ANALİZ
Kuşkusuz PKK terörü konusunda en büyük riski alan kişi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli.
İktidar kim bilir kaçıncı kez “terör açılım” yapıyor bir sonuç alamıyor ama kamuoyunda zor duruma düşmüyor.
Çünkü kitlesi “açılım başladı” dendiğinde de alkışlıyor, “açılım bitti” dendiğinde de.
Oysa MHP bu konuda hep aynı çizgide yürümüştü.
Ama Bahçeli bu tabuyu yıktı Abdullah Öcalan’a “kurucu önder” diyecek kadar çıtayı en yükseğe çıkardı. Bu büyük risk, bundan kurtuluşun yolu bu kez açılımı gerçekten olumlu biçimde sonlandırmak.
Bahçeli aylardır çırpınıyor ama belli ki Saray yönetimi kendi riskini düşünerek adım atmıyor.
Bahçeli Apo’nun umut hakkından yararlanmasını istedi.
Olmadı.
Bahçeli Demirtaş’ın serbest bırakılmasını istedi.
Olmadı.
Bahçeli Ahmet Türk ve Ahmet Özer’in belediye başkanlıkları görevine iadesini istedi.
Olmadı.
Bahçeli şimdi “Apo’ya bir statü verilmesi” talebini yeniledikten sonra bir koordinatörlük kurulmasını önererek “Bu tartışmalara son vermek için bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum” dedi.
Bu olacak mı?
Şimdilik bilmiyoruz.
Ama bu da olmazsa Devlet Bahçeli’nin ne yapacağını çok merak ediyorum.
Çünkü çıtayı çok yükseğe çıkarmasına ve risk almasına kendi kitlesinin tahammül sınırı giderek sıkıntıya giriyor.
MHP’liler “Apo muhabbetini” seçmenlere anlatmakta zorlanıyorlar artık.
KAFAMI BOZAN ŞEYLER
Bitmiyor bu saçmalık bir türlü
Yaşı artık 80’i geçen ezberinde 3 binin üzerinde Türk müziği şarkısı olan, yıllardır sahnelerde büyük ilgi gören Mustafa Keser’in başı dertte.
Çünkü Keser bir halk konserinde Kayseri ile ilgili bir fıkra anlatmış.
İçinde hem Yahudiler hem İslam dini var, aslında herkesin de bildiği bir fıkra.
Ama sen misin Kayseri diyerek fıkra anlatan, kendini kent milliyetçisi gibi gören zihniyet anında hortlamış ve Mustafa Keser için linç kampanyası başlamış.
Böyle bir fıkra anlatmak Mustafa Keser’in haddi değilmiş, artık Kayseri’de sahneye çıkamazmış, ona anladığı dilden cevap verilecekmiş falan filan.
Yahu bıkmıyor bu kent milliyetçileri.
Mustafa Keser deli değil ki, ideolojik bir saplantısı da yok, bu tür fıkraları yıllardır anlatıyor, nedir bu öfke ve linç merakı?
Ayrıca eğer fıkralar üzerinden kent milliyetçiliği yapılacaksa Karadenizliler ne yapsın?
“Laz fıkrası” diye anlatılan yüzlerce fıkra yüzünden bütün Karadeniz ayağa mı kalktı bugüne kadar?
Beğenmediği her şeyden sonra kitleleri tahrik eden bu tür linç kampanyalarından bıktık artık.
ŞAKA GİBİ
Açılımcıların bayrak yanlışı
Adam Senegalli.
Adı Mbaye Diagne.
Birinci Lig’de şampiyon olarak Süper Lig’e çıkan Amed Sportif’te top oynuyor.
Maç bitmiş futbolcular ve seyirciler coşkulu bir kutlama yapıyor.
Senegalli futbolcu da bu sevinç gösterilerine kendi ülkesinin bayrağını açarak katılıyor.
Ama o da ne?
Bayrak sarı-kırmızı ve yeşil renklerden oluşuyor.
İktidarın “açılımın muhatabı” olarak tanımladığı Abdullah Öcalan’ın terör örgütü PKK’nın bayrağının renkleri de böyle.
Ama polisin belli ki “terörsüz Türkiye hamlesinden” haberi yok.
Anında çullanıyorlar Senegalli futbolcunun üstüne, terör propagandası yaptığı gerekçesiyle.
Ortalık karışıyor, neyse ki daha akıllı olanlar “Yahu bu PKK’nın değil Senegal’in bayrağı” diyorlar da kurtuluyor siyasi futbolcu.
Şaka gibi diyorum ama bizim gibi ülkelerde bu işin şakası da yok.
BUNU YAZMAK GEREK
Eleştirilen esnaf ziyareti değil
Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş doğup büyüdüğü, siyaset yaptığı Belçika’daki mahallesine gidince esnaf ziyareti yapmış. Babasının marketinde çalıştığı günlerdeki komşularını ziyaret etmiş.
Eleştiriler üzerine yandaş medya anında savunmaya geçti.
Kimi yazarlar “Ziyaret edilen esnaf Türk, sayın bakanımız kimine abi kimine amca demiş yıllarca, bu kadar da çarpıtma olur mu?” diye yazdılar.
Oysa eleştirilen bakanın Belçika’da esnaf ziyareti yapması değil ki.
Aynı bakan Türkiye’de esnaf ziyareti yapabiliyor mu, konu bu?
Mahinur Hanım Türkiye’de esnaf ziyareti yapabilir mi, buna cesaret edebilir mi?
Yapamaz çünkü göreceği tepkiden çekinir.
Buna hayır diyorsa hodri meydan, Mahinur Hanım yanına koruma ordusu almadan esnaf ziyaretine çıksın.