Önümde bir sosyal medya paylaşımı duruyor.

Yazayım mı yazmayayım mı diye üç gündür düşünüyorum.

Fikirlerine önem verdiğim dostlarımla konuşurken “Yazma hedefe koyarlar” uyarısını da bir yandan tartıyorum!

Ama beynimi kurcalıyor:

Tam da o gün bu paylaşım, CHP’nin İmralı kararı ve ardından Mansur Yavaş’la ilgili soruşturma izni verilmesi.

Tarih 26 Ocak 2024.

Orta Asya… Kazakistan’ın Almatı şehrinde Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk Anıtı’nın açılış töreni gerçekleşti. Anıtın yazarları Kazak heykeltıraşlar Aidos Burkitbaev ve Timur Yermukhametov, eserin Türk-Kazak dostluğunu ve Atatürk’ün Türkiye tarihindeki etkileyici rolünü vurgulamak amacıyla özenle tasarladıklarını ifade etti. 4 metre yüksekliğindeki Mustafa Kemal Atatürk heykeli, granit kaide üzerinde bronz malzemeden özenle tasarlanarak ortaya çıktı.

Tarih 21 Kasım 2025.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın uluslararası kamuoyuna mesajlarını verdiği sosyal medya adresinden bir paylaşım yapıldı. Sabah 10.14’tü paylaşımın saati: “Kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün heykelinin, ata yurdumuz Kazakistan’da açılmasından büyük bir gurur duyuyoruz. Ankara’dan Tanrı Dağları’na, kardeşliğimiz daim olsun!”

21 Kasım’ın bir özelliği daha vardı.

Meclis’te kurulan komisyon İmralı’ya gitsin mi gitmesin mi oylaması yapılacaktı ve CHP’nin tavrı başat tartışmaydı. Öğlen saatlerinde CHP, İmralı’ya gitmeme kararı aldığını açıkladı. Yavaş’ın vurguladığı “kurucu liderin” partisi, Abdullah Öcalan’ı dinlemeye gitmiyordu! Tartışmalar da bundan sonra başladı: “CHP kurucu ayarlarına döndü… Sorunun nedeni olan parti ulusalcı oldu… Şeyh Sait’i ve Dersim’i yapan CHP değil mi?” Ya toplumun ne dediği? Türk milletinin fikri! Sadece oy hesabı değil yapılan toplumsal duyarlılık. Şunu herkes kabul ediyor: Silahlar sussun, kan dökülmesin ve barış gelsin. Şunu kimse kabul etmiyor: Süreçte en önemli aktörlerden birisi Abdullah Öcalan’dır. Toplumun hafızası, partilerin tabanları hafızalarını silemiyor. Ki sürecin başından bu yana da bu hafızayı tarihin arka odasına göndermek için de çalışma ne kadar yapıldı, tartışılır!

AKP tabanının yüzde 76.2’si milliyetçi

15 Temmuz 2016’da yaşanan NATO’cu darbe girişiminden hemen önce ve sonrasında bir paradigma değişikliği yaşandı bu ülkede. AKP ve MHP- haklı olarak- “Güvenlik” fikrini öne çıkardı ve toplumun önemli bir kesimiyle buluşmaya çalıştı. Bunu yaparken de özellikle AKP tabanı “milliyetçi” bir çizgiye oturdu. Hatta 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de “milliyetçilik ve ülkenin bekası” öncelikli konuydu.

Tarih 9 Ekim 2025.

Toplum Çalışmaları Ensititüsü’nün 2 bin 17 kişi üzerinden hazırladığı “Türkiye’nin Milliyetçilik Haritası” başlıklı 97 sayfalık raporu.

AKP’YE OY VERENLERİN YÜZDE 76.2’Sİ MİLLİYETÇİ: “Ulusal temsil kabiliyetine sahip çalışmanın sonuçlarına göre Türkiye’nin yüzde 73.4’ü kendisini “çok milliyetçi” ve “milliyetçi” olarak tanımlıyor. AK Parti’ye oy verenlerin yüzde 76.2’si, CHP’ye oy verenlerin yüzde 73’ü, MHP’ye oy verenlerin yüzde 95.3’ü, İYİ Partililerin yüzde 85.9’u, Zafer Partililerin yüzde 98.2’si kendilerini milliyetçi olarak tanımlıyor.”

YÜZDE 34.2 KENDİSİNİ ATATÜRKÇÜ DİYE TANIMLIYOR: “Eğitim seviyesi ve yaş ilerledikçe milliyetçi olduğunu belirtenlerin oranında belirgin bir artış yaşanıyor. Siyasi olarak kendilerini tanımlamaları istenen katılımcıların yüzde 34.2’si Atatürkçü, yüzde 25.4’ü Türk milliyetçisi olduklarını belirtmektedir. En çok tercih edilen beş politik görüşün 3’ünü milliyetçiliğin farklı formları oluşturuyor. Yüzde 5.4 oranındaki ülkücüler de ilave edilirse Türkiye’de her 3 kişiden 2’sinin siyasi görüşünün milliyetçilik temelli olduğu anlaşılıyor. Diğer siyasi görüşlerdeki milliyetçiler eklendiğinde bu oran yukarıdaki yüzde 73.4’e, yani her 4 kişiden neredeyse 3’ünü kapsayan bir hacme ulaşıyor.”

Erdoğan da Yavaş da milliyetçilerin oyunu alıyor

11 Ekim’de yazdım:

Rapordan da anlaşılıyor ki; 2028 ya da olası 2027 Kasım/Aralık aylarındaki Cumhurbaşkanlığı/milletvekilliği seçimlerinde “milliyetçi oylar” belirleyici olacak.

Yine raporun şu bölümü çarpıcı:

“(Anayasadan Türklük kavramı çıkarılmalıdır) görüşüne katılımcıların yüzde 84.7’si karşı çıkmaktadır. AK Parti seçmenlerinde bu oran yüzde 82.7, CHP’de yüzde 89.3’tür. Türk milliyetçilerinin yüzde 93’ü, Atatürkçülerin yüzde 89.5’i, İslamcıların da yüzde 63.6’sı Türklük kavramının Anayasa’dan çıkarılmasına karşı olduklarını belirtmişlerdir.”

Buradan da şu sonuca ulaşmak mümkün: “Türklük” kavramını çıkaran ya da çıkarmaya çalışan ve bunu destekleyen partilerin sorun yaşayacağı açık!

Gelelim olası cumhurbaşkanları adaylarına.

Rapor, Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in, AKP lideri Tayyip Erdoğan’la olası yarışını da sormuş.

Okuyalım:

“Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimi ilk turunda muhalefetin olası adayları arasından sadece Mansur Yavaş’ın ilk turda yüzde 43.4 ile yüzde 38.7 oy oranına sahip Tayyip Erdoğan’ın önünde yer alabildiği görülmektedir.

“İmamoğlu’nun adaylığında, hata payı içerisinde, Erdoğan’la hemen hemen aynı oyu almaktadır (Erdoğan yüzde 42.6, İmamoğlu yüzde 40.3). Özgür Özel’in adaylığında ise Erdoğan ilk turda yüzde 47.9, Özgür Özel ise yüzde 35.7 oy almaktadır. (Erdoğan’la Yavaş’ın yarıştığı bir ikinci tur seçiminde de sonuç şöyle: Yavaş yüzde 47.9, Erdoğan yüzde 43.2.)

“Erdoğan Türk milliyetçilerinin yüzde 54.3’ünün, muhafazakârların yüzde 77.1’inin, İslamcıların yüzde 69.1’inin, ülkücülerin yüzde 64.1’inin oyunu almaktadır. Yavaş ise Atatürkçülerin yüzde 73.4’ünün, sosyal demokratların yüzde 64.4’ünün, sosyalistlerin yüzde 58’inin desteğine sahip görünüyor.”

SONUÇ: Evet… PKK’nın kendini feshi bir “isyanın” bitişi için çok değerli. Ama toplumun hafızası “pazarlık” yapılmayacağı söylenen PKK lideri Abdullah Öcalan’la barışa mesafeli. Süreci yönetenlerin bu hassasiyetleri de göz önünde bulundurması gerekmiyor mu?