Eskilerin ağzında dolaşan bir laf vardır: "Ortalık 56 oldu." Rivayete göre, 1956 yılının motorları öyle homurdanarak çalışırmış ki zamanla her kargaşanın, her kulak tırmalayan patırtının adı bu sayıya kalmış.

Bir köşede fon dolandırıcılığıyla vatandaşın cebine uzanan eller var. Yanı başında o ellere fener tutanlar duruyor. Az ötede de bu çürümüşlüğü kendi değirmenine su diye taşıyanlar. Bu tabloda en az anılan kişiler yine kaybedenler, yani halk. Birikimini bir umuda emanet etmiş, şimdi umudu da parası da buharlaşmış insanımız.

♦♦♦♦♦

Futbola bakınca da manzara aynı, yalnızca formalar farklı.

İlk perde yarım yamalak bir bahis operasyonuydu. Kupon dolduran idarecilerin isimleriyse aylar sonra, ağır çekim tekrar gibi önümüze kondu. Kimin hesabına işlediği, hangi defterin hangi sayfasına yazıldığı belirsiz bu hamle, zaten bataklıkta debelenen futbolumuzu boğazına kadar çamura gömdü. İkinci perdede sıra MHK'ye geldi ve konuşmalar ortalığa döküldü.

♦♦♦♦♦

Her sabah yeni bir soruşturma dalgası kıyıya vuruyor, akşam olunca köpüğü çekilip gidiyor. Ucu bir limana varmıyor. Varacağına dair bir işaret de yok.

Bu köşede sadece spor ve toplumdaki duyguları üzerine yazmak isterdim. Bir pres hattını, bir kanat bindirmesini, yanlış dakikada yapılmış bir oyuncu değişikliğini. Ülkenin hali buna izin vermiyor.

Hepimiz adliye koridorunda sıra numarası bekler olduk. Futbolcusu, hakemi, ünlüsü, siyasetçisi, yöneticisi, komedyeni aynı bankta, aynı kapının önünde oturuyor. Bir duruşmadan çıkıp ötekine giren koca bir toplumuz artık.

♦♦♦♦♦

MHK Başkanı tutuklandı.

TFF Başkanı'ndan çıt çıkmıyor.

Bir ofsayt çizgisi için kıyameti koparan, tribünü tribüne düşüren kulüplerimizse devekuşu kesildi, başlar kumda. Sebebi malum. "Büyükleri" işaret vermeden ağızlarını açamazlar. Mikrofonun önüne geçtiklerinde ise kükremeleri İstanbul'un iki yakasından duyulur.

♦♦♦♦♦

Milli takım Uluslar Ligi'nde üç kez sahaya çıktı, üçünden de eli boş döndü. Montella'nın bu çözülüşü şaşırtıcı değil, perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.

EURO 2024'ten bu yana defalarca dile getirdim. Aynı tencereyi her gün yeniden ısıtıp sofraya koymaya gönlüm razı değil. Söz biraz da İtalyan hocayı başlarının tacı yapanlara geçsin. Anlatsınlar, dinleyelim.

Bugün her yerden "Montella istifa" sesleri yükseliyor. Katılıyorum. Ama bir şartım var. Gerçeklerin üstünü örtüp adamı bulutların üzerine oturtan sözde uzmanlar önce kendileri çekilsin. Yürekleri buna yetiyorsa elbette.

♦♦♦♦♦

Bu ortamda futbol tartışmak bir yana, 90 dakika ekran başında oturmak bile eziyete dönüştü.

Pazartesi İtalya'yla karşılaşıyoruz.

Yenilsek ne olur, yensek ne fark eder?

Montella gitse ne, kalsa ne?

Türk futbolunun bu haline baktıkça Aziz Yıldırım'ın o hiddetli çıkışına özenip "Ne Montella'sı kardeşim, memleket elden gidiyor" diye haykırasım geliyor.

1956'nın motoru o patırtıyı yol alırken yaparmış. Bugünkü ise balçıkta fırıl fırıl dönen bir tekerin vızıltısı.