DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER
Seçimler yaklaştıkça seçimlerle ilgili tartışmalar da başladı.
YSK’nın güvenilir olup olmadığı tartışılırken son günlerde en çok “yurt dışı oyları” konusunun tartışıldığını gözlemliyorum.
Yurt dışında yaşayan yurttaşlar ilk kez 1987 yılında oy kullanmaya başlamıştı.
Ancak oy kullanmak için mutlaka bir gümrük kapısından Türkiye’ye girmek gerekiyordu.
Bu yurttaşlar seçimden belli bir süre önce yurda girişlerde oylarını kullanabiliyordu.
AKP iktidarı 2012 yılında yaptığı değişiklikle yurt dışında oy kullanacaklar için elçilik ve konsolosluklarda sandık kurdu.
Böylelikle oy kullanmak için mutlaka Türkiye’ye gelme zorunluluğu kalkmış oldu.
Ancak bu kez de elçilik ve konsolosluklardaki sandıkların güvenliği endişesi ortaya çıktı.
Daha da önemlisi Türkiye’de birçok kişinin adını bile bilmediği 73 ülkede yapılan seçimlerde nasıl Türk vatandaşı olduğu bile bilinmeyen binlerce kişi oy kullandı.
Türkiye’ye bir kere gelmemiş, haritada yerini gösteremeyecek, Türk bayrağını ilk görüşte tanımaktan bile aciz insanlar vatandaş sıfatıyla oy kullandı.
Elbette bu seçmenlerin sayısı genel sonucu değiştirecek kadar etkili değil ama yine de hoş değil.
Bunun yanı sıra en büyük tartışma yurt dışı seçmenlerinin Türkiye’yi tanımamasından kaynaklanıyor. Türkiye’ye yılda bir kere bile gelmeyen, Türkiye’de yaşanan sorunları hiç bilmeyen, ciddi bir siyasi görüşü olmayan yüzbinlerce insan sadece tamamen algı yönetiminin etkisiyle tercihini kullanıyor.
Pek çok kişi “Avrupa’dan aldığı 3.000 doların karşılığı Türk parası ile 150 bin lira olan insanlar Avrupa’nın ekmeğini yiyip imkanlarını kullanıp, bilinçsizce veya menfaatleri karşılığında oy veriyor” diyor. Yurt dışındakilerin oy kullanmasına olanak sağlayan yasanın yeniden gözden geçirmesi gerekir ve bana göre artık bu uygulamaya da son verilmelidir.
CANIMI SIKAN ŞEYLER
Tutuklatan paylaşımları kim yapıyor?
Sosyal medya üzerinden yapılan linç kampanyalarının sonunda tutuklananlar arasına emekli amiral Türker Ertürk de katıldı.
Ertürk Paşa biri 11 diğeri 3,5 yıl önce yaptığı konuşmalardan kesilip biçilen sözleri nedeniyle şu anda hapiste.
Burada savcılığın geriye doğru yaptığı bir araştırma sonucu bir suç bulunmuyor.
Bir trol ekibi iktidara karşı olarak gördüğü kişilerin sosyal medya hesaplarını geriye doğru tarıyor, ardından bazı konuşmalar kesilip biçilip kısa video haline getiriliyor, sonra da bu videolar üzerine olumsuz yorumlar yazılarak servis ediliyor.
Sonra savcılık devreye giriyor ve halkı kin ve nefrete sürüklemek, korku ve panik yaratmak iddiaları eklenerek kişiler önce gözaltına alınıyor sonra da tutuklanıyor.
İyi de üzerine olumsuz bir yorum eklenince suç kabul edilen konuşma paylaşanın da suçu haline gelmiyor mu?
Suç olduğu ileri sürülen bir twiti RT’lemek de suç kabul ediliyor.
O halde bu tür kesip biçmeleri yayanların da sorgulanması gerekmiyor mu?
GÜNÜN SÖZÜ
Güzel ülkemden manzaralar 2:
* Sanayimiz on kuruşa bir bir ya “satılıyor” ya da “iflas” ediyor...
* Kadınlarımız sokaklarda ya “öldürülüyor” ya da “taciz” ediliyor...
* Şehirli köylümüz “bayramlarda” dahi memleketine gidemiyor...
Dahası için, yarını bekleyin!.. Ahmet ÜSTÜN
OKURDAN MESAJ
Otopark için T.C. kimlik numarası
Geçen hafta AVM’lerdeki otoparklarda ilk üç saatin ücretsiz olduğunu ama birçok AVM’nin buna uymadığını ve fahiş fiyatlar uyguladığını yazmıştım.
Bu konunun yetkili otoritesi UKOME ama nedense hiçbir denetim yapılmıyor ve bu keyfilik sürüyor.
İzmir’den yazan bir okurum ise daha vahim bir durumu dile getirmiş. İzmir’deki İstinyePark isimli AVM üç saat ücretsiz otopark kuralına uyuyormuş ama bunun için telefonunuza bir uygulama indirmeniz gerekiyormuş.
Bu uygulamada başta T.C. kimlik numarası olmak üzere bütün kişisel bilgiler isteniyormuş.
Eğer telefonunuzda bu uygulama yoksa üç saat ücretsiz kuralı geçerli olmuyormuş. Neymiş; bu uygulama kullanılırsa üç saatten sonrası için yüzde 50 indirim uygulanıyormuş. Ne ülke olduk böyle?
Arabamızı park etmek için bile en özel bilgimiz olan T.C. kimlik numaramızı ve diğer özel bilgilerimizi vermemizi istiyorlar.
İşin yetkilisi kimse bir şey yapmıyor, oturup seyrediyor.
BUNU YAZMAK GEREK
Şekerin de tadını kaçıranlar
En önemli gıda maddesi olan şekeri üretenlere de operasyon yapıldı.
Şeker işinde olanlarla konuştum, aslında yerinde ve doğru bir operasyon.
Çünkü şeker olmayan ama bazı ürünlerde kullanılmasına izin verilen glikoz ve fruktozu yurt dışına satmak kaydıyla üretme izni alan firmalar, bunları iç piyasaya satıyor.
Bu ürünler daha ucuz olduğu için şeker yerine kullanılıyor ama bunlar da sağlığa zararlı.
Bu durumdan gerçek şeker üreticileri de çok rahatsız.
Halkın sağlığını üç kuruşluk kâr için istismar edenlere ne yapılsa azdır.