Borsadan anlamam.
Dostlarımdan bilirim, duyarım, anlamaya çalışırım.
Bazı haberlere de göz atarım.
Örneğin… Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre pay senedi yatırımcı sayısı 6.82 milyona geriledi. Pay senedi yatırımcılarının portföy büyüklüğü ise 13.5 trilyon TL seviyesindeydi. Haberlere göre; borsada yatırımcı sayısı 2023’te 8.5 milyonu aşarak rekor seviyeye ulaşmıştı. 2024’ün ortalarına kadar genellikle yatay seyreden yatırımcı sayısı, özellikle Haziran 2024’ten sonra bir düşüş ivmesine girmişti.
Aklıma takıldı… “Oyuncular” neden borsadan kaçmaya başladı? Sonuçta, “büyük balığın küçük balığı yediği” sistem değil mi? Kısa yoldan zengin olmanın hayalinin suya düştüğünü görenler de uzaklaşmaya başladı.
4 Aralık’ta da iktidara yakınlığıyla bilinen Yenişafak Gazetesi’nde şu haber dikkatimi çekti: “Küçük yatırımcının maddi kayıp yaşamasına yol açan borsa manipülasyonu, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) radarında. Borsa İstanbul’da işlem gören bir hissede manipülasyon şüphesi oluştuğunda SPK’nın ilk olarak Piyasa Gözetim ve Denetim Dairesi çok yönlü inceleme yürütüyor. BİST’ten aldığı anlık veri akışını özel gözetim yazılımlarıyla 7 gün 24 saat izleyen SPK, fiyatta ani sıçrama, hacimde olağanüstü artış, kademelerde yapay hareket veya tavan-taban serileri gibi olağan dışı davranışları otomatik “gözetim alarmı” olarak işaretliyor. Alarm sonrası hisse dosyası incelemeye alınırken, fiyat hareketleri, hesap davranışları ve para trafiği başta olmak üzere onlarca veri kalemine mercek tutuluyor.”
Önceki gün de bir paylaşıma denk geldim.
Sabah Gazetesi yazarı Dilek Güngör, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) başkanlığıyla ilgili dikkat çekici bir iddiayı gündeme getirdi. Güngör, nisan ayında görev süresi dolacak olan SPK Başkanı Ömer Gönül’ün yerine, Bank of America’nın (BofA) Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Banu Merve Başar’ın getirileceğine yönelik bir iddianın konuşulduğunu belirtti. Güngör paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Bir iddia var... Nisanda görev süresi dolacak SPK Başkanı Ömer Gönül’ün yerine BofA’nın YKB’sine Banu Merve Başar getirilecekmiş! Borsada bu kadar tartışılan bir kurumun elemanını SPK’ya getirmek ‘kediye ciğer emanet etmek’ olur. Umarım, devlette hâlâ aklı selim birileri vardır.”
Bu iddianın peşine düştüm ve Ankara’da neler konuşulduğuna kulak kabarttım. Bir dostum dedi ki:
“BofA’nın yönetimine bak ve yakın olduğu isimleri anla. Özellikle geçmişten gelen sınıf arkadaşlıklarına ve 2015 öncesini araştır. Banu Merve Başar’ın ismi bu çevrelerde sıkça konuşuluyor. Olur mu olmaz mı bilemem ama Başar’ı SPK’nın başında görmek isteyenler çok eski dostlar.”
Bildiğim, borsa çevrelerinde “aracı kurum” BofA’yla ilgili sıkıntıların, rahatsızlıkların olduğu. Hisse senedi piyasasındaki hacimde yüzde 15 payı olan Bank of America’nın alış-satışlarında bazı olayları “önceden öngördüğüne” dair yaygın kanı var. Bakalım, devlette hâlâ aklı selim birileri var mı?
İflas edeceği konuşulan şirketten halka arz
Bu arada yine borsayı yakından takip eden bir dostumla konuşuyorduk. “Dikkatini çekti mi?” diye sordu.
Ne dikkatimi çekecekti?
Anlayamadım: “Borsadan anlamam, ne oldu?” diye sordum.
Anlattı:
“Marmara Bölgesi’nin sanayi şehirlerinden birinde kurulmuş inşaat firması var. Bu firmaya SPK yedi gün önce halk arz için onay vermişti.”
Araya girdim, “Eeee… Ne var bunda?” diye sordum.
Devam etti:
“Bu firma dün itibarıyla 12 Aralık’a kadar talep toplayacak. Pay başına 13 TL sabit fiyatla gerçekleştirilecek halka arzın büyüklüğünün 2 milyar 38 milyon TL’ye ulaşacağı konuşuluyor. Burada sıkıntı şu: Firmayla ilgili yerel medyada ve kamuoyunda ‘batıyorlar’ algısı hakimdi. Bir anda halk arz çıktı ve SPK’nın onayıyla kurtulacaklar.”
Ne diyecektim? Düşündüm ve “Serbest piyasadayız” dedim. Olan yine halka olacak, bakalım! O firmayı takip etmekte fayda var.
Bu arada şirket halka arzdan sonra “kurumsal kimliklerinin” oturacağını da raporlarını yazmış. Firma, elde edeceği geliri de şu şekilde kullanmayı hedefliyor: “Yüzde 20-30 yeni proje finansmanı, yüzde 65-75 yüklenici firmalara hak ediş ödemeleri, yüzde 0-10 finansal borç ödemesi, yüzde 0-5 işletme sermayesi.”
Yüzde 65-75 yüklenici firmalara hak ediş ödemelerinin anlamı da şu:
Bitmeyen projelerini de bitirmek için halktan para alacaklar.