Dünya milletleri olarak zor bir haftaya başladık; öyle de devam ettik.

İran ayakta, halk molla rejimine karşı sokakta. Can kaybı artıyor. Dünyada İran karşıtı gösteriler var. Trump saldırıda kararlı. İran hükümeti olaylardan ABD ve İsrail’i suçladı. Trump İran’la iş yapan ülkeleri de %25 ek vergi silahı ile tehdit etti. Bir yandan da Grönland için dünyaya parmak sallıyor. Ve bunca mesele arasında çok istediği Nobel’ine Venezuelalı muhalif lider Machado’nun hediyesi ile kavuştu.

İç politikanın gündemi de yoğun. Süreçte SDG resmen kördüğüm oldu. Mhp-Dem hattı gergin. Meclis’te de İyi Parti-Dem Parti vekilleri arasında ses yükseldi.

Silivri’de diploma davası öncesi arbede çıktı. Bir kadının kaburgası kırıldı, yaralananlar oldu. Chp bir kez daha erken seçim ve İstanbul seçiminin tekrarı talebinde bulundu.

Ve en önemli gerçeğimiz…

Bu ülkede emekli maaşı ile geçinemeyen, başını soktuğu kiralık evinden atılan; sokaklarda kalan 66 yaşındaki bir kişi, soğuktan sığınmak için girdiği camı kırık aracın içinde yanarak can verdi!İşte bu emeklilere reva görülen, bunlar ülkenin dürüst, temiz insanlarına yaşatılanlar. Sonra ne oldu?Bahçeli’nin bile “sefalet ücreti” dediği emekli maaşı, Ak Parti ve Mhp oyları ile kabul edildi!

Bitmedi… MHP’li bir il başkanı, "Bu millet haline şükretmiyor, şükürsüzlük bu memleketin sonu olacaktır." dedi. Yazıklar olsun!

Uyuşturucu operasyonları ve gözaltılar hafta boyu devam etti.

Tüm bunların dışında neler oldu? Z raporunu çıkaralım…

NE KONUŞTUK?

Yüksek sesle konuşmamız gereken fakat yeteri kadar konuşamadığımız bir başlık açalım bu hafta: İŞSİZLİK.

Almanya’dan Türkiye’ye dönen genç, iş başvurusu yaptı.

“Bu kadar kötü olduğunu tahmin etmezdim. Torpilsiz iş yok, şu partiden misin diyorlar. Sözleşmesiz alalım; 6 ay çalıştırayım beğenirsem alırım teklifinde bulunuyorlar. Maaş hep asgari ücret. Sigorta bile yapılmıyor, bunu Almanya’da kimseye anlatamazsın. Cumartesi çalışmamı istediler. Senelik izin hakkı yok, ben dönüyorum.”

Genç kardeşimiz resmen hayaller ve gerçekler duvarına çarpmış.

İşi çok yanlış yerde aramış.

Çünkü, Türkiye AB’deki toplam işsiz sayısına ulaştı.

İşte bu da bizim büyük çaresizliğimiz.

Çürümüşlük…

Nepotizm…

Adaletsizlik, kayıt dışılık, vicdansızlık…

NEDEN ÜZÜLDÜK?

İstanbul Beyoğlu’nda bir kişi, ara sokakta sıkıştırdığı bir genci silahla tehdit edip cep telefonunu gasp etti. İlk ve tek değil bu olay; ülkenin dört bir köşesinde gasp, tehdit, saldırı arttı. Af sonrası tahliye olan bir gencin sözünü hatırladınız mı? “Biz ne iş yapacağız? Nereden iş bulacağız?”

Gerçek şu ki; gece de gündüz de güvende değiliz. Halimize üzülmemek mümkün değil.

CEBİMİZİ NE YAKTI?

Kuşkusuz bu ara cebimizi en çok yakan doğalgaz fiyatı. En düşük ayarda açanın da, yakmayıp yorganın altına saklananın da cebi yanıyor. Sosyal medya fatura görselleri ile dolu. Rakam ortalama 4.000 TL; daha yüksek ödeme yapanlar da var. En çok dikkatimi çeken ise; 4.500 liralık faturayı görünce doğalgaz kullanmayıp evine soba kuran bir tüketici oldu. Bu ekonomik tabloda kaç yıl daha geriye gidip eziyet çekmek zorunda insanlar?

NEYE ŞAŞIRAMADIK?

Cevap neredeyse hiç değişmiyor; kazıklanıyor olmamıza şaşıramadık. Adana kebap ve tavuk şişi 200 liraya sattığı için “kesin etin içinde bir şey var” diye suçlanan esnaf konuştu, hesap yaptı.

“100 g kıyma: 60 TL,

110 g tavuk: 20 TL,

Ekmek ve salata: 40 TL,

Diğer masraflar: 20 TL” dedi.

Bu durumda; Adana kebap 120, tavuk şiş ise 80 liraya geliyor. Siz ne kadara alıyorsunuz?

KİME HAK VERDİK?

Bu defa sürücü kursu fiyatına isyan eden genç bir kadına hak verdik. Elbette barınma, beslenme önceliğimiz ama insanız; yapmamız gerekenler var. O gerekenler de hep “fiyat” engeline takılıyor.

Genç kadın, “Kursa yazılayım dedim. Bize ödemeniz gereken 20.000, devlete ise 15.000 TL dediler. Toplam 35.000 TL. Ama asgari ücret 28.000 TL” diye isyan etti. Sonuna kadar haklı, örneği de yerinde.

NEYE İSYAN ETTİK?

Bir kişi sosyal medyada, “Bugüne kadar gördüğünüz bütün ticari ahlaksızlıkları unutun” diye paylaşım yaptı:

“Pazardan çocukların canı istedi diye çilek aldım, mis gibi kokuyordu. Meğer kutunun altına çilek kokulu peçete koymuşlar” yazdı.

Pes!

Tamam mevsimi değil ama seracılıkta da artık mevsim yok.

Bir şekilde fedakârlık yapıp çocuklarına istediğini alan anne kandırıldı.

İsyan etmemek imkânsız.

Fark ettiyseniz; hangi başlığı açsak içinden ekonomi, fatura, fiyata bağlı dolandırıcılık çıkıyor.

Geçim savaşı verirken gülmeyi unutan bir millet olduk. Yeni haftanın yüzümüzü güldürmesi umudu ile…