Bazı davalarla ilgili şüpheli çok yakınınız olsa bile kuşku duyarsınız, eğer ortada deliller de varsa ‘acaba yapmış olabilir mi?’ diye içinizden geçirebilirsiniz.
Ancak ilk gününden itibaren gözlediğim ‘İBB casusluk davasında’ yaşananlar hiç aklıma yatmıyor.
Casusluk olduğu söyleniyor da bu casusluğun nasıl yapıldığı ve kime yarar sağladığı anlaşılmıyor.
Hüseyin Gün isimli bir adam var.
İngiltere’de işler yapmış, İngiliz siyasetçiler ve istihbarat yetkilileriyle ilişkisi olmuş.
Türkiye’de de işler yapmış, AKP iktidarının önemli isimleriyle defalarca toplantı yapmış hatta hükümetten bir ihale bile almış.
Kamuoyu araştırmaları yapmış, bunların bir bölümü için İBB yetkilileriyle çalışmış, sonuçların kamuoyuna aktarılması için medya ile de paylaşılmış.
Casusluk deniler kısmı şu: Araştırmada İstanbul nüfusunun demografik haritası çıkarılmış, hangi bölgeden kaç kişinin İstanbul’da olduğu araştırılmış.
Söylenen; işte bu bilgilerin İngiliz istihbaratına aktarıldığı iddiası.
Casusluk mu bu?
Bilmiyorum ama akıl almıyor çünkü bu tür bilgileri TÜİK raporlarının incelenmesi sonucu da elde edilebilir.
Bu davada İmamoğlu ile uzun yıllar birlikte çalıştığım Merdan Yanardağ da yargılanıyor.
Bir araştırmanın yayınlanması ne kadar casusluk sayılırsa Merdan Yanardağ da o kadar casus olabilir, değil mi?
Ama ortada hiçbir delil yok ve Merdan Yanardağ hala hapiste, tahliyesine de izin verilmiyor.
Çok garip bir nokta da şu:
Mahkeme konunun casusluk olup olmayacağını MİT’e soruyor ama üç aydır bu kurumdan tek satırlık bilgi bile gelmiyor, mahkeme de bilginin beklenmesi ve sıkı durun ‘delillerin toplanması için’ duruşmayı erteliyor.
Ama çok ayıp bir şey bu.
Ne hukuka ne de vicdana sığmaz bu yapılan.
BUNU YAZMAK GEREK
Hukuk gereği mi oyalama mı?
Gözler dün Anayasa Mahkemesi’ndeydi.
Yeni Parti’nin isim sorununun çözülmesi bekleniyordu.
Ama beklenen olmadı.
Anayasa Mahkemesi bir karar vermedi ve Yeni Parti’nin de görüşünün alınması için 30 günlük süre verdi.
Konuştuğum hukukçular iki ayrı görüş söyledi.
BİRİNCİSİ: Bunun için bir partinin görüşünün alınmasına gerek yok. İsim ve logo benzerliği varsa Anayasa Mahkemesi doğrudan karar verebilir.
İKİNCİSİ: Konu mahkemelik olduğu için Anayasa Mahkemesi’nin görüş almak istemesi doğaldır.
İkisi de mantıklı olabilir.
Ama merakım şu: Bu karar tamamen hukuka uymak için mi alındı yoksa Yeni Parti’nin bir süre daha oyalanması mı gerekiyor?
Çünkü isim konusunun uzaması partiyi yoracağı gibi ‘isim değiştir’ kararı çıkması da yeni tüzel kişilik hukuku sorunu yaratacaktır.
Öyle ki Yeni Parti hesapladığı erken seçim tarihinden önce yapılacak bir seçime sırf bu nedenle giremeyebilir.
MERAK ETTİĞİM ŞEYLER
Parayı verince iş biter mi?
Fon yolsuzluğunun flaş ismi AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski bakan Fatma Betül Sayan ile eşi borsa manipülasyonu sayesinde 2 milyar liralık bir servete kavuşmuştu.
Herkes ‘bakalım hesap sorulacak mı?’ diye merakla beklerken eski bakan ve kocası ‘etkin pişmanlık’tan yararlanarak vurgun parası olan 2 milyar lirayı hazine hesabına aktarmış.
Anlaşılan bu kişiler etkin pişmanlıktan yararlanarak cezadan kurtulacaklar ve sadece elde ettikleri parayı iade ederek kurtulacaklar.
Tamam paranın kurtarılması hiç olmazsa iyi bir şey belki de... Ya kamu vicdanını ne yapacağız?
Milyonarca insan açlık sınırının altında inim inim inlerken bunların sadece siyasi bedel ödeyerek kurtulmasını film izler gibi izleyecek miyiz?
CANIMI SIKAN ŞEYLER
İki kişi için 12 odalı villa
Bu yılın iddialı takımlarından Fenerbahçe dünya çapında yıldız olan Mason Greenwood’u transfer etti biliyorsunuz.
Görünen o ki bu yıldız futbolcu Fenerbahçe’ye çok şey katacak, hatta golleriyle katmaya başladı bile.
Bu futbolcu İstanbul’da kendine uygun bir ev aramış.
Büyük bir emlak danışmanlık şirketiyle çalışmış ve sonunda kendisine bir ev bulunmuş.
Kirası 2 milyon liraymış.
Bu kadar kirası olan villanın özellikleri neler peki?
5 katlı, havuzlu, iki salonlu 12 odalı, 14 banyolu iki mutfaklı.
Greenwood bu villada sevgilisi ile oturacakmış.
İyi de iki kişi için neden 5 katlı 12 odalı bir ev tutulur ki? İki kişi bu evde ne yapacak acaba?