Her günümüz ayrı hareketli.
Ülke gündemi resmen savuruyor.
Siyasette yeni bir dönem başladı.
Son kez CHP Grup Toplantısı’nda konuşan Özgür Özel, “Vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyorum.” dedi.
Özel ile birlikte 91 milletvekili istifa etti.
Partinin adı Yeni Parti oldu.
CHP ana muhalefetten düştü, 44 sandalyeyle Meclis’te 5. sıraya geriledi.
Artık ana muhalefet Yeni Parti.
Kılıçdaroğlu cephesinde ise ihraçlar, görevden almalar tam gazdı.
Ve 57 günde dosyanın ulaştığı Yargıtay, butlan kararını adli tatil sonrasına bıraktı.
Süreçte nihayet beklenen hareketlilik var.
Ama, içerik sır…
Yasa taslağını AK Parti ile görüşen İmralı heyeti hafta başında İmralı’ya gitti.
Taslak da yanlarında mıydı? Bilmiyoruz.
Meclis Başkanı Kurtulmuş siyasi parti turuna çıktı. CHP randevusu Kılıçdaroğlu’ylaydı.
Önümüzdeki hafta Özel ile de görüşmesi bekleniyor.
Yine bir CHP’li belediyeye operasyon vardı.
İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve eşiyle birlikte toplam 20 kişi tutuklandı.
Yeri gelmişken hatırlayalım; bugüne dek CHP’li belediyelere 41 ayrı operasyon düzenlendi.
Ve dünya…
ABD resmen savaşta gaza bastı.
Siviller ölürken Trump, “Hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı planlıyorum.” diyor.
Başkaca neler oldu, bakalım…
NE KONUŞTUK?
Bu hafta da gündem değişmedi; Ahbap soruşturması detaylandıkça, sinirlerimiz daha çok bozuluyor.
Vicdanımız daha fazla yara alıyor.
Oğuzhan Uğur da tutuklandı.
“Dernekle de Haluk Levent’le de bir iş birliğim olmadı, suçlamalara şaşırıyorum.” dedi.
İfadeye çağırılan başkaca ünlü isimler, gazeteciler de oldu.
Ben yanlış mı hatırlıyorum, o günlerde canlı yayınlar yapıldı, çağrılar vardı.
Muhalif ya da hükümet destekçisi birçok kişi de yardım yapmadı mı?
NEDEN ÜZÜLDÜK?
Biliyorsunuz, özel okul öğretmenlerinin hak mücadelesi kaldığı yerden devam ediyor.
Ters kelepçe ile gözaltına alınan öğretmenleri bir türlü görmeyen, mülakatla elenen öğretmenlerin çığlığını duymayan, velilerin özel okul ücretleri konusundaki sorunlarına da sessiz kalan Bakan Tekinyine enteresan bir açıklama yaptı.
“Teşekkür etmelisiniz.” dedi.
“Önce teşekkür edin deyin ki derslik başına öğrenci sayısını 20’ye düşürdük.”
Vay be…
Faturalarını ödeyemeyen, çarşıdan pazardan canının çektiğini alamayan, kirasını ödemekte zorlananlar için ne anlama geliyor bu açıklama?
Üzüldük dedim ama aslında öfkelendik.
Üzüldüğümüz, insanca yaşayabilmek için hakkını arayanların sonuçsuz kalan mücadelesi.
Ailelerinin gözlerindeki yaş.
Aslında bu söz, yani taş herkese, hepimize.
Önce okullarda can güvenliğini sağlayın, çocuklarımıza bir öğün olsun ücretsiz yemek verin, bizden kayıt parası almayın, sınıfları, tuvaletleri temizletmeyin, öğretmenlerin hakkını verin.
Farkındaysanız müfredattaki akılalmaz değişikliklere girmedim bile…
Siz bunları bir yapın, söz teşekkür gelecek.
CEBİMİZİ NE YAKTI?
Kuşkusuz soğan.
Gerçekten de yiğit muhtaç oluyor kuru soğana.
Haftalardır tablo değişmedi.
Son olarak İstanbul’da yaşadığım semtin marketinden 2 soğanı 48 liraya aldım.
Orta boy, yüksek fiyat!
Soğanın yanına bir de makarnayı ekleyelim bu hafta.
Gariban yiyeceği, öğrenci menüsünün baş tacı diye biliriz değil mi?
Artık pek öyle değil…
Fiyat marka ve kaliteye göre değişiyor ama; 59-69 liraları görmeye başladık raflarda.
İtalyan çeşidi olanlar 99 lira ile 149 liradan satışta.
Avrupa’da 1, hadi bilemediniz 2 euroya almayanı dövüyorlar.
Bizim suçumuz ne?
Cevabı biliyorsunuz.
Afiyet olsun…
NEYE ŞAŞIRAMADIK?
Düşünün, komşunuzun ev taşınmasında yardıma gidiyorsunuz ve koli koli eşya taşıyorsunuz.
Evinize döndüğünüzde yardımınız için teşekkür mesajı geliyor ve içine bir not daha düşülüyor: “Bu da yediğiniz pizzanın ücreti, biz sipariş verirken kuryeye ödemiştik.”
Şaşırdınız mı?
Şaşırdınız ama şimdi adresi söyleyince fikriniz değişecek.
Almanya.
İşte şimdi şaşırmadınız.
İstenen de 18 euro.
Gerçekten Türk kültürü bir başka…
NEYE ŞAŞIRDIK?
Uzaklardan devam edelim.
Ve lütfen örnek alalım.
Japonya’ya giden bir Türk, kaldığı evde sigara içilmesine izin verilmediği için özel sigara içme alanına yürüdüğü anları paylaştı.
Video hızlandırılmış vaziyette 15 saniye; kaç sokak geçildi, kaç köşe başından dönüldü, kaç yüz metre yüründü hesap edemedim.
Şaşırttı.
Ve takdire şayan.
Kusura bakmayın ama kimsenin kimseyi zehirlemeye hakkı yok.
Yasak olduğu hâlde kafelerde, restoranlarda, cami avlularında, okul başlarında, hatta çocuk parklarında, hastane kapılarında tüttürenler hem yasakları çiğniyor hem de bizleri zehirliyor.
Bu bilinç ve uygulamanın memleketimize gelmesini canıgönülden dilerim.
NEYE SEVİNDİK?
Dünya Kupası’nı zor günlerde dostluk gösteren, Gazze direnişine destek veren, savaş karşıtı İspanya’nın almasına sevindik.
Malum, biz erken hatta çok erken veda ettik turnuvaya.
Ama kalbimiz finalde Messi’li Arjantin’e karşı İspanya’daydı.
İspanyollar dünya şampiyonu oldu.
Filistin’de de kutlama vardı.
Tebrikler…
NEYE GÜLDÜK?
Bu hafta sosyal medyada arabasının rengi sarı olan genç bir kadının paylaşımı rekor beğeni aldı.
Genç kadın, taksici olduğunu düşünen biriyle diyalogunu paylaştı.
Kısa ve keyifli bir sohbetti.
İçimizi ısıttı.
“Arabam hep taksi sanılıyor.” diye gülümseyerek anlattı.
İzleyenlerin de yüzü güldü…
Bir haftayı daha bitiriyoruz.
Biliyoruz ki özellikle siyasi arenada yine hem sağ hem sol kroşeler konuşacak yeni haftada.
Ekonomik mücadelemiz de devam edecek.
Ama insanız, umut etmek istiyoruz.
Tam da bu nedenle; aydınlık günler dileği ile…