Bazı kulüplerin gecesi 90 dakikada biter. Fenerbahçe'ninki hakem son kez düdüğü çaldığında başlar. Tabela iki takıma birer gol yazdı. Ama hesap mikrofonların önünde kesildi.

18 yıl... Kadıköy bir Şampiyonlar Ligi akşamını bu kadar uzun bekledi. O gece tribünde babasının elini tutan çocuk, bugün kendi çocuğunun elini tutacak yaşa geldi. Bu kadar uzun beklenmiş bir geceyi bu kadar çabuk heba etmek de ayrı bir hüner ister.

Rakip Roma. Sezon başından beri gelene üç, gidene dört gol atan, attığı kadarını da harcayan bir Roma. Endişe stada seyirciden önce girmişti. Beşiktaş derbisinde yokları oynayan Fenerbahçe'nin, formunun tepesindeki İtalyanlar karşısında dikiş yerlerinden sökülmesi bekleniyordu.

Papazın Çayırı'ndan bu yana o toprak bir şeyi iyi bilir. Bu kulübü gömmeye kalkanın küreği yarı yolda kırılır. Taziyeye gelenler bir bakar, merhum kapıda misafir karşılıyor.

♦♦♦♦♦

İsmail Yüksek, Kante ve Bartuğ'dan kurulan orta saha takıma derli toplu bir görüntü verdi. Ancak hücumun bütün faturası Greenwood'a kesildi. İlk devre neredeyse boşa geçti. Takım, Roma'nın golünden sonra bile reaksiyon veremedi. İkinci yarının başında biraz kıpırdanmayla skor eşitlendi.

Asıl hikaye golden sonra başladı. Topun tek sahibi olup, oyunu keyfine göre kuran Roma'nın, Fenerbahçe'nin savunma arkası boşlukları değerlendirmeye başladığını görünce huzuru kaçtı. Arka arkaya gelen ataklar İtalyanların ayarını kaçırdı. O dalgın dakikalarda yakalanan fırsatlardan biri gole dönüşseydi, sahadan üç puanla ayrılmak mucize sayılmazdı.

Dönüşmedi.

♦♦♦♦♦

Yine de bunca eksiğe, bu kadar sendeleyen bir oyuna rağmen, sezona beşinci vitesle kalkan Roma'nın önüne set çekip bir puanı haneye yazdırmak alkışı hak ediyor.

Ama bu kulüp, kendini diriltmekte ne kadar ustaysa, kendi ayağına kurşun sıkmakta da o kadar maharetli. Avrupa'dan gelen puanın tadı damaktan çekilmemişken İsmail Kartal istifasını verdi. Aziz Yıldırım "Taraftar İsmail Kartal'a su şişesi attı, o yüzden görevi bıraktı." diyerek ihaleyi taraftara yıktı.

Kimse bir su şişesi için yorgan yakmaz. Hele o yorganın altında ömür geçirmiş adam hiç yakmaz. Neden mi? Bakalım.

♦♦♦♦♦

Kartal'ın veda sözleri şöyleydi: "Bana bugüne kadar destek veren bütün taraftarlarıma, siz medya mensuplarına, personelime, oyuncu kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Kulübümün önünü açmak için böyle bir karar aldım. Gelecek olan antrenöre de yardımcı olmak için, şimdiden yol yakınken istifa ettim. Geri dönmemek kaydıyla."

Teşekkür listesine dikkatle bakın. Taraftar orada, gazeteciler orada, personel ve oyuncular orada. Başkan yok. Yönetim yok. Bu bir unutkanlık mı? Sanmam. Göreve geldiği günden bu yana üç ay boyunca hakkında yürütülen karalama ve itibarsızlaştırma kampanyası karşısında ne Aziz Yıldırım'dan ne de yönetim kurulundan tek bir sahip çıkan söz duyuldu.

♦♦♦♦♦

Dahası var. Beşiktaş yenilgisinin ardından Başkan Aziz Yıldırım, kamuoyunun gözü önünde "Mert Müldür niye oynamıyor?" diye sorarak hocasını açıkça sorguya çekti. İstifanın ardından ise hesabı taraftara ve basına çıkardı: "Siz eleştirdiniz, adamın psikolojisini bozdunuz."

İkinci mesele, son bir aydır Kartal'ın koltuğunun sallandığına dair haberlerin fırsat düştükçe piyasaya sürülmesi. Derbiden sonra dolaşıma giren "Roma'ya da kaybederse yollar ayrılacak" başlıkları işin tepe noktasıydı. "Gelecek olan antrenöre yardımcı olmak için" ayrıldığını söyleyen adam, olası bir ayrılığa karşı arkasından başka isimlerle görüşüldüğünü duymamış olabilir mi?

Olamaz.

♦♦♦♦♦

Üçüncüsü, camia meselesi. Aziz Yıldırım bugün "Camianın değerlerine sahip çıkmıyorsunuz" diyerek sorumluluğu yine taraftarın ve medyanın omzuna koyuyor. Oysa iki yıl önce "Fenerbahçe'nin artık 'camia evladı' deyip o isimlerle devam etme lüksü yoktur, bu kalıpları aşmalıyız, bize dünya çapında isimler yakışır" diyen de oydu.

Dün kapıdan çevirdiği kavramı bugün baş köşeye koyuyor. Bununla da yetinmedi, Kartal'ın baskı nedeniyle ilaç kullandığını kamuoyuna duyurdu. Aylardır kum torbası gibi yumruklanan bir adamın ilaç kutularına bağımlı olduğunu duyurmanın kime, ne faydası oldu?

Hikayenin hangi ipini çekseniz kopuyor.

İsmail Kartal, üç kez şampiyonluksuz ayrıldığı kulübün kapısından dördüncü kez giren adam. Tarihte eşi var mı, emin değilim. Her gelişinde tribünler onu bağrına bastı. O şişenin bir densizin elinden çıktığını herkesten iyi bilen de kendisidir. Bu yüzden gitmediğini sokakta top peşinde koşan çocuklar bile bilir. Gerçek sebep o olsaydı, vedasında hiç değilse bir satırla anılırdı.

Anılmadı.

♦♦♦♦♦

Bu sütunlarda Kartal'ı az eleştirmedim. İstifa kararıyla ondan beklemediğim kadar dik durdu. Kulübü bu buhranın ortasına iten kararın asıl sahibi başkan ve yönetimdir.

Dönmemeli. Aynı kapıdan beşinci kez girilmez, hele menteşeyi içeriden gevşetenler hala oradayken. Dönerse bir sonraki yenilgide okunacak metin şimdiden hazır: "Baskıyı kaldıramadı, başaramadı."

Maçtan önce herkes Fenerbahçe'nin cenazesini bekliyordu. Roma o mezarı kazamadı. Maç bitince kulüp küreği kendi eline aldı.

Bu kulübü yıkmaya rakip yetmez. Kendisi yeter.