Önceki gün DW Türkçe’den Alican Uludağ’dan öğrendik. Haberi okuyalım:
“ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein davasına ilişkin açıkladığı milyonlarca belgede yer alan ayrıntılar Türkiye’de de gündem olurken, gözler yargıya çevrildi. DW Türkçe’nin ulaştığı bilgilere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İYİ Parti Grup Başkan Vekili Turhan Çömez’in 22 Aralık 2025’te paylaştığı bir tweet üzerine iddiaları araştırmak için 23 Aralık 2025’te soruşturma başlattı. Öte yandan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, Epstein dosyasının Türkiye bağlantıları bulunduğuna ve Türkiye’den de çocukların bu suç çetesinin ağına düşürüldüğüne ilişkin iddiaların araştırılması için 16 Ocak 2024 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştu. DW Türkçe’nin ulaştığı bilgilere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16 Haziran 2025 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği öğrenildi. Takipsizlik kararında, atılı suçların Türkiye’de işlendiğine ilişkin bir delilin dosyada bulunmadığı belirtildi. Soruşturma kapsamında yalnızca ABD’de yaşayan ve şikâyet edilen Banu K. adlı bir kadının ifadesi, talimatla İstanbul Adalar’da alındı. Epstein davasıyla bir ilgisinin bulunmadığını savunan Banu K., şikâyet edilen kişiyle yalnızca isimli benzerliği bulunduğunu, kendisinin iddiaların aksine Florida’da değil, bu kente uzak mesafedeki Kaliforniya’da yaşadığını kaydetti. Şüpheli, bu konuda New York Güney Bölgesi Mahkeme kararını da sundu. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatı Hediye Gökçe Baykal, ABD Adalet Bakanlığının paylaştığı Epstein belgeleri üzerinden yeni delillerin ortaya çıktığını belirterek, takipsizlik kararına itiraz edeceklerini ve yeniden soruşturma açılmasını isteyeceklerini söyledi.”
Dün… Epstein Türkiye dosyasıyla ilgili bir gelişme yaşandı.
Başsavcılığa yeni suç duyurusu yaptılar
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatı Hediye Gökçe Baykal, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yeni bir suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda şöyle denildi:
“… Bahse konu belgelerde şüphelilere sorulan sorular arasında ‘Jeffrey Epstein’ın Türkiye, Çek Cumhuriyeti, Asya ve diğer ülkelerden başkaca reşit olmayan kızları da taşıdığı iddia ediliyor. Bundan haberiniz var mı?’ şeklinde bir sorunun bulunması dava ile bağlantılı olarak paylaşılan dosya ve belgelerde sistem içinde olduğu belirlenen Türk bir ismin yer alması sebepleriyle, ülkemizden çocukların da bu dehşet verici suç ağına tespit edilecek şüpheliler tarafından dahil edildiğine dair iddiaların ivedilikle araştırılması gerekmektedir.
“Yine kamuoyuna yansıyan belgelerde yer alan ifadelere göre; Epstein mağdurlarının bir kısmı Antalya’da bir otele getirildiği, ‘Kızların bizimle alıştırma yapmasının başarılı olmasına sevindik’ şeklinde beyanların olduğu, Epstein’in ise bu e-postadan bir saat sonra ‘Sebla, sana ve Fettah’a teşekkür ederim. Bu, benim ve onların hayatını değiştirdi’ yanıtını verdiği görülmektedir. Öte yandan ülkemizde yaşanan 1999 ve 2023 depremlerinin ardından kayıp çocuk vakalarının görülmesi ve bu çocukların ilgili kişi öncülüğündeki oluşumun aracılığıyla yurt dışına kaçırıldığına dair iddialar kamuoyunda yer bulmuştur.”
Evet… Epstein dosyasının çok su kaldıracağı anlaşılıyor. Konuya sadece “pedofili” üzerinden bakmak da yanlış. Bir “örgüt” olduğu ve bu “örgütün” kollarının dünyayı sardığı anlaşılıyor. Mesele Trump değil mesele “sistem”.
Şimdi gelelim son bilgilere…
Tamince’ye 2011’deki e –postaları sordum
ABD Adalet Bakanlığı, 2019’da hücresinde intihar eden Jeffrey Epstein ile ilgili 3 milyondan fazla belgeyi kamuoyuyla paylaştı. Epstein’e ait e-postalar arasında Dubaili iş adamı Sultan Ahmet bin Sulayem’in 2017’de Rixos otellerinin sahibi Fettah Tamince’ye gönderdiği mesaj çıktı. Sulayem, e-mailinde Epstein’in özel Spa’sında çalışan kadının Rixos’ta eğitim görmesini rica ediyor. Tamince’nin asistanı Sebla Soydan, ilkin Sulayem’le, ardından Epstein’le yazışıyor. E-postalardan iki kadının Türkiye’ye gelip eğitim aldığı anlaşılıyor.
Halk TV yazarı İsmail Saymaz, Tamince’yle bu konuda görüştü.
Fettah Tamince o röportajda şu bilgileri verdi:
“Sultan Ahmet Bin Sulayem bizim arkadaşımız. Dubai’de önemli bir işadamı, dünya çapında bir şahsiyet. Kendisi, ailesi ve arkadaşları bize tatile geliyor. Sulayem’den bize talep geliyor. (Spa’larınız çok iyi, bir arkadaşımın iki terapisti var, gönderebilir miyiz?) diye. E-mail bundan ibaret. Asistanım ‘Yardımcı olayım’ diyor, bizim yetkililerle tanıştırıyor. Pasaportları geliyor. İki hafta eğitim görüyorlar. Biz Sulayem’den geldi diye dikkate alıyoruz açıkçası. Gerisine bakmıyoruz. Epstein’i tanımıyoruz. O dönem öyle birini ne biliyoruz ne duyuyoruz.”
Dün; belgeleri tararken Sultan Ahmet Bin Sulayem’in 2011 ve 2012’de Epstein’la yaptığı yazışmalara rastladım.
To: jeevacation©gmail.com[jeevaeation©gmail.com]; Jeffrey Epsteinbeeyacation©gmail corn]
From: Sultan Bin Sulayem
Sent Fri 1/21/2011 12:42:07 PM
Subject: Re:
Will you be in the us?
I will call Fettah and find out where he is I will check with wade Also
On 21 Jan 2011, at 05:41 AM, “Jeffrey Epstein” [email protected]> wrote:
always great to see you how was the doctor. what are you doing today. I m
leaving tonight for a week.. have you heard from fetch or wade. do you need
anything at all.
ABD’de olacak mısın? Fettah’ı arayıp nerede olduğunu öğreneceğim. Wade ile de kontrol edeceğim.
21 Ocak 2011, 05:41’de, “Jeffrey Epstein” [email protected] yazdı:
Seni görmek her zaman harika. Doktor nasıl geçti? Bugün ne yapıyorsun? Bu gece bir haftalığına ayrılıyorum. Fetch veya Wade’den haber aldın mı? Hiçbir şeye ihtiyacın var mı?
Bunun üzerine Fettah Tamince’yi aradım. Tamince, bu e-postaları ilk defa benden duyduğunu söyledi ve Epstein’i tanımadığını bir kez daha aktardı: “Varsa bir şey ortaya çıkar. Sulayem beni çok sever, iyi arkadaşım. Beni ve tesislerimizi hep övmüştür. Ama aralarında geçen konuşmaları bilmiyorum, sizden duyuyorum. Bir kez daha söylüyorum: Epstein’i tanımıyorum. Ne konuştular, ne anlattılar bilemiyorum. Onun belgeselini izledim ve şeytan olduğunu gördüm.”