Ankara’da dün hepsi CHP’li iki büyük grup kendilerini ait hissettikleri genel başkanlarını dinlemek için meydanları doldurdu.

Yazıyı yazdığım sırada henüz konuşmalar başlamamıştı.

Ancak ne fark eder ki, sonuçta CHP seçmeni şimdiden bölünmüş durumda.

Yeni parti kurulmuş kurulmamış bunun da önemi yok, iktidarın asıl hedefi bölünme gerçekleşmiş bile.

Şimdi “Kiminki daha kalabalıktı, kim toplama kalabalık oluşturdu?” tartışmaları da yapılacak, kıyaslamalara gidilecektir.

Hiçbirinin önemi yok.

Emeği geçen herkesi kutluyorum, bölünmeyi fevkalade biçimde becerdiniz.

YENİ ÖĞRENDİM

Bir piyano dahisi doğuyor

Geçen hafta pazar günü kızımla birlikte hayran kaldığım bir piyano dinletisine gittim.

Sahnedeki sanatçı 11 yaşındaki Berk Akköse idi.

9 ülkenin bestecilerinden 11 parçayı seslendirdi.

Ama en önemlisi konserde kendi bestesi olan iki parçayı da bizle paylaştı.

Berk henüz 11 yaşında ama gözlediğim kadarıyla bir süre sonra Türkiye çapında hatta dünyanın da ilgisini çekecek yetenekte.

Zaten bu yaşında tek başına bir konsere çıkma cesaretinde olması da bunun bir göstergesi.

Siyasetin tozlu günlerinde geleceğe umutla bakan Berk Akköse’nin müziği ile geçirdiğimiz 45 dakika hepimizin gönlünü ferahlattı.

Seçmen bölündü bile - Resim : 1
Berk Akköse Ekrem İmamoğlu’nun danışmanlarından babası Bülent Akköse ve müzik öğretmeni ile konser sonrası bir hatıra fotoğrafı çektirdik.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Her şeyi vakıflara devredelim

Bu hafta pazar için gazeteci Erdem Beliğ Zaman’dan üç iğneleme geldi.

Birlikte okuyalım;

Eski CHP Genel Başkanı K.K.’nin, tekrar partinin başına getirilmesi üzerine bir trol hesap, “Reis, bayramda CHP’yi kurban etti..” dedi.. Yanlış, aslında zat-ı devletlileri demokrasiyi kurban etti!

***

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Bahçeli’nin milliyetçilere, Kılıçdaroğlu’nun Atatürkçülere, Öcalan’ın da Kürtlere kayyım olarak atandığını” söyledi. Yani Dervişoğlu’na göre Türkiye’de bir “kayyım demokrasisi” var. Oysa Türkiye’de asıl bir “kıyım demokrasisi” söz konusu!

***

Vakıflar şimdi de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın bulunduğu Saraçhane binasını almak için kolları sıvamış… Halkın seçtiklerinden halkın malını kaçırıyorlar… Oldu olacak cumhuriyeti, seçimleri ve iktidar partisi hariç tüm partileri de vakıflara devredelim.. Zira onlar da artık Türkiye’nin geçmişinde kaldılar!

ÇOK GÜLDÜM

İki Pazar fıkramız var

Bu hafta Yıldırım Tuna’dan gelin iki fırkayı gelin birlikte okuyalım;

Amaç tutuklamaksa

Üç mahkum , ikisi beyaz, biri siyahi, hapishane avlusunda karşılaşmışlar, birinci beyaz mahkum

“Ben, kara para aklama işi yaptım diye buradayım” demiş “Kartlara taklalar attırdım, milyonlarca dolar kaldırdım, avukatım üç yıl içinde çıkacağımı söylüyor.”

İkinci beyaz mahkum “Ben uyuşturucu satıcılığı ve kullanıcılığı olayından buradayım” demiş.

“Avukatım işi sıkı takip ediyor, en fazla beş yıl yersin dedi.”

İkisi birden üçüncü siyahi mahkûma dönmüşler, “Ya sen?” demişler, “Sen ne kadar daha buradasın?”

“Ben muhaliflere destek mitingine katıldım diye ömür boyu hapis cezası verdiler” diye cevap vermiş üçüncü mahkum “Hiç bir suç bulamadılar, sonunda bozuk farla bisiklet kullandı diye müebbet verdiler” demiş üzüntülü bir yüz ifadesi ile.

Sonra birden yüzü aydınlanmış ve hayli neşelenerek “Ama avukatım 20 yılda çıkarsın diyor” diye devam etmiş heyecanla, “Yahu öğlen saat 11 mi neydi?.. Daha hava bile kararmamıştı.”

Satış becerisi

Askerlik çağına gelen gençlerin dağıtım birliğine teslim olduktan sonra toplamda milyonlarca dolar ödeyerek özel hayat sigortası yaptırdıkları ortaya çıkınca merkez komutanlığı bunun nedenini araştırmaya karar vermiş ve acemi er kabul salonunu çaktırmadan gözlem altına almışlar..

Acemi askerler salonda birikince sigorta firması görevlisi, yeni gurup önünde ayağa kalkmış,

“Arkadaşlar, siz askere alınınca devlet normal olarak hepinizi ücretsiz olarak sigortalıyor” diye başlamış.. “Bu sigorta kapsamında savaşırken ölürseniz ailenize 6000 dolar ödenir. Fakat ek askerlik sigortası yaptırırsanız bu size ayda 30’ar dolara mal olur ve bu sefer aileniz 200.000 dolar tazminata hak kazanır. Şimdi size soruyorum” diye devam etmiş, “ Sizce hangi sigortalı gurubunu ön saflarda savaşa gönderirler?”