İzmir’de konuşmuştu Kemal Kılıçdaroğlu.

Tarih: 23 Eylül 2022

“Şunu da artık bilmek zorundayım. Siz gerçekten benimle misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Ama artık karar verin. Benimleyseniz artık benimle olduğunuzu hissetmek istiyorum. Sırtımı size yaslayacağımı bilmek istiyorum. Ben sürekli yürümeye ve ilerlemeye kararlıyım.”

15 gün sonra…

Tarih: 4 Ekim 2022

Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında kendisini dinleyen CHP’lilere “Benimle beraber olamaya hazır mısınız?” diye sordu. Kılıçdaroğlu’nun bu çağrısı sonrası ise grup toplantısında “Cumhurbaşkanı Kılıçdaroğlu” sloganları atıldı.

Neden Kılıçdaroğlu’yla başladım? Çünkü CHP lideri Özgür Özel önceki gün CHP Manisa İl Kongresi’nde şu cümleleri kurdu:

“Şimdi ben buradan; Fatih Sultan Mehmet’in altına binip, ‘Beni seven arkamdan gelsin’ deyip İstanbul’u fethetmeye doğru yola çıkıyorum. Beni seven arkamdan gelsin. İktidara yürümeye, bir devri kapatıp bir devri açmaya hazır mıyız? Bir devir kapanacak, yeni bir devir açılacak. Beni seven arkamdan gelsin, ülkesini seven arkamdan gelsin.

Bu noktada Özgür Özel’in de Kemal Kılıçdaroğlu gibi “Arkamdan gelin” mesajı verdiği, bu mesajın önce kasım ayında yapılacak kurultay sonrasında da cumhurbaşkanlığı adaylığı için olduğunu düşünenlerin sayısının bir hayli fazla olduğunun altı çiziliyor. Ki Manisa’daki kongrede Özel “adaylıkla” ilgili de şu cümleleri kurdu:

“Gün gelip özgür kalıp ya da adaylığı önünde bir engel olmayıp aday gösterdiğimizde Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanı adayı olacak, cumhurbaşkanı olacak. Tut ki aday yapamadık, partiden bir nefer adaylaşacak. Ama mücadelede en ufak bir eksilme olmayacak. Ve hep beraber bu süreci birlikte götüreceğiz. Şimdi Ekrem Başkan’ın yerine bize cumhurbaşkanı adayı soruyorlar. Ben geçmişte de bunu hep öyle düşündüm, hep öyle söyledim. ‘Ekrem Başkan’ın yerine Cumhurbaşkanı adayınız var mı?​’ Diyorum ki ‘Var.’ ‘Kim?​’ Vallahi ben değilim. Sensin, bu salonda oturan herkes benim cumhurbaşkanı adayım. Benim cumhurbaşkanı adaylarım sizsiniz. Sizin kadar da benim.

Manisa konuşmasının şifresi de şu cümlede gizli değerlendirmeleri yapılıyor: “Benim cumhurbaşkanı adaylarım sizsiniz. Sizin kadar da benim.” CHP liderinin adaylık konusunda ilk defa “Sizin kadar da benim” ifadesini kullandığının altı çiziliyor.

Buradan Balıkesir’e geçelim.

Gazeteci kimdir? Ne yapar?

Balıkesir 1. Kitap Fuarı’nda gazeteci dostum Murat Ağırel’le birlikte “Medyanın durumu ve Türkiye” başlıklı söyleşide yurttaşlarla buluştuk. Ancak benim dikkati çeken söyleşi öncesinde kiminle sohbet etsek bizlere şu cümlenin kurulması oldu: “Umudumuz sizsiniz.”

Söyleşide de anlattım:

“Biz gazeteciyiz, gerçeğin peşinde koşuyoruz, hakikat üzerinden yazıyor, konuşuyoruz ama siyasetçi değiliz. Bize, siyasetin yapması gerekenleri misyon olarak yüklemeyin. Bakın şu gerçeği unutmayalım: Gazeteci muhalif değildir, eleştireldir. İktidarda kimin olduğuna değil gerçeğin ne olduğuna bakar. Halktan yana halkçı bir çizgi izler. Örneğin; Milliyet’in yayın yönetmeni Abdi İpekçi. Dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı MHP’li Gün Sazak’ın silah kaçakçılığa karşı verdiği mücadeleyi destekledi. İpekçi’nin sosyal demokratlığından ne eksildi?”

O zaman Abdi İpekçi- Gün Sazak suikastlarını hatırlayalım.

CHP’li İpekçi MHP’li Sazak

Abdi İpekçi… Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve başyazarıyken 1 Şubat 1979’da öldürüldü.

Gün Sazak… 12 Eylül öncesinde Gümrük ve Tekel Bakanı… 27 Mayıs 1980’de öldürüldü.

Elimde gazeteci dostum Ceyhun Bozkurt’un “Gladyo/Operasyon Türkiye” kitabı var! Bozkurt, 2006’da yaptığım bir röportajı da kitabına almış! GÜN SAZAK suikastı! Kitaptan okuyalım:

“…Gün Sazak, 12 Eylül öncesinde MHP’nin yer aldığı koalisyon hükümetinde Gümrük ve Tekel Bakanı’ydı. (21 Temmuz 1977- 5 Ocak 1978) Özellikle silah, uyuşturucu, çay, mazot kaçakçılığı gibi konularda yaptığı operasyonlar, belli güçlerin dikkatini çekmişti. Dev-Sol’un üstlendiği bir suikastla hayatını kaybetti. Sağ-sol çatışmalarının yoğunlaştığı günlerde gerçekleşen bu suikastın, Gladyo’nun meşhur ‘gerilim stratejisi’ çerçevesinde gerçekleştiği, suikastın arkasında terör örgütü PKK’nın da bulunduğunun işaretleri yıllar sonra ortaya çıktı… Sazak’ın yakın çalışma arkadaşı Gümrük Müfettişi Necati Can, PKK’ya Belçika üzerinden giden mavzerlerin ilk soruşturmasını yapan isim… Necati Can şöyle diyor: … Özel Kalem Müdürü ve koruması Hüsamettin Korkmaz beni aradı. Gün Bey öldürülmeden 15 gün önce İstanbul Sheraton Oteli’nde ziyaret ettim. Endişelerini anlattı. Servis ismi vermedi ama ‘Ben bizim solculardan korkmuyorum. Korkunç bir manipülasyon var. Kimin kimi yönettiği belli değil. Bu gençleri bir araya getireceğiz.’ Beli ağrıyordu o gün, silahını çıkarttı masaya koydu. ‘Bu silahtan kurtulacağız’ dedi. 15 gün sonra öldürüldü. (27 Mayıs 1980.) Gün Sazak ya da MHP’lilerin tanımıyla Gün Bey, Dev-Sol tarafından suikast sonucu öldürülür. Görünüşte suikastı “sol” örgüt işlemiştir. Ama… Necati Can’ı dinliyoruz: (Röportajın tarihi 2006) Servislerin Gün Bey’i öldürdüğü konusunda şüphem yok.”

Gün Sazak’ın öldürülmesi ile ilgili on sekiz yıl kaldığı Almanya’da sekiz yılını cezaevinde geçirmiş, uyuşturucu kaçakçısı olarak tutuklu bulunan Nafiz Obay, Cemal Kemal Altun (Sazak suikastı zanlısı) ile ilgili şu çarpıcı açıklamayı yapmıştı: “… Gazeteci Abdi İpekçi cinayeti ile Gün Sazak’ın öldürülmesi bir zincirin birbirine girmiş halkalarıdır. Her ikisi de uyuşturucu madde ve silah kaçakçılığı ile ilgilidir.”

O zaman gazetecilik yapalım ve iki suikastın izlerini tekrar tekrar sürelim. Kim CHP’li ya da kim MHP’li bizi ilgilendirmeden!