3741 sayfa.
Okuyorum.
Okurken aklıma aylar önce bir “devlet görevlisiyle” yaptığım sohbet geldi.
Bana demişti ki: “İmamoğlu soruşturmasına siyasi soruşturma demeyin. Çünkü değil.”
İddianameyi okuyorum.
Daha ilk paragraftan itibaren “siyasi” olduğunu görüyorum. Yıllardır televizyon ekranlarında tartışma programlarına çıkıyorum ve siyaset üzerine değerlendirmeler yapıyor, kulisler aktarıyorum.
3 bin 741 sayfayı okurken sanki bir televizyon programında siyasi tartışma izliyorum.
Bir tarafta “hançerlendim” metaforunu kullanan CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu haklı bulanlar diğer tarafta “değişim” diye yola çıkan Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ikilisinin çağrısını destekleyenler var. İki farklı bakış çarpışıyor. İddianamede de bu durum var ve savcılık tarafını seçmiş: “Kılıçdaroğlu ‘delegeler satın alınarak’ devrildi. İmamoğlu CHP’yi ele geçirdi ve cumhurbaşkanı adayı olmak için çıkar amaçlı suç örgütü kurdu. Hem zenginleşti hem partiyi ele geçirdi hem cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmak için ‘fon’ yarattı. Bu fonu da ‘yolsuzluk yaparak’ siyasetin finansmanı için kullandı.”
Giriş paragrafıyla başlayalım:
“Mali nitelikli suçların işlenmesi yoluyla elde edilen sermayeyle maddi zenginleşmenin yanı sıra örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun mensubu olduğu siyasi parti olan CHP’nin ele geçirilmesi ve sonrasında gerçekleştirilecek olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde örgüt liderinin aday gösterilmesi için fon oluşturulması amacını matuf ‘İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ kapsamındaki örgüt mensupları ile bağlantılı oldukları…”
İddianame: Kurultay davasında delege satın alınmış
Sayfalar ilerledikçe CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleşen “kurultayı”, o kurultayla ilgili açılan “mutlak butlan” davasının da ayrıntılı bir şekilde iddianamede olduğunu anlıyoruz.
Ayrıca Ankara’da ve İstanbul’da süren “kurultay” ve “kongre” davalarıyla ilgili de “hüküm veren” bir iddianameyle karşı karşıyayız:
“38. İstanbul İl Kongresi’nde ‘delegeleri satın alarak’ desteklediği il başkanının seçilmesini sağlayan örgüt liderinin 04- 05.11.2023 tarihinde yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan Kongresinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısında aday olarak Özgür Özel’i belirlediği, İstanbul İl Başkanlığı seçimlerinde yaşanan sürecin benzerinin genel kurultayda da yaşandığı, ‘delegelerin satın alınarak’ Özgür Özel lehine oy kullanmaları sağlanmıştır. Olağan kurultayda yaşanan usulsüzlükler hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma derdesttir. CHP’de yaşanan genel başkan değişikliğinden sonra partinin kontrolü tamamen örgüt liderine geçmiş, 2024 mart ayında gerçekleştirilen yerel seçimlerinde İstanbul ilçelerinde ve Türkiye genelinde il ve ilçe belediye başkan adaylarının birçoğu örgüt lideri tarafından belirlenmiştir.”
“Zoom” toplantısı da var
Hatta 4-5 Kasım 2023 CHP kurultayı öncesinde Ekrem İmamoğlu’nun da içinde olduğu “zoom” toplantısının da “gizli toplantı” olarak nitelendirildiğini okuyoruz:
“2023 yılı Cumhurbaşkanlığı Genel Seçimlerinde ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ olarak gösterilmeyen şüphelinin CHP’nin o dönemki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı parti içi gizli çalışmalarını hızlandırarak Kemal Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile bilinen Cumhuriyet Halk Partili yöneticileri çeşitli vaatlerle yanına çekmiş ve bu konuda gizli toplantılar yapmıştır. İnternet üzerinde yapılan toplantılardan biri kamuoyuna yansımış, bu görüntülerde parti siyasetinde kendisinden daha üst konumumda bulunan kişilere emir ve talimatlar verdiği, CHP’nin fiili genel başkanı gibi davrandığı görülmüştür.”
Bakın iddianamedeki “akçeli işler/yolsuzluk” bölümüne girmedim. Çünkü; burada savunmanın yanıtlarını bilmiyorum. Görmemiz lazım! Kendilerini nasıl savunacaklar? İhaleler, özel toplantılar, iş dünyasıyla ilişkiler vs… Gördüğüm ve şu anda anlatabileceklerim “siyaset”! CHP içi kavga ve savcılık CHP içi kavgada İmamoğlu’nun partiyi ele geçirdiğini iddia ediyor. Ki; CHP’de değişimin ateşini yakan İmamoğlu’ydu ve Özgür Özel’in bu sürece sonradan katıldığıydı. Kurultay üzerine kurultay yaparak liderliğini pekiştiren de Özel oldu.
SONUÇ: İddianamenin tamamına baktığımızda “Asrın yolsuzluk soruşturması” denilen süreci bu kadar siyasetle harmanlamak, CHP’nin tüzel kişiliği üzerinden “taraf” olmak ne kadar doğru? Bildiğimiz; ortada iddialar var ve bu iddialar karşısında hukuki anlamda verilecek bir sınav! Mahkeme sürecini beklemek en doğrusu.