Biliyorsunuz, Aralık ayında milyonlarca işçinin kaderi belirlenecek.
Asgari ücret komisyonu toplantılarında, masada -kaderi belirlenecek- olanlar yok.
Sendikalar komisyona katılmama kararı aldı.
Masanın bir ucunda işveren yani patronlar; diğer ucunda da hükümet oturacak.
Hükümet kanadı, hakem.
Soru: Tarafsız kalınacak mı?
İşçinin de, işverenin de; aslında tüm toplumun aklındaki şu: Son günlerde konuştuğumuz hakem soruşturması, bahis skandalı misali; asgari ücret komisyonunda da şike olur mu?
Hükümet işçi lehine tavır koyar mı?
Rakamlar, oranlar buna müsaade eder mi?
Soruyu SGK Uzmanı Özgür Erdursun’a sordum.
“Ne işçiyi düşündükleri ne işvereni düşündükleri var. Şu anda hükümetin tek derdi 2026 yılında enflasyonu düşürelim, 2027’ye doğru faizleri düşürüp kredi musluklarını açalım, seçimi kazanalım.”
Sorunun temelinde yatan nedenlere de bakalım:
Asgari ücret sadece bordroları değil; SGK primi, işsizlik maaşı, dul ve yetim maaşı hatta sosyal yardımları da belirliyor.
Fazlası da var.
Özetle; günün sonunda karar, hem kazanç hem de gider olarak devletin kasasını doğrudan etkileyecek.
Malum; ülkede emekliler, işsizlik maaşı alanlar, dullar, yetimler, evde bakıma muhtaç olanlar, engelliler “yük” olarak görülüyor.
SGK Uzmanı Erdursun’a göre; bu yük hükümet için devede kulak ve aslında kazanç daha fazla.
“Bunlar küçük rakamlar. 2026’da borçlanma tutarı artıyor; yurt dışı borçlanma, askerlik mesela. Bir de prim oranlarını da artırdılar. Yani asgari ücretin daha yüksek oranda artması SGK’nın gelirini artırır. Çünkü Türkiye’de 18 milyon 633 bin 416 çalışan var. Bu gelir hükümet açısından önemli.”
Ancak işin bir başka boyutu var.
“Türkiye’deki 2 milyon 250 bin işletmenin 700.000’inde sadece 1 kişi çalışıyor. İşletmeler çok küçük, zor ayakta duruyor. Yüksek artış işsizliği doğurur. Bu da hükümeti zora sokar.”
“Asgari Ücret Bir Dengedir”
Erdursun:
“Bu dengede en büyük mağduriyeti yaşayan çalışanlar ve küçük esnaf olacak. Hükümet dengeyi sağlayamıyor. Şu an asgari ücret 26.050 TL brüt, SGK’ya ödenen ortalama ücret 47.676 TL. Tavan 7,5 kat, yeni yılda 9 kata çıkartılacak.”
Asgari Ücret Bu Kadar Konuşulursa Fakirlik Artar, Ortalama Ücret Konuşulmalı
Diyor Erdursun.
Oysa, milletçe gece gündüz bunu konuşuyoruz. Çünkü geçinebilmek, yaşayabilmek için zam oranı hayati.
Belirlenecek oranla, 30 milyon kişiyi doğrudan ve dolaylı etkileyecek diğer kalemlere de bakalım:
- SGK primleri:Yüksek prim, hem işvereni hem işçiyi zorlayabiliyor.
- İsteğe bağlı sigorta primleri:İşini kaybedenler veya ek gelir isteyenler için yük artıyor.
- Askerlik, doğum ve yurtdışı borçlanmaları:Prim artışı borçlanmayı katlıyor.
- İdari para cezaları:Asgari ücrete endeksli cezalar, dar gelirliyi daha çok zorluyor.
- İşsizlik maaşı, kısa çalışma ödeneği, nakdi ücret desteği:Doğrudan asgari ücretle hesaplandığı için artışın yetersiz kalması halinde hak sahipleri zarar görüyor.
- Dul, yetim ve yaşlı aylıkları:Bu yardımların sınırları asgari ücrete endeksli; düşük zam milyonlarca aileyi etkiliyor.
- Çırak ve stajyer ücretleri:Genç işçilerin yaşam standardı etkileniyor.
- Genel sağlık sigortası prim tutarı:Artış, prim ödemelerini zorlaştırıyor.
- Sosyal yardımlar:Aile destek ödemeleri, engelli ve yaşlı bakım yardımları, hane gelirine göre belirleniyor; yetersiz artış hak sahiplerini mağdur ediyor.
Erdursun, birkaç hesaplama ile tabloyu netleştirdi:
Bağ-Kur Primi 11.000 TL’ye Çıkacak
“Asgari ücreti %25 artıracaklar, 27.500 TL olacak. Mesela Bağ-Kur’lular şöyle etkilenecek: Bağ-Kur primi %34,5, yeni yılda asgari ücretin %35,5’i olacak. 8.971 TL Bağ-Kur’lunun en düşük ödeyeceği prim. Bunu 7,5 katına kadar ödüyordu, yeni yılda 9 katına çıkacak. Hem de 1 puan artırılacak asgari ücret oranı eklenecek. Bağ-Kur primleri %28,5 artacak. En düşük ödeyen yaklaşık 11.000 TL ödeyecek.”
İşveren açısından SGK primi ödemesi de tahmini şöyle şekillenecek:
“Tavan prim asgari ücretin 7,5 katıydı, 9’a çıkıyor. Ödemelerini düzenli yapan işletmelere %4 indirim vardı; 2026’da bunu %2’ye düşürdüler. Yeni yılda maliyetler deli gibi artacak. 26.000 TL brüt, 22.000 TL net olan asgari ücretin işverene maliyeti %25 zam diyelim, yaklaşık 40.000 TL’ye çıkacak.”
Onunla da bitmiyor; tamamlayıcı emeklilik sistemi gelecek, çalışanın maaşından %3 kesinti olacak, işveren de %3 katkı koyacak.
Bir de borçlanmalar var…
“Mesela askerlik borçlanması yapan 150 bin veriyor; yeni yılda prim oranı %32’den %45’e çıkıyor.”
Masada İşçinin Sesi Kayıp, Karar Hükümetin Elinde!
Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, komisyona katılmama kararı aldıklarını ve yönetmelik değişmedikçe bu tavırlarını sürdüreceklerini vurguluyor.
Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ise durumu “50 yıldır süregelen bir tiyatro” olarak nitelendiriyor; komisyonda işçi ve sendikaların yokluğu halinde asgari ücretin sağlıklı belirlenemeyeceğini söylüyor.
Hükümet, komisyona başkanlık ediyor ve en önemli karar mercisi hâline geliyor.
Oysa Almanya gibi gelişmiş ülkelerde asgari ücret, işçi ve işveren temsilcileri tarafından belirleniyor; anlaşmazlık durumunda hakem devreye giriyor.
Türkiye’de ise asgari ücret yalnızca hükümetin ve işverenin gözünden belirlenmiş olacak. Bu tablo, tarihi bir yaraya dönüşmemeli.
Asgari Ücreti İşverenin İnsafına Bırakmış Durumdalar
“2026 yılına girerken prim oranlarını düşürün diyor işveren; az sigorta primi ödeyip çalışana zammı yükseltelim, enflasyonu da artırmayalım diyorlar. Hükümet, ‘Asgari ücretten vergi almıyorum, benden başka bir şey istemeyin’ diyor ve tam tersi prim oranını artırdı. Asgari ücret işverenin insafına bırakıldı.”
Erdursun’a göre; hızla atılması gereken adım şu:
“Asgari ücretli sayısının düşürülmesi gerekiyor. Denetimler var ama çok geç kalındı. 1 kişi işletmede işçi 5, belki 7-10 yıldır asgari ücretle çalışıyorsa denetlenmeli. Biz hâlâ gerçek asgari ücretli sayısını bilmiyoruz. Büyük kısmı parayı elden alıyor, gerçek rakamla bildirilmiyor. Avrupa’da şu an asgari ücretli oranı %3–5 civarında, bizde %50. Bu gerçek mi? O bile belli değil.”
Gündem asgari ücret ama yeni yılda emekli de kaybedecek.
Emekliye Zam %13 Olacak
“Asgari ücreti konuşuyoruz ama emekli aylığına en fazla %13 zam gelecek. 19.250 TL olacak, emekli de perişan. Sıra onlarda.”
İşte bizim büyük çaresizliğimiz bunlar…
Ve biz, asgari ücret görüşmelerinin her daim alevli geçmesine alışkınız.
Sendikalar mümkün olduğunca ses yükseltir, gerekirse masayı terk eder.
Bu gibi durumlarda “tiyatro, oyun” diyenler de çıkar, hak veren de olur.
Diyelim ki bu bir oyun.
Bu kez perde açıldığında başrollerden bazıları olmayacak.
Hak mücadelesi nasıl verilecek?
Verilecek mi?
Başta da bir benzetme yaptım; bahis skandalı hukuka emanet. Futbolda şike şüphesi olunca önce TFF devreye giriyor; sahadaki şikayet üzerine, yani itiraz ve tereddüt anında da konu “VAR”a taşınıyor.
Yani bir şekilde üst mercii bulunuyor.
Evet, asgari ücret komisyonunda hakem belli, peki ya VAR?
Yorumu size bırakacağım bir cümle ile noktalıyorum:
FUTBOLDA “VAR”DA NE OLDU?..