Önder Sav.
Hukukçu.
70 yıllık CHP’li.
2000’den 2010’a kadar Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri olarak görev yaptı. Ayrıca 1973’ten 2011’e kadar, beş farklı dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Ankara milletvekili olarak yer aldı. 1974 yılında CHP- MSP koalisyon hükümetinde Çalışma Bakanıydı. 1985’te Ankara Barosu Başkanlığı, 1989-1995 Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı görevini yürüttü. 2010 yılında Deniz Baykal’ın istifasıyla sonuçlanan FETÖ’cü komplonun ardından, partinin yeni genel başkanının belirlenmesinde kilit bir rol üstlendi. CHP 33. Olağan Kurultayı’nda Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekledi. Ancak Kılıçdaroğlu’nun seçilmesinden kısa süre sonra yaşanan tüzük anlaşmazlıkları nedeniyle genel başkanla ters düştü. 2010’daki parti içi revizyonla 10 yıldır sürdürdüğü CHP Genel Sekreterliği görevinden alındı ve 2011 genel seçimlerinde milletvekili adayı gösterilmedi. Bu dönemden sonra aktif siyaseti bırakan Sav, mutlak butlan kararının ardında mahkeme kararını eleştirerek, Özgür Özel ve seçilmiş parti yönetimine destek verdi. İddialara göre yeni partinin “beyin takımında”, Özel ve arkadaşlarına “yön” çiziyor. Sav ise bu iddiaları açık ve net bir şekilde reddediyor. Ben de Önder Sav’la son yaşananları ve bundan sonrasını konuştum.

BU CHP’NİN PM’Sİ DÜŞMÜŞTÜR
* Yeni parti süreci hızla ilerliyor. Bu süreci nasıl değerlendiriyor Önder Sav?
CHP’de kurultay yapılmayacağı belli oluyor. Hem Kemal Kılıçdaroğlu hem sözcünün açıklamalarında “Biz yeni bir kurultay takvimi belirleyeceğiz ve yapacağız” deniyor. Ama ucu açık, ne zaman yapılacağı belli değil. Önemli bir risk var. Kemal Bey’in başında bulunduğu Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) istifalarla düşmüştür. İstifalardan sonra 30 kişi kaldı. Düşmüş PM ve düşmüş MYK kararlarıyla milletvekilleri, il ve ilçe başkanları ihraç ediliyor ve il-ilçe yönetim kurulları görevden alınıyor. Fevkalade hukuksuz bir aşamaya girdi parti. Aslında genel başkanın kurultayı çağırması lazım. Tedbir varmış, mutlak butlan varmış yok, efendim. Üyeler imza toplamış, kurultay yapılmak zorundadır. Ama yapılmıyor, o zaman mahkemelik olma durumu ortaya çıkıyor. Ucu açık mahkeme kararlarıyla uğraşılacak bu hususları kimse görmek istemiyor.
CHP SEÇİMLERE GİREMEZSE NE OLACAK
* Bir de CHP’nin seçime girip girmeyeceği konusu var.
2020’nin 26 Temmuz’unda kurultay yapıldı, 2023’te yapılan kurultay iptal edildi. CHP’nin başına kim gelirse gelsin, yarın öbür gün seçimlere girilirken Yüksek Seçim Kurulu “Kardeşim sen üst üste iki kurultayı yapmamışsın, seçimlere giremezsin” derse, ne olacak? Nasıl Recep Tayyip Erdoğan üçüncü defa cumhurbaşkanı yapılmışsa, benzer bir kararla yüz yüze gelinebilir. Neydi o karar? Efendim “halkın oyuyla ilk defa seçiliyor bu seçim ikinci seçimdir” diye hüküm verilmişti. Daha önceki seçimler yok sayıldı. Aynı YSK, yarın öbür gün seçimlere girecek partileri belirlerken CHP’yi yok sayarsa ne yapacaksınız? O kitle, CHP’nin ilkelerine, demokratik laik cumhuriyete, Atatürk ilke ve devrimlerine gönül vermiş kitle sahipsiz mi kalacak?
SİYASET PARLAMENTODA YAPILIR
* Ne olacak? Ya da ne olmalı?
O nedenle bence kurultayın yapılması zorunludur. Aksi takdirde parlamentoda 1923’te kurulmuş olan CHP’nin düşünceleri, ilkeleri temsil edilemeyecek duruma gelecektir. Ben 1999’da baraj altında kalmış CHP’nin 10 yıl genel sekreterliğini yaptım. Paramız yoktu! Genel saymana da “para bul, kredi çek, ödeyelim” dedim. Öyle ödedik personel paralarını. Bunları yaşadık. Parlamento dışında kalan bir partinin siyaset yapma şansı zayıftır.
Yapar da çok zordur. Şimdi ben size bana seçime girecek 15 partinin ismini sayın desem? Bu kadar ilgili olduğunuz halde bilemeyebilirsiniz! Siyaset parlamentoda yapılır. CHP’nin başındaki Kılıçdaroğlu’na oy vermeyecek kitlenin oyu heba mı olacak kardeşim! Elbette, fiilen ve hukuken CHP’de siyaset yapma ve nefes alma şansı kalmamışsa kendi yollarını çizeceklerdir. Benim düşüncem bu.
Hem toplanan delegelerin imzaları hem de istifalar nedeniyle düşmüş bulunan Parti Meclisi için kurultayın en geç 26 Temmuz’dan en az 15 gün önce duyurularak toplanması gerekiyor. Siyasi Partiler Kanunu’nun 10. maddesi gereği siyasi parti sicillerini tutan Yargıtay Başsavcılığı’nın derhal harekete geçip mutlak butlan ile göreve getirilen CHP Genel Başkanı’nın Parti Meclisi seçimi yapılmak üzere kurultayı toplaması için uyarılması da yasanın emridir.
26 TEMMUZ’A KADAR BİR ŞEY OLDU OLMAZSA HERKES KENDİ YOLUNA GİDER
* 26 Temmuz’u işaret ediyorsunuz, neden?
Mahkemeler ihtilaf çözen yerlerdir. Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi ihtilaf çözeceği yerde yeni ve içinden çıkılmaz ihtilaf yaratmıştır. Mutlak butlan kararıyla işin içinde çıkılmaz durum oldu. Bu nedenle ülkenin ünlü 32 Anayasa hukukçusu mutlak butlan kararının hem yetkisiz mahkeme tarafından verildiğini hem üyenin hem seçmenin oyuna müdahale edildiğini açık açık belirtiyorlar. Yargıtay’ın, hukukun üstünlüğünü gözeterek, hukuken geçersiz mutlak butlan kararını bozması lazım. Ama ona zaman da kalmadı! CHP ve içinde kalıp veya dışında siyaset yapmak isteyen insanların zamanı kalmadı. 26 Temmuz’a kadar bir şeyler oldu, oldu. Olmadı ondan sonra sıkıntılar baş gösterir. Dileyen CHP’de kalır, dileyen başka bir yapılaşmanın içinde yer alır.
YENİ BİR YAPININ KURULMASINDA SAKINCA YOK
* Önder Sav CHP’de kalmayı mı savunuyor, yeni bir yolu mu?
Hukuk yolları ve siyaset yapma şansı kalmadığı zaman yeni bir yolun, yeni bir yapının kurulmasında hiçbir sakınca görmem. Meşrudur. Çünkü ben, üzülerek söylemek isterim ki Kemal Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu CHP’nin barajı geçebileceğini sanmıyorum. Bu kadar net görebiliyorum.
* Yeni oluşacak partinin yol haritası nasıl olmalı?
Bilmiyorum. Arkadaşlara müdahale etmem. Yeni bir oluşum olacaksa mutlaka demokratik laik cumhuriyete, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucu felsefesine, ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya bağlı olmasının ana mesele olmasını düşünürüm.
YENİ PARTİNİN KURULMASI BENİM İŞİM DEĞİL YALAN SÖYLÜYORLAR
* Yeni parti sürecinde Önder Sav’ın rolü ne olacak?
Ben 70 yıl CHP’liyim. Yeni partinin kurulmasına öncülük etmem benim işim değil. O, şu anda seçimle gelmiş olan Özgür Özel ve arkadaşlarının işi. Onlar eğer CHP’de siyaset yapma şanslarının kalmadığını görüyorlarsa yeni bir parti kurmayı düşünmeleri doğal karşılanmalıdır. Bu konuda çeşitli yalanlar uyduruluyor; güya ben oturmuşum Bülent Tezcan’la birlikte tüzük hazırlıyormuşum. Tüzüğün T’sini görmedim, öyle bir konu yok. Ben Özgür Bey’le genel başkan seçildikten sonra ve ardında da mutlak butlan kararı verildiğinde bir kez görüştüm. Onun dışında baş başa verip yeni yapılanmayla ilgili değerlendirme yaptığım yok. Onların iç işlerine müdahale etmek istemem, bana da yakışmaz.
KEMAL BEY’LE GÖRÜŞMEM, BOŞUNA KÜREK SALLAMAM
* Kemal Bey’le görüştünüz mü?
Ne benden ne de kendisinden böyle bir talep olmadı. Hele hele benden öyle bir talep gitmez. Ben Kemal Bey’in, altı ay çalışmış, genel sekreterliğini yapmış biri olarak reflekslerini bilen, ne yapıp ne yapmayacağını kestiren bir siyaset adamıyım. Boşuna kürek sallamak istemem.