Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, 8 Eylül’de köşesinde şu soruya yanıt aradı: “CHP’nin kuruluş yıldönümüne belediye başkanları da davetli. Mansur Yavaş, CHP’nin belediye başkanı. Ayrıca Mansur Yavaş’a da davetiye gitmiş. Gözler Mansur Yavaş’ı arayacak. Bakalım Mansur Yavaş, CHP’nin kuruluş yıldönümüyle ilgili programlara katılacak mı?”
Aynı gün NEFES’in internet sitesinde yazdım ve kamuoyu Mansur Yavaş’ın kararını öğrendi: “Yavaş’a parti yönetimi tarafından davetiye gönderilmesine karşın, Yavaş etkinliğe katılmayacak ve daha önceki pozisyonunu muhafaza ederek taraf olmayacak.”
Sonrasında bu karar tartışıldı.
İlk önce CHP’nin belediye başkanlarına davetiye göndermediği bilgisi verildi daha sonra bu bilginin doğru olmadığı ortaya çıktı.
CHP’li tüm belediye başkanlarına kuruluş yıl dönümü etkinliklerine katılım için e-posta yoluyla Genel Başkan Yardımcısı Müslim Sarı imzalı davetiye gönderildi. Söz konusu davetiyede “Partimizin bu özel gününde programlara katılmanızı bekleriz” ifadeleri yer alıyordu.
Dün, CHP’nin 9 Eylül kuruluş günüydü. Gözler Anıtkabir’deki törende ve akşam yapılan CHP Genel Merkezi’ndeki resepsiyondaydı. Mansur Yavaş iki etkinliğe de katılmadı. Peki bu durum CHP’de “tartışma” yarattı mı? Bazı kurmayların “istifa etmesi gerekiyor” cümleleri kurduğu kulislerde konuşuldu. Öğrendiğime göre; Mansur Yavaş, 9 Eylül kutlamalarıyla ilgili CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu için önemli bir ismine “Gelemeyeceğini” öncesinde bildirdi. O kurmay da bunu CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na iletti. Aynı kurmay, “Mansur Bey’le ilgili bir sorun yaşanmadı, sıkıntı yok” dedi. Buradan da anlıyoruz ki; Kılıçdaroğlu, Yavaş’ın törenlere katılmayacağını medyadan öğrenmedi.
Peki Mansur Yavaş ne yapmak istiyor?

YAVAŞ’IN KURMAYLARINA KURDUĞU CÜMLE:
Belediyenin bölünmesini isteyenler var bunu talep edenler iyi niyetli değil
Tarih 7 Eylül 2026.
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Meclisi’nin, Belediye Meclis Konferans Salonu’ndaki eylül ayı birinci birleşimi, Meclis Birinci Başkanvekili Ertan Işık başkanlığında yapıldı. Toplantıda, ABB eski 2. Başkanvekili ve Çankaya Belediyesi Meclis Üyesi Emre Doğan’ın Çankaya Belediyesine yönelik operasyon kapsamında tutuklanması dolayısıyla başkanvekili seçimi yapıldı. Yeni Parti ve CHP’nin divana sunduğu önergede Naki Demir, AKP’nin sunduğu önergede ise Oğulcan Sağlam aday gösterildi. Gerçekleştirilen oylamada toplam 137 oy kullanıldı. CHP ve Yeni Parti’nin adayı Naki Demir 70 oy alarak ABB ikinci başkanvekili seçildi. AKP’nin adayı Oğulcan Sağlam ise 59 oy aldı. Sandıktan 7 boş ve 1 geçersiz oy çıktı. Oylamaya ABB Başkanı Mansur Yavaş katılmadı.
Neden ABB’deki seçimi anlattım?
Çünkü; AKP grubu seçim öncesinde başkanvekilliği seçimlerini kazanmak için yoğun bir kampanya yürüttü. Bu noktada Mansur Yavaş, CHP-Yeni Parti’nin fire vermeden seçimlere girmesini sağladı. Ankara’daki seçimin aslında Yavaş’ın “yol haritası” olduğunun altı çizildi. Fire vermeden ittifakın sağlanmasının, cumhurbaşkanlığı adaylığı süreci için de bir deneme olabileceğinin altı çizildi. ABB Başkanının, sadece iki partinin değil muhalefetin ortak adaylığı konusunda neler yapılabileceğine dair kafa yorduğu biliniyor.
Şu bilgiyi de vermekte fayda var:
Mansur Yavaş’ın çalışma arkadaşlarıyla yaptığı durum değerlendirmesinde şu cümleyi kurduğu ifade edildi:
“Belediyenin kendi içinde bölünmesini isteyenler var. Bunu talep edenlerin iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum.”
Bu arada siyasal iletişimci Suat Özçelebi’nin dün yaptığı sosyal medya değerlendirmesini de bir not olarak sizlerle paylaşmak istiyorum:
CHP üzerinden ‘muhalefeti tartıştırma’, Yeni Parti’yi de yıpratma taktiğinin gönüllü destekçileri uzun zamandır Mansur Yavaş’ın peşinde. Yavaş, kimi zaman susarak kimi zaman ölçülü mesajlarla stratejik konumunu koruyor. Aşağıdaki mesaj da bunun bir parçası. Çünkü önüne konulan soru aslında sürekli aynı: ‘Hangi taraftasın?’ Oysa tam da bu soruya cevap vermek, başkalarının kurduğu siyasal denklemin içine girmek demek. Yavaş bugüne kadar büyük ölçüde bunu yapmadı; kendisini CHP içindeki ya da muhalefet içindeki bir hesaplaşmanın tarafı olarak konumlandırmak yerine, seçmen nezdindeki daha geniş karşılığını korumaya çalıştı. Belki de bugün korunması gereken en değerli stratejik konum tam olarak budur: Muhalefetin içinde bir taraf olmak değil, muhalefeti birbirine taraf etmeye çalışan oyunun dışında kalmak. Olası Cumhurbaşkanlığı adaylığının tabanını da korumak.”