CHP Genel Başkanı Deniz Baykal kendisine kurulan kaset komplosunun ardından 10 Mayıs 2010’da istifa etti ve partinin başına Kemal Kılıçdaroğlu geçti!
O günü ve heyecanı hatırlayın…
Tarih 22 Mayıs 2010.
Bülent Ecevit kasketiyle umudun sesi olacağını söylemişti Kılıçdaroğlu: “Geliyorum, iktidara geliyoruz. Yoksullların, ezilenlerin haklarını korumak için geliyoruz. Mustafa Kemal’den İnönü’ye Ecevit’ten Baykal’a kadar bize bırakılan görkemli tarihin altında iktidara geleceğiz. Baykal’a yapılanların failleri bulunmadı, faiileri bulunması, boynumuzun borcudur. Hükümete düşen eğer içinde değilse failleri bulmaktır. Yoksa biz iktidara gelince hesabı soracağız. Mustafa Kemal ve arkadaşları önce halk dediler. İlk sözümüz halk olacak halkla birlikte yürüyeceğiz. CHP, Kuvay-i Milliye demektir. Müdafa-i Hukuk demektir. Anafartalar’dır, Conk Bayırı’dır, İzmir’de Hasan Tahsin, Lozan’da İnönü’dür, tuttuğunu koparır. Erzurum’da Nene Hatun, Antep’te Sütçü İmam’dır. Genlerinde bu vardır. Değişimcidir ve devrimcidir. Değişimin ve devrimin sonuna kadar gideceğiz.”
Kılıçdaroğlu çok net konuşmuştu… Bülent Ecevit kasketini takan Kılıçdaroğlu şu vaatlerde bulunmuştu: “AKP’nin istediği ekonomik politikaya bakın. ‘Üretmeyin’ diyorlar, ‘fabrikalar çalışmasın’ diyorlar. Yeniden üreten Türkiye’yi kuracağız. Çağdaşlığın gereği neyse gerekeni yapacağız. Sanayici artık bu ülkenin kamu görevlisidir. Onun önünü biz açacağız. Bütün bürokratik engelleri biz açacağız. Organize sanayi bölgelerinde yatılı meslek liselerini kuracağız. Mezun olduğunda işi hazır olacak. Bu ülkede önce kendi sanayicinizi destekleyeceksiniz.”
Yani… ‘Kamuculuk’ demişti Kılıçdaroğlu!
“Neden dışarıdan daha pahalı otobüs alıyorsunuz. Ortadoğu’yu besleyecek ovalarımız var. Bütün Türkiye’nin bu gerçeği bilmesi lazım. Üreticinin ödüllendirildiği düzeni getireceğiz. Türkiye’nin en büyük sorunu nedir? İşsizlik. İşçileri özelleştirdiğimiz fabrikalarda kapının önüne koyduk. Güneydoğu’da istihdam yaratacağız. Özel sektör fabrika kuracaksa sıfır faizle kredi vereceğiz. Mayınlı arazileri topraksız köylüye vereceğiz. Recep Bey, işsizlik fonundan aldığın paranın ne kadarını GAP’a harcadın?”
Yani… ‘Halkçılık’ demişti Kılıçdaroğlu…
“Siyasetin odağına etnik kimliği ve inançları koyan siyaset bizim dostumuz değildir. Biz ayrışmanın değil beraber olmanın yanındayız. Bunlar sosyal devleti unuttular. Halkın devrimcisi olacağız. Yoksulluğu toprağa gömmek bizim boynumuzun borcudur. Sosyal devletin yerine sadaka devletini getiriyorlar. Ben yok biz varız. Tarlalarda, fabrikalarda biz varız artık. Beraber kazanıp hakça bölüşeceğiz. Biz zengin olmayacağız, yakınlarımız zengin olmayacağız.”
Ve Kılıçdaroğlu’nun son cümlesi: “İktidar koşusuna hazır mısınız? Siz hazırsanız ben de hazırım, hep beraber gideceğiz.”
Neden Kılıçdaroğlu’nu hatırlattım?
Dengeyi koruması gereken lider
Yeni Parti lideri Özgür Özel’in NEFES başta olmak üzere verdiği son röportajlarında “Miras Atatürk”, “sıfır kilometreyiz” tespitlerini sizler de okumuşsunuzdur. Bu röportajlarda dikkatimi çeken cümlelerine bakalım: “Biz bir gömlek çıkarıyor değiliz. Yani CHP’yi tanımlayan altı oka ya da Atatürkçülüğe, Cumhuriyet’in kuruluş mücadelesine, kuruluş kadrolarına bir reddiyemiz yok bizim AK Parti gibi. Biz CHP’nin mirasına sahip çıkıyoruz ama kamuoyunda geçmiş dönemlerde, haklı haksız CHP üzerinde oluşmuş birtakım olumsuz algılar var. Artık CHP bizim önceki partimiz, biz CHP’de son üç yıldır, değişimden beri yaptığımız her türlü olumlu değişiklik, öz eleştiri ve yeni siyaset anlayışını sahipleniyoruz.”
Bu noktada Özgür Özel’in dengeyi koruması gerekiyor. Çünkü; bildiğimiz Özel; yatılı okul sürecinden bu yana “Altı Ok” çizgisinde ve CHP’li. Bugün kendisinin dayandığı taban da “Cumhuriyetçi ve Atatürkçü”. İktidara gelmek için kazanması gereken ortalama yüzde 15 var ve o yüzde 15’in de Atatürk ve Cumhuriyet’le sorunu yok.
Atatürk ve Türk milliyetçiliği
Örneğin…
AREA Araştırma’nın Temmuz araştırmasındaki şu soru: “Kendinizi hangi sosyo-politik kimlikle tanımlarsınız?”
Yanıtları önemli:
Yüzde 30.9’u Türk milliyetçisi, yüzde 27.4’ü Atatürkçü, yüzde 14.6’sı muhafazakar, yüzde 9’u sosyal demokrat, yüzde 7’si İslamcı, yüzde 4.2’si ülkücü, yüzde 3.9’u sosyalist, yüzde 3’ü Kürt milliyetçisi.
Esas olarak Yeni Parti’nin hedef kitlesi Türk milliyetçisi, Atatürkçü ve sosyal demokratların toplam oranı yüzde 67.3
Örneğin…
İktidara yakınlığıyla bilinen GENAR Araştırma’nın Mart’taki raporunda Atatürkçü olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 30.1 olurken, Türk milliyetçisi olduğunu söyleyenlerin oranı 26.1. Bu da yüzde 56.2’lik bir alanı temsil ediyor.
Bu örnekleri artırabiliriz.
Gözler ekim ayında yapılacak Yeni Parti’nin ilk kurultayında olacak. O gün yeni kadro, yeni program ve yeni siyasi hat belirginleşecek. Özgür Özel’in kuracağı denklem çok önemli.
KISA BİR NOT: Uzun ve yorucu gündemde kısa bir için sizlerden izin istiyorum. Gündemdeki sıcak gelişmelere göre zaman zaman yazabilirim ama biraz ara.