“86 milyonun bedelini ödeyeceği bir çılgınlık bu. Biz de duyuyoruz, AKP içinde bir şeyler olduğunu duyuyoruz. Mehmet Şimşek’in, AKP içinde aklı selimin bu olaya karşı çıktığını biliyoruz. Bahçeli dün açıklamasında ‘bize rağmen yapıldı bu iş. Kılıçdaroğlu bu yetkiyi kullanmamalı’ dedi. Cumhur İttifakı’nın kahir ekseriyeti, devlette önemli isimler bu karara karşı ama yine de çılgınlık yaptılar.”
Dün… CHP Genel Merkezi’nden yetkililerle yaptığım görüşmede kurdukları ilk cümle “Çılgınlık yaptılar” oldu ve CHP lideri Özgür Özel’in de “Çılgınlık” dediği bir sürecin yaşandığının altı çizildi.
Aylardır konuşuluyordu, “ha bugün ha yarın” deniliyordu.
Karar çıktı.
CHP’de 4-5 Kasım 2023’te yapılan ve Özgür Özel’in kazandığı 38. Kurultay için 3 yıl sonra “mutlak butlan” kararı verildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi (istinaf), “tedbir” yolunu izledi. Mutlak butlan hükmüne vardı ve mutlak butlanın uygulanabilmesi için gerekli “kesinleşme” şartını beklememek için “tedbir” yoluna başvurdu. Burada “tedbir” önemli. Yargıtay’da kesinleşmesini beklemeden Kılıçdaroğlu ve ekibinin partinin başına dönmesinin yolu açılmış oldu.
Bundan sonra ne olacak?
Satır aralarını okuyalım.
Kılıçdaroğlu "Mahkeme kararını tanımamak olmaz” çizgisinde
Önce MHP lideri Devlet Bahçeli’nin önceki gece yaptığı açıklamaya bakalım: “5 Mayıs 2026 tarihinde grup toplantımız sonrasında CHP’nin mutlak butlan davası hakkında görüşümüz gazeteciler tarafından sorulduğunda kendilerine ‘CHP, Cumhuriyet’in kurulduğu günden bu yana var olan en önemli siyasi bir kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veya farklı amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz’ demiştim. Geldiğimiz noktada haklılığımız ortaya çıkmıştır.”
“Sayın Kılıçdaroğlu, kendisine yapılan haksızlığın kabul edildiğini, bununla birlikte 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel ile görüşerek CHP’nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir. Bu sonuç hem CHP’nin hem de ülkemizin yararına olacaktır. Aynı zamanda da bu tarihi sorumlulukla Sayın Kılıçdaroğlu hem CHP kurumsal kimliğinin hem de CHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımızın gönlünde müstesna bir yer edinecektir.”
Bu konuyu iki tarafa da sordum. Kılıçdaroğlu cephesi “Bu açıklamaya saygı duyuyoruz ama Kemal Bey’in yol haritası şekillenecektir” diye yanıt verdi. Bir isim de 26 Haziran 2025’te Kılıçdaroğlu’nun kurduğu cümlelere işaret etti: “Mahkeme kararını ‘Tanımıyorum’ demenin hukuki olarak bir karşılığı yok. Görevi kabul etmezsem o zaman kayyum riski var. Umarım böyle bir karar çıkmaz. Neden bu kadar korkuyorlar? Kayyum gelse daha mı iyi olur? Kayyuma sebep olsam bu kez bana ‘13 yıl partiyi yönettin şimdi de buna izin verdin’ diye tepki gösterirler. Yapılan yorumları CHP’ye ve bana kurulmuş bir tuzak olarak görüyorum. Mahkeme iddiaları inceleyip ortaya delilleri koyacaktır. ‘Yargı kararını tanımıyorum’ diye bir şey yok. Ben görevi kabul etmesem karar kadük kalır demek anlamsız. Kabul etmesem kayyum gelir. Kayyum gelince de ne zaman kurultayı toplayacağı belli olmaz. O döneme kadar partiyi kim nasıl yönetecek? CHP kayyuma teslim edilmez. CHP’nin DNA’sı ile oynanıyor. Buna izin veremem, veremeyiz.”
Peki Özgür Özel cephesi Bahçeli’nin açıklamaları için ne diyor? MHP liderini arayacak mı Özel? Bu konuda yanıt şu oldu: “Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nun kendisine verilen yetkiyi kullanmaması gerekliğinin altını çizdi. Ama Özgür Bey, Devlet Bey’i aramaz. Aranacak taraf biziz.”
Özgür Özel’den kim, ne istedi?
Özgür Özel’in önceki akşam genel merkezde düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada gözden kaçan bir ayrıntı vardı. Özel, “Bugün geldiğimiz aşamada seçim kazanma suçuna ilave olarak, kazanacak bir cumhurbaşkanı adayı belirleme... Kendisi bir yerlere heves edip, kazanacak cumhurbaşkanı adayı göstermek yerine kendini aday göstermeme ya da o aday olamıyorsa onun yerine ‘Fırsat bu fırsat ben varım’ deyip bir ihtiras koymak yerine; ‘En doğru adayı bulurum. Amacım partimi iktidar yapmak, mağdurun, mazlumun yüzünü güldürmek’ demek suçundan da halen daha saldırı altındayım.”
Burada araya girelim.
Özgür Özel, “Ekrem İmamoğlu aday olamazsa kendisinin aday olmasını isteyenler olduğunu” ima etti ancak bunu kabul etmediğini söyledi. Kim Özel’den cumhurbaşkanı adayı olmasını istedi? Bu sorunun yanıtı önemli!
Yine CHP lideri, “Cumhurbaşkanlığı adaylığını kabul etseydim, ‘Ben aday olurum, Ekrem gitti’ deseydim, Ekrem’e sırtımı dönseydim, Mansur Yavaş gibi bir seçeneği tüketseydim, benden iyisi yoktu arkadaşlar. Şu anda siz de evlerinizde rahattınız, ben de bu koltukta rahat oturuyordum. Ama ben o değilim, biz o değiliz. Bu yüzden bugün koltuğundan, makamından geldikleri görevlerden edilmek istenenler, kendileri ile ilgili ihtirasları, hevesleri değil; milletle ilgili kararlılıkları olanlardır” dedi.
Bu da tartışmaya ve sorular sorulmasına açık tespitler.
“Ekrem’e sırtımı dönseydim, Mansur Yavaş gibi bir seçeneği tüketseydim benden iyisi yoktu arkadaşlar” cümlesi dikkat çekici. Bu noktada, Özgür Özel’den “bu seçenekleri tüketmesini isteyen kim ya da kimler?”
Sonuçta… CHP, kuruluşun ve kurtuluşun partisi olarak “liderlik” sorununu nasıl çözecek? Uzlaşı olacak mı? Bahçeli’nin önerdiği “(Kılıçdaroğlu) Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel’le görüşerek CHP’nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir” talebi karşılık bulacak mı?