Tatil havasında olmamız gereken günlerde yorulduk.
Gündem yoğun.
Güzel yaz günlerinin tadını çıkaramıyoruz.
Elbette nedeni, en başta ekonomik.
Diğer yandan liderleri, eşlerini, heyetleri çok güzel ağırladık.
Türk misafirperverliği ne demek gösterdik.
“Tertemiz, nizami” caddelerden, yollardan geçildi.
Karşılama törenleri yapıldı.
Tabaklar doldu, boşaldı; beğenildi.
Tarifler bile alındı.
Afiyet olsun.
E peki, hesabı kim ödedi?
İlerleyen başlıklarda detaylandıracağız.
Önce dünyanın gündemine bakalım.
Orta Doğu yine alev alev.
Trump, Ankara’da ateşkesin sona erdiğini açıkladı.
İran’a saldırıyor.
Can kayıpları var.
Yansımaları malum…
Kış zor geçti, yaz da sıcak geçecek…
İçeriye dönelim.
CHP’de de durum aynı: görevden almalar, ihraçlar, seçenekli yol haritaları…
Silivri hareketliydi.
Ekrem İmamoğlu, Pazartesi günü 3 davadan yargılandı.
İBB davasında sıra kendisine Çarşamba günü geldi.
Süre kısıtlamasına bir kez itiraz etti.
Mahkeme Başkanı, “Ya savunma hakkınızı alacağız ya da susma hakkınızı kullanacaksınız.” dedi.
İmamoğlu, “Siz ağır hak ihlali yapıyorsunuz. Ben, iddianameyi hazırlayanları yargılayacağım.” diye karşılık verdi.
Hakkında disiplin maddesi uygulandı.
Salondan çıkarıldı.
Ve hakkında soruşturma açıldı.
Kayıtlara ise, “Susma hakkını kullandığı tespit edildi.” diye geçildi.
Yani İmamoğlu savunma yapamadı.
Aralarında Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Günay’ın da olduğu 6 kişi tahliye edildi.
Ve 8 Temmuz Çarşamba günü İBB davasında ilk celse bitti.
İkinci celse 17 Ağustos’ta…
Bunca mesele içinde, “Kurtuluş Savaşı” müfredattan çıkarıldı; ders kitaplarında “Milli Mücadele”ifadesi olacak.
O, bizim milletimizin mücadelesi değil mi zaten?
En büyük zaferimiz adı üzerinde Kurtuluş Savaşı…
Muhalefetten, eğitim sendikalarından tepki yağdı.
Vatandaş da sessiz kalmadı.
Bu hafta gerçekten gündem baş döndürücüydü.
Hem çok konuştuğumuz konuları hatırlayalım hem de yeteri kadar konuşamadıklarımıza bakalım…
NE KONUŞTUK?
Her evin derdi ortak: geçim.
Ama bu hafta en çok da NATO Zirvesi’ni konuştuk.
Daha başlamadan milyonlar (12 milyon lira) harcadık, başkentliye Ankara’yı dar ettik.
Yasaklar, gözaltılar, tutuklamalar derken; beklenen günler geldi.
7-8 Mart’ta liderler buluştu.
Zirveye 32 ülkenin devlet ve hükumet başkanları katıldı.
Dünyanın gözü başkentteydi.
Erdoğan-Trump görüşmesinde masada F-35 kararı ve CAATSA yaptırımları vardı.
Yaptırımlar kalkacak gibi görünüyor.
Trump F-35 için ise “Daha karar almadım.” dedi. (Bizim S-400’ler de başka bir ülkeye gönderilecek gibi görünüyor.)
NATO 50 milyar dolarlık savunma harcamasına imza attı.
Erdoğan liderlere silah hediye etti, çok konuşuldu.
Bu arada küs liderler arasındaki gerilim de objektiflere yansıdı.
Ve Macron, zirve boyunca ne gece ne de gündüz güneş gözlüğünü çıkardı.
Türkiye öncesi ziyaret ettiği Suriye’de de her an gözlüklüydü.
Güneş gözlüğünün gizemi çözülemedi.
Zirve bitti, başkentli rahat bir nefes aldı.
Ama emekli alamadı…
Malum, 2 günlük zirve için Meclis bir hafta kapalı kaldı.
Enflasyon farkı kararı Meclis’ten geçemedi.
Bakalım fark aylıklara ne zaman yansıyacak..
Yani faturanın ağırı yine emekliye kesildi.
CEBİMİZİ NE YAKTI?
Yeni haftaya akaryakıt zammı ile başladık.
Motorindeki ilk artış 1 lira 33 kuruş oldu.
2 gün içinde 76 kuruş daha zam geldi.
Ve haftanın 3. zammı tam 3 lira 8 kuruş olarak yansıdı.
Toplamda 5 günde motorinin litresi 5 lira 17 kuruş zam gördü.
Litre fiyatı, İstanbul’da 70 liraya dayandı.
Ankara ve İzmir’de 72 lira seviyelerinde.
Sebze ve meyvenin en çok taşındığı Antalya’da 73 lirayı geçti.
Ve biz bu zinciri artık ezberledik.
Akaryakıta zam, sofraya düşen ateş demek.
Zammın telaffuzu bile etiketi kabartıyor.
Dün gece yarısı mazota 2 lira 16 kuruş indirim yapıldı.
Ancak, eşel mobil sistemi kapsamında indirim tutarı kadar ÖTV artırılacağı için fiyatta herhangi bir değişiklik olmadı.
Durum böyle.
Bedelini ödüyoruz her şeyin.
Bedel ödeye ödeye yaşamaya, hayatta kalmaya çalışıyoruz.
NEDEN ÜZÜLDÜK?
Malum, yaz ayındayız.
Serinlemek için deniz ilk adres.
Ve ne yazık ki boğulma haberleri peş peşe geliyor.
Çok dikkatli olmamız gerekiyor.
Mesela boğulma vakalarından biri geçen hafta sonu İstanbul Kilyos’tan geldi.
2 gün denize girilmesi yasaktı.
Özellikle de Karadeniz’le şaka olmaz.
Olmuyor.
Aynı gün Boğaz’da, Tarabya’da da can kaybı yaşandı.
Boğaz’ın akıntısı da bir başka…
Peşi sıra başka kentlerden de acı haberler geldi, geliyor.
Çok üzücü.
Can kurtaran olmayan yerlerde; göllerde, akarsularda, barajlarda durum daha da korkutucu.
Daha fazla üzülmemek adına yasaklara uyulmalı.
Özellikle çocukları uyarmalı, korumalıyız.
NEYE ŞAŞIRDIK?
ABD’de yaşayan Türk kadın, bakımsız bahçesi nedeniyle ceza aldığını paylaştı.
“Burayı adam edecekmişim, yoksa günlük ceza yiyecekmişim.” diyerek balçık kaplı bahçesini gösterdi.
Şaşırdık çünkü; biz daha parklarda, bahçelerde, sahillerde çekirdek çitleyip toplamayan, ormanları çöplüğe çeviren, sigara izmaritini kaldırıma atanlarla mücadele ediyoruz.
Ders almamız gereken ‘mantık’ şahane.
“Herkes kapısının önünü süpürsün…”
Her anlamda!
NEYE ŞAŞIRAMADIK?
Malumun ilamına şaşıramadık.
Bodrum’a tatile giden bir kadın, gittiği her mekânın bomboş oluşunu paylaştı.
“Bir içeceği 800-900 liradan satarsanız kimse gelmez. Şuna bakın, bomboş.” dedi.
Neredeyse tüm tatil bölgelerinde durum benzer.
Ve bu manzara hiç ama hiç şaşırtıcı değil.
NEDEN UTANDIK?
Kazıklamanın resmen kişiye özel tarifesi var.
İstanbul Beşiktaş’ta iki kardeşten biri 100 liraya çekirdek aldı.
Ardından diğer kardeş aynı satıcıdan aynı çekirdeği almaya gitti.
75 lira ödedi.
10 dakika içinde yüzde 25 ucuzlamış çekirdek.
Yani ne denir ki?
Sonra da iş yapamıyoruz diye ağlıyorlar.
NEDEN UMUTLANDIK?
Bir turist, İstanbul Eyüpsultan’da tramvay durağında yanında oturan kediyi seven, başını dakikalarca okşayan yaşlı bir adamı kaydetti.
Sosyal medyadan paylaştı.
Paylaşım dünyada büyük beğeni topladı.
Bizim de umutlarımızı yeşertti.
İyilik, güzellik de gelecek hayvan dostlarımız için…
Resmen yazı yarıladık.
Ardı sonbahar…
Ama geçim derdi, siyasetin yakıcı gündemi, dünya meseleleri derken, o bilindik ‘yaz neşesi’ bir türlü tam olarak çalmadı kapıyı.
Sonbahar gelmeden, neşemizin artacağı bir hafta olması umuduyla…