Sağım solum bıkkınlarla, bezginlerle dolu.

Alışveriş merkezinde arkadaşlarımla karşılaşıyorum; ruh hallerinin hiç iyi olmadığını anlatıyorlar.

Yürüyüş yapmak için sahile iniyorum, komşumla karşılaşıyorum. “Bana bir şey oldu, yürüyüş bile iyi gelmiyor.” diye isyan ediyor.

Gelibolu’da yaşayan kuzenim aradı ve “Canım hiçbir şey yapmak istemiyor. Ruhumu bir kasvet sardı; uyanmak bile istemiyorum. Yemek yemek istemiyorum. Ne oluyor bana?” diye sordu.

Cevap basit: Kış depresyonu.

Uzmanlara göre bu durumun adı Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu. En çok, Kasım–Şubat aylarıarasında görülüyor ve kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık iki kat daha sık rastlanıyor.

Psikologlar, kış aylarında başvuru oranlarının %25–30 civarında arttığına dikkat çekiyor.

Soğuğu, karanlığı, kışı da seven var elbette.

Adım adım geliyor.

Takvim ilerledikçe gündüzler kısalıyor.

Sabahları artık daha zor uyanıyoruz.

Alarm çalıyor ama hava hâlâ karanlık, perdeyi aralıyoruz; güneş yok. Gün bitmeden hava yeniden kararıyor.

Çok sayıda kişinin şikayeti: yorgunluk, isteksizlik.

Peki sonbahar ve kış aylarında duygudurumumuz neden hayatımızı bu denli değiştirecek şekilde bozuluyor?

Cevabı; Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Eslem Fulya Ekşi verdi.

Gün Işığı Azaldıkça Enerji de Azalıyor

“Azalan güneş ışığı, melatonin üretimini artırarak uyku eğilimini yükseltir; serotonin düzeyinin düşmesi ise duygusal dalgalanmalara ve mutsuzluk hissine neden olur.”

Yani, vücudun ve ruhun ritmi bozuluyor.

Doğa kışa hazırlanırken biz de istemeden onun temposuna uyuyoruz.

Ama şehirde hayat durmadığı için, bu yavaşlama hâli bizi daha da zorluyor.

Belirtileri de şöyle:

  • Sabah yataktan kalkmakta zorlanma,
  • Günün büyük kısmını isteksizlik içinde geçirme,
  • Artan uyku süresi ama dinlenememe hissi,
  • Karbonhidrat ve tatlıya yönelme,
  • Sosyal ortamlardan uzaklaşma,
  • Nedensiz suçluluk veya umutsuzluk hissi.

Peki bu halsizlik ne zaman depresyona dönüşüyor?

Psikolog Ekşi:

“Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, kişinin iş, okul veya ilişkilerindeki performansını düşürüyorsa, bir uzmandan destek almak en doğru adım olur. Çünkü kış depresyonu yalnızca ‘moral bozukluğu’ değildir; biyolojik süreçlerle ilişkili, tedavi edilebilir bir ruhsal durumdur.

Çocuklar da Kış Depresyonuna Giriyor

Kısa günler, erken kararan hava ve kapalı mekânlarda uzun saatler geçirmek çocukların da enerjisini düşürüyor.

Sosyal aktiviteler, serotonin ağırlıklı beslenme, düzenli uyku bir nevi ilaç.

Kış Depresyonuna Karşı Ne Yapılmalı?

Psikolog Ekşi: “Güneşten gelen ışık, beyindeki ‘iyi hissetme’ kimyasallarını etkiler. Özellikle mutluluk hormonu için nörotransmiterin üretiminde güneş ışığı çok önemlidir.” diyor.

Hareket de çok önemli.

Ekşi: “Egzersiz sadece bedeni değil, ruhu da ısıtır. Her gün 20–30 dakika tempolu yürüyüş serotonin seviyesini doğal yoldan artırır.”

Sosyalleşmekten de vazgeçilmemeli.

Ve D vitamini takviyesi: “D vitamini düzeyinin kontrol edilmesi ve gerekirse hekim önerisiyle takviye alınması önemlidir. Ancak unutulmamalıdır ki D vitamini bir “moral hapı” değildir.”

Ve tüm bunlara rağmen, ruh hâli iyiye gitmiyorsa profesyonel destek almak şart. Çünkü; durum “geçer” diye bekledikçe, etkisi derinleşebiliyor.

Biyolojik değişim, fiziksel yorgunluk, kişisel hayatlardaki zorluklar, farklı hezeyanlar bir yana; bana kalırsa, bizim psikolojimizi asıl altüst eden şey ülke gündemi.

Her gün değişen, maddi ve manevi olarak zorlayan gündem, yaşananlar-yaşanamayanlar, adaletsizlik-haksızlık can yakıyor, yıpratıyor.

En çok ama en çok çocukların canını bile isteye alanlarla aynı evrende nefes almak kalpleri delik deşik ediyor.

Zor zamanlar…

Şu söz bana kalırsa son derece doğru:

“Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir.”

‘İnsan’ olabilenler için…

Kim bilir, belki de kış, biraz durmayı, biraz dinlenmeyi öğretmek için geliyor.

Biz biz olalım ruhumuzu karanlıkta bırakmayalım…