Kiminiz farkındasınız, bazılarınız harcama sandınız, belki de ödediniz.

Bir bu eksikti.

Yüksek zamla geldi.

Yazının ilerleyen bölümlerinde detaylarına bakacağız.

Asıl soru şu: Hâlâ neden alınıyor?

Oysa; maaşımızı, varsa birikimimizi banka yeteri kadar işletiyor, her işlemde kazançlı çıkan yine bankalar oluyor.

Üstelik kredi kartı olmadan artık yaşamımızı idame ettirmemiz mümkün bile değil.

Zaten kullanıyoruz, bedelini ödüyoruz.

Bir de yıllık ücret adı altında ortalama 2 bin lira (bazı bankalarda rakam daha da yüksek) havadan borçlanıyoruz.

İade talep ettiğimizde karşımıza seçenek çıkıyor.

“İade yok. Kartı kapatabiliriz. Ama kapatmanın cezası var. 2 bin lirayı ödemek zorundasınız.”

“İade kartınıza puan olarak yatacak fakat şu tarihe kadar kullanmak zorundasınız.”

“1 yıl boyunca bu rakamda harcama hedefi belirledik. Ulaşırsanız ücret alınmayacak.”

Benim başıma gelen şu: 6 ay taahhüt verirseniz, ücretin %60’ını ödemezsiniz.

Sanırım belirleyici olan bankanın hayal gücü, yaptırımı, karşısındaki müşterinin kim olduğu…

Ama açık açık yazayım, elini veren kolunu kaptırıyor.

Sosyal medyaya yansıyan ve yankı bulan bir paylaşımı, daha doğrusu mağduriyeti de ekleyeyim.

“Kredi kartı iadesi için aradım. 31.10.2026 tarihine kadar 108 bin lira harcama sözü karşılığında iade alındı. Eğer harcama sözümü yerine getiremezsem, yerine getiremediğim oranın karşılığı kesilecek.” diyor anlatan kişi ve belgeleri de ekliyor paylaşımına.

Bir başka paylaşım da şu: “Neredeyse 1,5 yıla yakındır elimi bile sürmediğim, tarihi çoktan geçmiş ve bana yeni tarihli olanı hiç ulaşmamış olan kredi kartıyla ilgili bugün bir hesap özeti geldi. 2 bin liraya yakın borcu görünce, herhalde kartımla birisi izinsiz işlem yaptı ya da çalındı diye düşündüm. Hangi hakla ve nasıl böyle bir ücret kesiyorsunuz?”

Kıskaca alınmış vaziyetteyiz.

Belli ki mevzuatta açık var.

Sağımızdan, solumuzdan çekiştiriyor bankalar ve günün sonunda o para bizden bir biçimde alınıyor.

Peki tüketici olarak ne yapmalıyız?

Hukuki haklarımız neler?

Cevapları TÜDER Genel Başkanı Levent Küçük’ten aldım.

Küçük’ün ilk cümlesi her şeyi özetledi.

“Banka kart müşterisine kârlılık gözü ile bakıyor. Tüketicinin en büyük şikâyeti bu oluyor. Bankalar özellikle aralık ayı ekstrelerine yansıtıyorlar. Eğer kontrol etmeyen biriyseniz farkına varmadan ödersiniz. Ödeyen çok. Sonra da bize geliyorlar.”

Banka tahsil ediyor.

Ödenmediği taktirde faiz işliyor.

“Banka, Tüketiciye Aidatsız Kart Vermek Zorunda”

Peki alınan yüksek ücretler yasal mı?

TÜDER Genel Başkanı Levent Küçük:

“Yürürlükte bulunan Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Tebliğ gereğince alabilirler. Ancak bu, banka açısından bir mutlak hak değil. Yapılması gereken müzakeredir, yani pazarlıktır. Banka, bilgilendirmek ve onay almak zorundadır ancak ücreti doğrudan tahsil ediyor. Yasa da şunu der: Her banka, tüketiciye aidatsız kredi kartı vermek zorundadır.

Ücret konusunda önceden bilgilendirildiniz mi?

Ya da bir aidatsız kart seçeneğiniz olduğunu söylendi mi?

İşte burası kritik nokta.

Banka kendiliğinden bunu sunmuyor.

Tüketici talep etmek zorunda.

Yani, haklarımızı bilmemiz şart.

Levent Küçük:

“Mesela, 6 ay, 180 gün hareketsiz bir kredi kartı ise söz konusu karttan aidat alınamaz.”

Yukarıda tam da bu durumdan muzdarip bir tüketicinin isyanını okudunuz.

İade talebinin işleme alınması zorunlu!

Detaylar lehimize.

Ve bu detaylar önemli.

Çünkü hayatımız artık bir pamuk ipliğine, bir de limiti kadar harcama yapabildiğimiz kartlara bağlı.

Bunu ben değil, Bankalararası Kart Merkezi’nin raporu söylüyor.

Kredi Kartı Sayısı 148 Milyona Dayandı

Levent Küçük:

“BKM’nin 2026 yılı ilk 4 ay istatistiklerine göre ülkemizde şu an 147 milyon 633 bin 729 adet kart var. Yaklaşık 148 milyon. Sayı çok, kullanım fazla. Biz Tüketiciler Derneği olarak bu ücretin kaldırılmasını talep ediyoruz.”

Derneğin önerisi şu:

“Çok az bir tutar, belki o kartın basım ücreti ya da posta gideri gibi alınabilir. Gerçi onlar da finansman giderine masraf olarak kaydediliyor. Bankacılık faaliyetleri dışındaki diğer ücretler diye adlandırılan bu tahsiller, kârı oluşturuyor. Gelir kalemine dönüştürdüler bunu.”

Yıllık Ücret Nasıl %70 Zamlandı?

Evet, gelelim zammın detayına.

Oran büyük.

Belirleyen bankanın kendisi.

Ve ucu açık.

TÜDER Genel Başkanı Levent Küçük:

“En az %50 artış oldu. Bankadan bankaya değişiyor rakamlar, belirlenen standart ücret yok. %70’e kadar çıkıyor zam oranı. Şikâyet geldikçe farklı rakam ve oranlarla da karşılaşıyoruz.”

“Tüketici Bankayı Zorlamalı”

Peki gerçekçi çözüm ne?

Tüketici ne yapmalı, nasıl adım atmalı?

Levent Küçük:

“Tüketicilerimiz müzakere edilmeden, bilgilendirme yapılmadan ve onayları alınmaksızın ücret tahsil edilmişse, maaş hesapları o bankadaysa ya da sadık müşterileriyse, hiç ücret alınmaması için bastırmalı. Bankaları zorlasınlar. Banka olumlu dönüş yapmıyorsa, tüketici hakem heyetlerine başvurarak iade talep edebilirler.”

Tabii bu bir süreç.

Sözleşme incelenecek.

Anlaşmada kart ücretine dair bilgilendirme yapıldı mı, yazılı olarak mı yoksa şifahen mi vurgulandı, bunun kanıtlanması gerekecek.

Geriye Dönük Kart Ücreti Alınabilir mi?

Mümkün.

Yasalar bu konuda müşteriden yana.

Ama bu süreç de uzun.

Masraflı…

“Borçlar Kanunu hükümleri gereğince sözleşme hukukunda en az 10 yıl geriye yönelik ödemiş olunan ücret alınır. Adres tüketici mahkemeleridir.”

Mahkeme masraflarını hesap eden tüketici çoğunlukla uzlaşma taraftarı oluyor.

Bankalar da kişiye özel rakamlarla fırsatı değerlendiriyor.

Günün sonunda kazanan da ortada, kaybeden de.

Hakkını arayan kazanıyor…