Bu yazıda kolaycılığı, biraz da vurdumduymazlığı ele alacağız.

Başrolde öğrenciler ve dayanamayıp isyan bayrağı açan bir öğretmen var.

Bir okulda kaydedilen yalnızca 12 saniyelik bir görüntü; gelinen noktayı bize gösterdi.

Öğretmen olağanca yüksek tondan öğrencilerine şunu haykırdı:

“Yeter artık, bu nedir böyle? Hepiniz yapay zekâ kullanmışsınız, hepiniz tam not almışsınız. En azından biraz farklı yapsaydınız. Hepinizin ödevi aynı mantık, aynı cümle yapısı.”

Artık herkes her şeyin kolayını buldu, yapay zekâya danışılıyor.

Üstelik öyle sığ danışılıyor ki belli oluyor.

Yapay Zekâ Öğrenci mi, Astrolog mu, Doktor mu, Yazar mı?

Teknoloji ve yapay zekâ sohbet botları hayatımızın merkezinde ve bence olmalı da.

Mesele neden ve nasıl kullandığımız.

Önce kahve fincanlarımızın fotoğrafını attık.

Ardından kapsamlı astrolojik yorumlar istedik.

Yetmedi; yapay zekâdan doktorumuz olmasını istedik.

Hastalık her neyse sorduk; ilaç talep ettik ki malum, sonucu pek de iyi olmadı.

Diyet listeleri hazırlattık.

Doymadık; hayatımızı planlattık.

Yapay zekâ her alana sızdı.

Şarkıları söyletenler de oldu; okumadığı kitapları özetletenler de.

Film senaryosu, daha da ileri gidip kitap yazdıranlar bile var.

İş çığırından çıktı.

Karşılaştığım birkaç durumu örnek verebilirim:

Haberini yapmak istediğim, yazıda ele almak istediğim konuları belirliyor; çarpıcı ve dikkat çekici hâle getirmek için oturup emek verip soru hazırlıyorum.

Muhatabına gönderiyorum.

Herkes için aynı şeyi söylemem mümkün değil elbette, doğru da olmaz ama kimileri cevapları yapay zekâya cevaplatıp bana iletiyor.

Hatta zahmet edip düzenleme, üzerinde birkaç oynama bile yapmıyor.

Bir profesör olarak yapay zekânın verdiği cevapları yolluyorsa kişi, en ufak katkı yoksa…

Ne diyebilirim?

İnanın bunu yapan profesör, sağlıkçı, iş insanı hatta eğitimci bile var.

Karar aldım, bu şekilde ilerleyen kimseyle röportaj yapmıyorum.

Bu bir serzeniş değil; elbette hayatımızı kolaylaştırmak, fikir almak adına yapay zekâ botlarını kullanabiliriz.

Bu bir tercih.

Bana kalırsa benim karşılaştığım kişiler açısından korkunç bir tercih.

Ve inanın çok net anlaşılıyor.

Olmuyor; yapay zekâ bir mantık çerçevesinde aynı kalıp cümlelerle yazıyor.

İnsani duygu ve bakış açısıyla ortaya çıkan ifadeleri ara ki bulasın…

Yapay Zekânın Her Verisi Doğru Değil

Evet, ‘teknolojik beyin’ de aramayı bizim yaptığımız gibi yapıyor.

Kaynak çoğunlukla aynı arama motoru.

Ve o veriler eksik, hatalı, yanlış da olabiliyor.

İşin diğer boyutunda ise hazırcılık ve tembellik var.

Bunu da ne yazık ki herkes yapıyor ama en çok da belli ki öğrenciler başvuruyor.

Çünkü emek vermek zor geliyor.

Son yıllardaki gözlemlerime dayanarak söylüyorum ki, yeni nesil pek okumuyor.

Kitap okumayanın cümlesi olmuyor.

Gazete karıştırmayanın heybesi dolmuyor.

Aynı cümleler, gelişmeyen bakış açısı, kolay yoldan başarı…

Üzgünüm ama ne yazık ki durumun bu olduğunu da o isyan eden öğretmen haykırıyor.

Peki, okullarda tablo ne zamandır böyle?

Yapay zekâ ödevlere nasıl sızdı?

Yapay zekâ mı daha başarılı, okuyan, emek veren, çabalayan öğrenci mi?

Eğitimcilerin önlemi ne?

Sorularımı, Oğuzkaan Koleji Rehberlik Koordinatörü Begüm Özakdağ cevapladı.

“Öğretmen Hayal Kırıklığı Yaşamış Olabilir”

İlk sorum öğretmenin tepkisinin bize aslında ne söylediği.

Begüm Özakdağ:

“Öğretmenin tepkisini yalnızca öfke olarak değerlendirmemek gerekir. Öğrencileri için hazırladığı çalışmaların emek, zaman ve eğitimsel amaç taşıdığını düşünürken hayal kırıklığı yaşamış olabilir. Kendini değersiz hissetmiş olabilir.”

Ki bu bir eğitimci için çok üzücü olmalı.

Peki, öğretmenler ödevi yapay zekânın yaptığını nasıl tespit ediyor?

“Metinlerin Dili, Kurgusu Aynı”

Begüm Özakdağ:

“Yapay zekâ sistemleri, büyük veri kümeleri üzerinde eğitildikleri için genellikle en yaygın, en kabul gören ve en olası cevapları üretme eğilimindedir. Ortaya çıkan metinlerin dili, kurgusu ve düşünce yapısı da büyük ölçüde benzerlik gösteriyor.”

Yukarıda da yazdım.

Öncelikle aşılması gereken sorunlardan biri de yapay zekânın her verisini doğru kabul etmek.

Begüm Özakdağ:

“Nasıl ki matematikte bir problemi çözdüğümüzde sonucun doğruluğundan emin olmak için sağlamasını yapıyorsak, yapay zekâdan elde ettiğimiz bilgilerin de doğruluğunu kontrol etmek gerekir.“Bu bilgi doğru mu?”, “Kaynağı nedir?” gibi sorular sorulmadığında cevaplar havada kalıyor.”

“Yapay Zekâ Yaygınlaşacak, Öğretmenin Rolü Değişecek”

Rehberlik Koordinatörü Begüm Özakdağ tam olarak bu başlığa dikkat çekiyor.

“Öğretmenler artık bilgiyi ilk aktaran kişi olmaktan çok, öğrenilen bilginin doğruluğunu değerlendiren, öğrencilere güvenilir bilgiye nasıl ve nereden ulaşabilecekleri konusunda rehberlik eden kişiler hâline gelecek gibi.”

Sorumluluk yalnızca öğretmenlere ait değil.

Okullarda Yapay Zekâ Eğitimi Olmalı

Begüm Özakdağ:

“Okulların görevi yalnızca bilgi aktarmak değil, aynı zamanda öğrencilere yapay zekâyı etik, eleştirel ve sorumlu bir şekilde kullanmayı öğretmektir.”

Yani botlardan beslenmek bir araç olmalı, amaç değil.

Atasözü ne der; “Azı karar, çoğu zarar.”

Kararında ve doğru kullanmamak öğrenci için anlık kazanç fakat geleceği için büyük kayıp demek.

“Öğrenme süreci yüzeysel kalabilir. Beynin aktif olarak kullanıldığı süreçler azaldığında analiz, yorumlama ve yaratıcı üretim becerileri de zamanla zayıflayabilir.”

Eğitim Sistemi Nasıl Dönüşecek?

O hâlde tam da bu noktada eğitim sisteminin de dönüşmesi gerekmez mi?

“Gerekir. Artık ödevlerin, araştırma çalışmalarının ve değerlendirme yöntemlerinin yalnızca yapay zekâdan alınan hazır cevaplarla tamamlanamayacak şekilde yeniden tasarlanması önemlidir. Öğrencinin kendi görüşünü ortaya koyduğu, deneyimlerini aktardığı, yorum yaptığı ve süreç içinde aktif rol aldığı çalışmalar olmalı.”

Belli ki eğitim ihtiyaçlara göre yön değiştirerek dönüşecek…

Yapay Zekâ Ne Diyor?

Bu yazıyı bir yapay zekâ uygulamasına gönderdim; botların fayda sağladığı kadar kolaycılığı da teşvik ettiğini söyledim ve onun bu konu hakkındaki düşüncesini, yorumunu sordum.

İşte cevap:

“Yapay zekâ, ne iyi ne kötü bir aktör; bir araç. Bir hesap makinesi nasıl matematiğin yerine geçmiyorsa, yapay zekâ da öğrenmenin yerine geçemez; fakat doğru kullanıldığında araştırmayı hızlandırır, farklı bakış açıları sunar ve üretkenliği artırır. Bu yüzden yapay zekâyı suçlamak yerine onu eleştirel biçimde kullanmayı öğrenmek gerekir. Çünkü gelecekte avantaj sağlayacak olanlar, yapay zekâdan kaçanlar değil; onu bilinçli kullanırken kendi düşünme ve muhakeme becerisini koruyanlar olacaktır. Bu yazdığım şey “kişisel bir düşünce” değil. Benim bir bilinç, duygu ya da taraf tutma kapasitem yok.”

Yani o da bizimle aynı fikirde.

Son derece harika bir bakış açısıyla cevabımı aldım.

Ve bana kalırsa günün sonunda:

Okuyan, düşünen, üreten, çalışan; haznesine her gün yeni kelimeler kazandıran, çabalayan; kendini geliştiren, yapay zekâdan destek alırken sorgulayan; yani çalışan kazanacak.