ANALİZ
Kaş yaparken göz çıkarmak
Yıllar önce; yanlış hatırlamıyorsam 1980’li yılların başında engelli vatandaşlar için bir kanun çıkmıştı.
Buna göre bedensel engeli olanlar ya da sonradan engelli durumuna düşenler 20 yılda emekli olabiliyordu.
Bu yılın hemen başında 15 Ocak’ta bu sistem kaldırıldı.
Gerekçesi şu; Engelli konusu istismar ediliyor, basit engelli durumda olanlar bile rapor alıp erken emekli olabiliyorlar, bu da ciddi bir kamu zararına yol açıyor.
İstismar varsa elbette bunun önüne geçilmeli ve yasal önlemler alınmalı.
Ama bizde hep kaş yaparken göz çıkarma olayı yaşanıyor.
Örneğin ilk çıkan yasadan yararlanan ve neredeyse 20 yılını doldurmak üzere olanlara “Sistem değişti, emekli olamazsın, yaş haddine kadar çalışacaksın” deniliyor.
Daha da vahim olan bu yasadan yararlanarak bir süre önce emekli olanlara da “Yasa değişti, artık emekli değilsin” deniliyor ve maaşları kesiliyor.
Bunun ötesinde çalışırken kanser, epilepsi, ağır kalp ve damar hastalıklarına yakalanan engelli vatandaşların da bu haktan yararlanması kaldırılmış oldu.
Mehmet Şimşek yönetimindeki maliye bu tür durumlara güya bir çare getirmiş.
Bu engelli vatandaşlara “gidin SGK’dan engelli raporu alın” deniyor.
Ama SGK başvuru sahiplerinin yüzde 97’sini geri çevirmiş.
Engelli emekliler dayanışma derneği başkanı Nazlı Pınar Tetik’le konuştum. Tetik halen 250 bin engelli emekli olduğunu belirterek “birçok emeklimiz maaşlarının kesilmesi tehlikesi ile karşı karşıya, maliye bakanı bu sistemi kaldırırken bu insanların ne yapacağını hiç mi düşünmedi?” dedi.
Bir istismarın önüne geçmek için önlem tabii ki alınacaktır, ama bunu bir süre vermeden emekli olan dahil herkese uygulamak vicdansızlıktır.
DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER
MASAK ilk kez harekete geçti
Aylar önce yazdığım bir yazıda bazı zengin düğünlerinde gelinle damada inanılmaz takılar takıldığını ayrıca deste deste Dolar ve Euro’lar hediye edildiğini anlatarak “Bu sanki kara para aklama gibi bir şey gibi görünüyor” demiştim.
Sosyal medyada “Vanlı Kara Haydar” adıyla tanınan Mehmet Fatih Tançalan krallara layık bir düğün yapmıştı bir süre önce.
Düğünde geline kilolarca altın takılmış ve milyonlarca Dolar ve Euro verilmişti.
MASAK düğünün medyada yer alması ve sosyal medya fenomeni olarak bilinen Fatih Tançalan’ın düğün sonrası yaptığı sosyal medya paylaşımları üzerine harekete geçmiş.
Bakalım işin içinden kara para aklama mı çıkacak hep birlikte göreceğiz.
KOMİK
İmam şey ederse cemaat ne yapar?
Büyükçekmece Hazreti Ebu Bekir Camii’nin imamı ile müezzini birbirlerine girmişler.
Caminin imamı her cuma günü toplanan paranın dört lirasını kendine bir lirasını Diyanet Vakfı’na bağışlamış. Dolayısıyla bu bağışların imam tarafından iç edildiğini anlayan müezzin gitmiş diyanete imamı şikâyet etmiş yani “dördü bana biri size dördü bana biri size” diye parayı hiç etmesinden dolayı böyle olmuş.
Zaten her cuma bu parayı toplayıp duruyorlar kurtarmıyorsa kapatın kardeşim ya da size ne kadar para lazım bir kerede söyleyin hepsini birden size verelim hiç problem değil.
Yeter ki siz birbirinize düşmeyin hani bir laf vardır imam OS…sa cemaat s…r diye. Şimdi imam s…ı cemaat ne yapsın kara kara onu düşünüyor.
GÜNÜN SÖZÜ
Len ne oluyor?..
Eleştirenler hoop gözaltına, sonra da kodese...
Len ne oluyor?..
Köprüler, otoyollar üç paraya 30 yıllığına peşkeş çekiliyor...
Len ne oluyor?..
“Bak biz ayrım yapmıyoruz” demek için sabıkalı AKP’liler, ifadeye çağrılıyor...
Ne olduğunu anlayamadıysanız, size az bile...
Ahmet ÜSTÜN
ÖNERİ
Arınç ve Davutoğlu’na çağrımdır
Yargı “dokunulmaz” olarak nitelenen iki kişiyi birer gün arayla ifadeye çağırdı.
Biri eski başbakan Ahmet Davutoğlu, diğeri Ankara eski belediye başkanı Melih Gökçek.
Davutoğlu ifade verdikten sonra “Ülkemin itibarı için susuyorum” dedi.
Neden?
Ne söyleyecek de ülkenin itibarı sarsılacak?
Lafa gelince “ilk kez bir başbakan savcının karşısında” demek kolay, Davutoğlu gerçekten milletin itibarını düşünüyorsa asıl o zaman konuşmak zorunda.
Gökçek ise her zamanki pervasızlığı ile “çekirge üç kere sıçrar, ben 500 kere sıçradım, yakalayamadılar” dedi.
Zamanında Gökçek için “Ankara’yı parsel parsel sattı” diyen Bülent Arınç ise “Savcılık çağırırsa koşa koşa giderim” dedi.
Oysa Arınç’ın bildiklerini açıklaması için savcının çağırmasına gerek yok.
Millet yıllardır zaten Arınç’ın “parsel parsel” konusuna açıklık getirmesini bekliyor.
Haydi, harekete geçin artık.