Muhalefet partileri bütün stratejilerini “kim cumhurbaşkanı olacak?” sorusu üzerine kuruyor.

Muhalefet başka bir şey konuşmadığı için kamuoyunun da en önemli gündem maddesinin bu olduğu sanılıyor.

Ama durum öyle değil.

Elbette seçim sohbeti açıldığında herkes kimin cumhurbaşkanı olacağını konuşuyor ama sıra aday ismine gelince sorun çıkıyor.

10 gün kadar önce bir araştırma yayınlandı.

ASAL’ın yaptığı bu araştırmada sadece muhalefette olduğunu söyleyen seçmenlere “Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?” diye sorulmuş.

Mansur Yavaş 26.8 ile birinci

Onu yüzde 17 ile Ekrem İmamoğlu izliyor.

Özgür Özel diyenler yüzde 6.5 çıkmış.

Selahattin Demirtaş yüzde 4.7 alırken Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 2’de kalmış.

Buraya kadarını zaten biliyoruz.

Ama üç cevap daha var.

Yüzde 5.3 “Başka birinin” adını vermiş.

Yüzde 6.1’i “Hiçbiri” derken yüzde 31.8 ise “fikrim yok, kararsızım” cevabını vermiş.

Son üç şıkkın toplamı yüzde 43.2 çıkıyor.

Yani muhalif seçmenin zihninde henüz oturmuş bir aday yok.

Tabii bu kesinleşecek adaya destek verilmeyeceği anlamına gelmiyor.

Ama şunu gösteriyor; Muhalif seçmenin umudu kırık.

Bu güven eksikliğidir.

Muhalif toplum Erdoğan’dan ve AKP iktidarından bıkmış, gitmesini istiyor ama yerine kim gelirse daha iyi olur tam karar verememiş.

Yani adı çok geçen isimlerin dışında bir adayın gösterilmesine toplum sanıldığı kadar ters tepki göstermeyecektir.

Muhalefetin yarısı kararsız - Resim : 1

(ÖZEL NOT: Hayli zamandır cumhurbaşkanı seçimi olmayacağını savunuyorum. Bu görüşüm hala devam ediyor. Bana göre cumhurbaşkanı adayının kim olacağı ya da kimin olması gerektiği soruları beni pek ilgilendirmiyor ama toplum bu yönde şartlandığı için tartışma bir süre daha böyle gidecek.)

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Yapay zekaya hiç gerek yoktu

Voleybol kadın takımımızın üst üste kazandığı büyük başarılar ülke çapında moral yarattı.

Daha önceleri bu başarıya “kerhen” ortak olan AKP’liler bile takımın Avrupa Şampiyonu olmasından sonra adeta coştu.

AKP iktidarı futbol üzerinden bir strateji oluşturmuştu ama dünya kupası hüsranına uğraşınca mecburen voleybolcu kızlarımızı hatırladılar.

Kamuoyu ise “filenin sultanları” tanımının yanına hayli zamandır “Atatürk’ün kızları” yakıştırması da yapıyor.

Her biri çok iyi eğitimli, medeni voleybolcu kızlarımız bu tanını yerden göğe hak ediyor.

Sosyal medyada ise Atatürk’le kızlarımızı yan yana getiren yapay zekâ ürünü pek çok görsel paylaşıldı.

Hepsi çok güzel ama biri çok hoşuma gitti.

Muhalefetin yarısı kararsız - Resim : 2

Kızlarımızın Atatürk’e bakışları o kadar anlamlı ki.

Ama şunu da demeden edemeyeceğim; kızlarımızın bu bakışlarını göstermek için yapay zekaya hiç gerek yok, o kızlarımız Atatürk’e zaten hep bu kadar anlamlı gözlerle bakıyorlar.

Bİ SOR BAKALIM

Engelli park yeri engellilere mi?

AVM’lerde ve İspark’larda engelli vatandaşların arabaları için özel park yeri var.

Bunlar AVM’lerin giriş kapılarına ya da otoparkların çıkış noktalarına en yakın yerlerde bulunuyor.

Amaç engelli vatandaşların yolunu kısaltmak.

Ne zamandır dikkat ediyorum AVM ve otoparklardaki engelli park yerleri genellikle dolu.

Bir arkadaşım “70 yaş üstündekiler de buraya bırakabiliyor” dedi.

Kanunu açtım baktım, hayır böyle bir şey yok.

Son iki kez gittiğim AVM’lerde aracımı engelli park yerine bıraktım.

Denetim olup olmadığını görmek istedim, “aracımı hakkım olmadığı halde buraya bıraktığımda bunun tespit edilip hakkımda işlem yapılıp yapılmayacağını” merak ettim.

İkisinde de hiçbir şey olmadı.

En azından otoparktan çıkarken plaka kontrolüne takılacağını sandım, ama yok.

Böyle şey olur mu?

Bunu fark eden pek çok sürücü aracını hiçbir sorumluluk duymadan bu özel park alanlarına bırakabiliyor.

Diyeceksiniz ki, “sen şimdi yazdın, artık tüm engelli park alanları dolacak.”

Zaten bunun için yazdım, belki o zaman denetim de yapılmaya başlar çünkü şu anda hiç yok.