Dün sabah, 2002-2007 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığı, 2009-2015 yılları arasında başbakan yardımcısı görevlerini yürüten Bülent Arınç’la kahvaltılı bir toplantıda buluştuk. Nedim Abi başkanlığında 36 yıldır çalışmalarını sürdüren Suriçi Grubu’nun toplantısında Arınç, gündemdeki konularla ilgili konuştu, geçmişten örnekler verdi, sorularımızı yanıtladı. Önce sıcak iki konu üzerinden bilgi vereyim:
Geçen hafta gazeteci Fehmi Çalmuk, muhafazakar kanatta, Abdullah Gül öncülüğünde yeni bir parti çalışması olduğunu iddia etti. Bülent Arınç’ın bu konudaki yanıtı netti: “Böyle bir şey yok. Arkadaşlar bir araya geliyor ve tartışıyorlar. Hüseyin Çelik gibi isimler Demokrasi Platformu etkinliklerinde düşüncelerini paylaşıyor. Ancak siyasi bir parti çalışması yok. Abdullah Gül’le de her zaman olmasa bile arada görüşürüz, konuşuruz. Siyasetten uzaklaştığını biliyorum. Cumhurbaşkanı adayı gösterilme gibi bir durumu yok. Bunu televizyonlarda küçücük adamlar tartışıyor.”
Sonra ben sordum.
“Sayın Arınç, AKP-CHP arasında köprü müsünüz?”
Eski Meclis Başkanı yanıt verdi:
“Ben hiç CHP’li olmadım. Siyasette yer alan herkese saygı gösteririm. Benim prensibim vardır: Manisa’da siyaset yapan arkadaşlarımı hiç eleştirmem. Allah rahmet eylesin Hüsamettin Cindoruk’u eleştirmiştim, Cindoruk bana ‘Meclis Başkanı Meclis Başkanını eleştirmez’ demişti. Haklıydı. Ama Özgür Bey özelinde, ben kendisine, yakınını kaybeden tutuklu bir ismin kelepçeli şekilde cenazeye gelmesiyle ilgili aldığı tavır için teşekkür ettim. Ayrıntısını biliyorsunuz. CHP’yle köprü olma durumuna gelince. Bu aşağılık bir söylem. Ben diğer partilerin iç meselelerine girmem. Şunu söylerim: Yaşadığım olaylar var ve tutuklama cezaya dönüşmemeli. Cezası kesinleştiğinde Tayyip Erdoğan Pınarhisar Cezaevi’nde hapis yattı, biz de gittik. Aynı şekilde rahmetli Erbakan’ın cezası kesinleşti. Ben güzel işleri takdir ederim. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, adalet yürüyüşü yaptı, ‘helalleşme’ dedi ve hepsini takdir ettim. İlk kez anlatacağım: Hatırlayın, Kılıçdaroğlu Çubuk’taki şehit cenazesinde linç ediliyordu, sığındığı evi yakmaya çalıştılar. Duyduğuma göre o günlerde Alevi önderleri Kılıçdaroğlu’na giderek “Çubuk bizim Kerbelamızdır, davasını güdelim’ diyor. O da ‘Hayır, kesinlikle olmaz’ diyor ve engelliyor. Düşünsenize Kemal Bey’in buna onay verdiğini.”

Arınç: İki anketteki “Sorunları hiçbir parti çözemez” sonucu düşündürücü
Bülent Arınç, iki sıcak anketten bahsetti sohbetimizde. Birisi ASAL’ın diğeri MAK’ın. Bu iki ankette de “Sorunları kim çözer?” sorusunda verilen “Hiçbiri” yanıtının altını çizdi:
“İki anketin birinde hiçbiri yüzde 26 diğerinde 36. AK Parti yüzde 22, CHP de yüzde 17. Umutsuzluk var. Bu kötüye işaret. Bizim buradan kurtulmamız gerekiyor. Adalete dönersek, Emanuel Kant’ın dediği gibi, ‘Güçlüyü adalete teslim edemediğimiz için adaleti güçlüye teslim ettik.’ Ya da Sezai Karakoç’un dediği ‘Geceye yenilmeyen her insana ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır.’ Gençler bana soruyor: Siyasete atılalım mı? Hayır diyorum. Bizim bir inancımız vardı: Ben Milli Nizam Partisi’nden geliyorum, Tayyip Bey öyle. MTTB, Birlik Vakfı’ndan geldik bugün de TÜRGEV gibi oluşumlarla devam ediyor. Okuyun, mesleğiniz olsun, mesleğinizde en iyi yere gelin.”
Cumhurbaşkanı “süreçle” ilgili neden temkinli?
Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek de Arınç’a “Terörsüz Türkiye” sürecinin geldiği noktayı ve “İran-İsrail” savaşını sordu:
“Sürece candan bir şekilde taraftarım. Şaşırtıcı bir şekilde Bahçeli’nin çıkışı oldu. Ben de komisyonda 40 dakika konuştum ve birinci çözüm süreciyle ilgili deneyimlerimi aktardım. Sayın Bahçeli ortamı hazırladı ve süreç gelişti. Meclis Başkanı, ‘Aralık bayında bu iş biter’ demişti ama mayıs ayına geldik. Sayın Cumhurbaşkanı temkinli. Çünkü geçmişteki süreçte örgütün ihanetiyle karşılaşmıştık. Gelinen noktada mağaralar boşaltılmadı, silahlar göstermelik bırakıldı. Yine de çözümden umutluyum. Bu arada Trump, İran’daki PJAK’a çağrı yaptı ama onlar onurlu bir şekilde aparat olmayı kabul etmedi. İran-İsrail için de… Trump hayatı ne kadar seviyorsa İran da ölümü o kadar seviyor. İran bombalara direniyor, Dubai’ye bir bomba atıldı herkes kaçıyor.”
Elinde AYM Başkanı Özkaya’nın açılış konuşması vardı

Bülent Arınç toplantıya elinde Anayasa Mahkemesi Başkanı (AYM) Kadir Özkaya’nın açılış konuşmasıyla geldiğini söyledi. Konuşmasında altını çizdiği yerler olduğunu söyledi. Önce AYM Başkanı Özkaya’nın konuşmasını özetle hatırlatayım: “… Bu bağlamda hakim ve savcılar gösterişten, riyadan, haramdan, yalandan şiddetle kaçınmalıdırlar. Her daim el emeği ve alın terleriyle, bir başka söyleyişle hukuki ve ahlaki olanla yetinmelidirler. Üzerlerinde kul hakkı olmamalıdır.” Arınç da konuşmasında AYM Başkanının da Yargıtay Başkanının da pozitif hukuku anlattıklarını sonra da ahireti hatırlattıklarını söyledi: “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla diyorlar. 24 yaşında bir dosya kapağı kaldırmamış hakimin verdiği müebbet cezası altı yıl sonra beraatla sonuçlanabiliyor. Belki cebinden aldığın 600 lirayı ödeyebilirsin ama 6 bin günü kim ödeyecek? Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi: ‘Evlerden su borularını çıkarın merhameti döşeyin.’ Allah adaleti emreder.”
“RTÜK ideolojik kurum oldu TRT bizim çiftliğimiz değil”
Arınç konuşmasında kendi döneminde sorumlusu olduğu TRT’den verdiği örnekler ve RTÜK eleştirisi dikkat çekiciydi:
“TRT’yi çiftlik olmaktan çıkarmıştık. 2 kanaldan 12’ye getirdik kanalı. Bugün RTÜK adına üzülüyorum. O günden bugüne gelen iflastır. Sadece sabah programlarından ya da dizilerden bahsetmiyorum; tartışma programlarında kavga eder gibi gözüken rating kavgasından da bahsediyorum. Bugün RTÜK, siyasi-ideolojik kurum haline geldi. Bu işlerde dürüst ve tarafsız olalım. Bir gün aradılar beni ve 2 saat 15 dakika AKP mahalle delegasyonunun bile verildiğini söylediler. Haber Dairesi’ni aradım ‘Talimat aldık’ dediler. Biz kamu yayıncılığı yapıyoruz, her partiye oy verenlerin vergisi var. Her partiyi vermelerini söyledim, düzeldi. TRT bizim çiftliğimiz değil.”
“Sokakta mafyadan geçilmiyor”
Arınç konuşmasında, “2003-2013 yılları arasında altın çağı yaşadık, devrim yaptık” dedi. Ben de şu soruyu yönelttim: “Bugün gelinen noktada AKP’yi nasıl görüyorsunuz?” Eski Meclis Başkanı dedi ki: “İbn Haldun’un devlet tanımı vardır. Devletler büyür, yükselir ve duraksama dönemine girer. İktidarlar için de geçerlidir bu durum. Yıllarca başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış, 24 yıllık bir iktidar… Yıpranacaktır tabii ki. Diyorlar ya ‘2001 kadroları gelsin. O kadroyu buldun da… Mesele o kadrolar değil 2001’deki ilkeler. İlkeler duruyor. Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele etmek için geldik. Geldiğimiz yıl yolsuzlukla mücadele için komisyon kurduk, 55 suç örgütünü bitirdik. Bugün sokakta mafyadan geçilmiyor, yaşları da küçük. Enkaz devraldık da diyemeyiz, 24 yıldır biz yönetiyoruz, kabahati kimseye yükleyemeyiz. Liyakatli kadrolar gelir ve adaleti getiririz.”