlüğü ve istikrarı, Türkiye'nin toprak bütünlüğü ve istikrarının en güçlü payandalarından bir tanesidir. Coğrafi payandalarından bir tanesidir, değerli arkadaşlar. Biz de önümüzdeki süreçte Zafer Partisi olarak hemen bayramdan sonra Türkiye'nin değişik illerinde, Meclise Öcalan Komisyonu tarafından yollanan rapor çerçevesinde çıkarılması istenen yeni yasal düzenlemeler ve anayasamızda değiştirilmek istenen değişikliklerle ilgili Türk halkını bilgilendirmek ve Türk halkının görüşlerini almak üzere Türkiye'yi dolaşmaya başlayacağız.”

"ANAYASANIN GÖRE YASALAR ÖNÜNDE EŞİTTİR AMA MUHALİFSENİZ EŞİT DEĞİLSİNİZ"

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in gözaltına alınması hakkında değerlendirmede bulunan Özdağ, şunları söyledi:

- "Cumhuriyet Halk Partisi'ne karşı ve tabii sadece onlara karşı değil, bütün muhalefete karşı düşman ceza hukuku uygulaması gerçekleştiriliyor ne yazık ki. Ve bu düşman ceza hukuku uygulaması, ülkemizi ve milletimizi birlik beraberliğin olması gerektiği bir dönemde en fazla ayrıştıran uygulamadır.

- Vatandaşın bir bölümüne, yani muhalefet olarak gördüklerine anayasanın 10’uncu maddesini uygulamıyorlar. Herkes anayasanın 10’uncu maddesine göre yasalar önünde eşittir. Ama muhalifseniz eşit değilsiniz; yasalar size farklı uygulanıyor.

- Özellikle Kuşadası Belediye Başkanı neden gözaltına alındı, hangi soruşturma kapsamında bilmiyorum. Ancak hep aynı şeyi söylüyorum: Melih Gökçek'in yargılanmadığı bir Türkiye'de hiçbir belediye başkanının gözaltına alınması, tutuklanması ve yargılanması halkın gözünde meşru değildir."

"12 AY ADALET İSTİYORUZ, KUL HAKKININ YENMEMESİNİ İSTİYORUZ"

Ümit Özdağ, Bornova Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen iftar programına katıldı. Ramazan ayının sabır, şükür ve kanaat ayı olduğunu belirten Özdağ, Türkiye’de adaletin yılın her ayında sağlanması gerektiğini ifade etti.

İftar programında konuşan Özdağ, vatandaşlarla açık havada aynı sofrada buluşmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, organizasyonda emeği geçen parti teşkilatına ve katılımcılara teşekkür etti. Özdağ şunları söyledi:

- "Ramazan sabır ayıdır, Ramazan şükür ayıdır, Ramazan kanaat ayıdır. Ancak Ramazan’ın aynı zamanda adalet ayı olması lazım. Ama ne yazık ki ne Ramazan’da adalet var ne de geriye kalan on bir ayda adalet var.

- Düşman ceza hukukunun uygulandığı, yurttaşların bir bölümünün iktidarı eleştirdiği için değişik eziyetlere maruz kaldığı, hapislere atıldığı bir dönemden geçiyoruz. Ramazan kanaat, sabır, şükür ayıdır ama Ramazan aynı zamanda kul hakkının yenmediği ay olmalı.

- Ramazan’da da kul hakkının yendiğini görüyoruz. Geriye kalan on bir ayda da kul hakkının yendiğini görüyoruz. 12 ay adalet istiyoruz. 12 ay kul hakkının yenmemesini istiyoruz. Bayramların bayram gibi kutlanabildiği, Ramazanların gerçek Ramazan tadında yaşanabildiği bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz.

- Ramazan’da oruç tutarız ama ekonomik krizden beri öyle bir Türkiye geçiyor ki insanlarımız sadece ramazanda oruç tutmuyorlar. Geriye kalan on bir ayda da aç tok, zorunlu oruçla 16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetim yaşıyor. 28 bin lira maaşla hayata tutunmaya çalışan milyonlarca asgari ücretli yılın 365 gününde oruç tutmaya zorlanıyor. Bunun değişmesi gerekiyor.

- Paylaşımın adil olması gerekiyor. Bunun için de Türkiye’de yeni bir iktidar gerekiyor. İnşallah önümüzdeki seçimler bu iktidarı değiştirecek ve hakça bir paylaşımı yapacak, düşman ceza hukukuna son verecek bir iktidar değişiminin önünü açacak. Bunu Türkiye’de gezdiğimiz her yerde somut işaretleriyle görüyoruz ve o noktaya doğru da Zafer Partisi olarak kararlılıkla yürümeye devam ediyoruz. İnşallah hep birlikte Türk milletinin zaferini kutlayacağız.”