ABD yönetimi, Kuzey Irak’tan Türkiye’nin Akdeniz kıyısına uzanan boru hattı üzerinden yeniden başlayan petrol ihracatının kalıcı hale gelmesi için yoğun diplomasi yürütüyor.
Bloomberg'e konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili, Washington’un ihracat anlaşmasının uygulanmasını ve finansal şartların yerine getirilmesini sağlama konusunda kararlı olduğunu belirtti.
YOĞUN GÖRÜŞME TRAFİĞİ
Yetkili, ABD’nin son haftalarda Irak ve Kürt yönetimleri ile uluslararası petrol şirketlerini aynı masaya getirmek için yüzlerce telefon görüşmesi ve toplantı gerçekleştirdiğini söyledi. ABD’nin kolaylaştırıcı rolü sayesinde anlaşmanın uzun vadeli olma ihtimali güçlendi. Mevcut anlaşma yıl sonuna kadar geçerli. Bu süre zarfında şirketlere ödenmesi gereken yüz milyonlarca dolarlık borç ve yeni ihracat şartları için taraflar masaya oturacak.
TÜRKİYE’NİN POZİSYONU
Türkiye, boru hattı üzerinden petrol taşımacılığı için yeni koşullar talep ediyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio geçen hafta X platformunda yaptığı açıklamada, anlaşmanın “hem Amerikalılar hem Iraklılar için somut faydalar sağlayacağını ve Irak’ın egemenliğini güçlendireceğini” söyledi. Iraklı ve Kürt yetkililer, ABD baskısının ihracatın yeniden başlamasında belirleyici olduğunu vurgularken, Washington anlaşmanın uzun vadeli hale gelmesini ve Amerikan şirketlerinin çıkarlarının korunmasını istiyor.
PETROL ŞİRKETLERİ MEMNUN
Irak ve Kuzey Irak bölgesinin petrol bakanlıkları ABD’nin rolüne dair yorum yapmazken, Kürdistan Petrol Sanayi Derneği anlaşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Dernek, boru hattı üzerinden yeniden başlayan ihracatın sektör için önemli bir gelişme olduğunu açıkladı.
Mart 2023’ten bu yana kapalı olan Türkiye hattı nedeniyle petrol, kamyonlarla İran ve Türkiye’ye taşınmıştı. Temmuz ayında ihracat görüşmeleri sürerken Kuzey Irak'taki petrol altyapısı İran destekli milislerin saldırısına uğramış, saldırıları üstlenen olmamıştı. ABD Enerji Bilgi İdaresi’ne göre, ihracatın yeniden başlaması, Washington’un İran petrol ihracatını sıfıra indirmeyi hedefleyen “maksimum baskı” politikasına da destek sağlıyor.