44 bin 741

Fenerbahçe'nin son seçiminde kayıtlı üye sayısı bu. Küçük bir ilçenin nüfusu kadar. Son mali genel kurula gelenler ise 1560 kişi. Aktif üyelerden 8 bin 400'ü bugüne dek hiçbir kurulun eşiğinden içeri adım atmamış. Kulübün önümüzdeki yıllarını biçimlendirecek projelerin masaya yatırıldığı günde sandalyeler sahiplerini bekledi, sahipleri gelmedi. Buna vefasızlık demeye dilim varmıyor ama utanılacak bir tablo olduğu ortada.

♦♦♦♦♦

Hoş, gelenlerin azımsanmayacak kısmı da hesap sormaya değil, hesap görmeye gelmiş gibiydi. Sadettin Saran'ın ekibiyle bugünkü yönetim arasındaki borç kavgası, alıcısı olmayan bir mektup gibi elden ele dolaştı. Hiçbir kapıya teslim edilmedi.

Açıklanan verilere göre Saran yönetimi koltukta kaldığı süre boyunca kesenin ağzını sonuna kadar açmış. 35 yaşındaki Kante'ye yıllık 16 milyon euro. Bu imzanın bir izahı yok, olsa olsa bir iç çekişi var.

Fakat mevcut yönetimden Barış Göktürk'ün kürsüden, sanki kasadaki bütün açık Saran döneminde yazılmış gibi konuşmasına katılmak mümkün değil. 524 milyon Euro'luk yükün aşağı yukarı yarısı, bu kulübü 20 yıl yöneten Aziz Yıldırım'ın defterinden çıkma.

♦♦♦♦♦

Aziz Bey'in savunması belli. Tesis kurdum, arazi aldım, Fenerbahçe'ye mülk bıraktım. Olabilir. Ama övgüyü üstlenen, faturayı da sahiplenmek zorunda.

"Bir çivi çakmadınız" diye önceki yönetimlere yüklenmek kolay iş. O çivilerin neden çakılamadığını sorunca ipin bir ucu yine 20 yıllık dönemin mirasına çıkıyor. Elbette bu, stadın oturaklarına bir kat boya sürecek halin bile bulunamamasını aklamaz.

Ama masada 524 milyon euro duruyor. Herkes o hesaptan kendi hissesini almadıkça bu atışmalar kulübe bir kuruş kazandırmaz, yalnızca kulis savaşlarına cephane taşır.

♦♦♦♦♦

Şimdi sahne Aziz Yıldırım'a kaldı. 8 yıl aradan sonra dönen adam, neden 20 yıl o makamdan kalkmadığını hatırlattı herkese. Stadın yenilenmesi, ada ve marina, Meydan 1907 ve diğerleri... Kulübe çağ atlatacak planlar birer birer dizildi. Yılları omzunda taşıyan kaptan, yine iskeleyi değil ufku gösterdi. Geri kalan her şey pahalı. Her şey uzun soluklu. Yıl isteyen, sabır isteyen, en çok da kasada para isteyen hayaller.

♦♦♦♦♦

Finali de atlamayalım. Sabahtan akşama birbirini "kulübü batırdınız" diye suçlayan kalabalık, perde inerken şöyle bir oyun sergiledi. Yıldırım önce Saran'ı ibra etmeyeceğini söyledi, alkış koptu. Ardından fikrinden döndü, salon yine el çırptı.

Bilançoya bakıyorsun; Mayıs 2026 itibarıyla 27 milyar 821 milyon lira borç. Yeni sezon öncesi yapılan transferlerin bedeli bu rakama henüz eklenmemiş. Başınızı kaldırıp memlekete bakıyorsunuz; ekonominin kanalizasyon boruları çoktan patlamış, taşan her şey sokağa, oradan evlere sızmış. Mahalledeki bakkal bile kepengi sabah kaldırıyor ama akşamı göreceğinden emin değil.

Sormadan geçemeyeceğim; sırtında bu kadar ağırlık taşıyan Fenerbahçe, dibi görmüş bir ekonomide böylesine masraflı projelere girişerek doğru mu yapıyor, yanlış mı?

Cevabı o 1560 kişi veremez. Adanın faturası kurulda oturanlara değil, evde kalan 43 bin küsura da kesilecek.