Önce komşuya gidip peyniri, zeytini almaya başladık.

Ardından yaz tatilini Yunan adalarına taşıdık.

Kazandığımızı Yunan ekomomisine armağan ediyoruz.

Zamanla, daha da öteye Avrupa’ya açıldık.

Kış tatilleriyle birlikte özellikle tekstil ve kozmetik alışverişini yurt dışından yapar olduk.

Ve son olarak, “Memlekette ev sahibi olamıyoruz ama ötelerde olabiliyoruz.” sesi yükseldi.

Vizesi olan ABD yolunu da tuttu.

İlk gayrimenkul fiyatı kıyaslaması da oradan geldi.

Yani o meşhur kıyaslama…

Bağcılar mı, Miami mi?

Gidenler ve görenler, taşı toprağı gerçek anlamda altın değerindeki İstanbul’da mal mülk sahibi olamayanlara acı bir gerçeği yeniden hatırlattı.

İstanbul’un en kalabalık, biraz sıkışık, bir o kadar da tekinsiz semtlerinden Bağcılar’da bile ev alamadıklarını anlatırken, aynı rakamlara Miami’de malikânelerin önünden görüntüler paylaşıp sosyal medyada gündem oldular. (Son dönemde orada da fiyatlar katlandı.)

Ve artık yıllarca dişinden tırnağından artırıp birikim yapan, ülkenin herhangi bir şehrinde, herhangi bir ilçesinde başını sokacak iki göz oda bile alamayanlar, rotayı ABD’ye, Avrupa’ya, sınır komşularımız Yunanistan ve Bulgaristan’a, hatta Orta Doğu’ya kırdı.

Kırdılar çünkü; artıları çok.

Yazı için çok araştırdım.

Gerçekten de Ayvalık’ta bir yazlık fiyatına, Korfu Adası’ndan köşk almak mümkün.

Üstelik üzerine kalan parayla en lüks otomobili bile garajına çekebiliyor.

Sınır bölgelerinde mesela Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe gibi noktalarda daha da uygun fiyatlar var.

Ancak güvenlik gerekçesiyle Türklere satış yaparken birçok prosedür işletiyorlar.

Golden Visa için de sorun çıkabiliyor.

Bulgaristan’da da yine fiyat, Edirne’deki gayrimenkullerin ortalama yarısı kadar diyebiliriz.

Örneklemelere devam edelim…

İstanbul’da Bahçelievler, Beşiktaş, Bakırköy ya da Şişli’de bir daire alınabilecek rakama, Londra’nın merkezinde ister yeni bir yapıdan ister benim de hayranı olduğum Victorian tarzı evlerden birinin tapusuna sahip olabiliyorsunuz.

Her şeyden önce, birçok kişi Londra’yı pahalı bir şehir olmasına rağmen, sunduğu eğitim olanakları, kozmopolit yaşam tarzı ve birazdan değineceğimiz diğer avantajları nedeniyle tercih ediyor.

Ve bir savaştan daha yeni çıkan Orta Doğu

Bombaların hedefi olan Dubai’ye ilgi hâlâ büyük.

Çünkü; lüks konutlar, lüks yaşam alanları Esenyurt’taki 42 katlı bir binadaki 2+1 fiyatına geliyor.

Siz olsanız ne yapardınız?

Gerçek ayan beyan ortada.

Dededen, babadan miras kalmadıysa, zamanında borca krediye girip iki göz oda alınmadıysa; artık özellikle de büyükşehirlerde ev sahibi olmak, Ege’den, Akdeniz’den yazlık alabilmek hayal…

Biraz birikimi olan da ucunda vatandaşlık olan ülkeleri tercih ediyor.

Ve bunu Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da doğruluyor.

MB verilerine göre Türk vatandaşlarının yurt dışındaki gayrimenkullere yatırımı son 12 yılda 5 kat arttı.

Türk yatırımcılar 2025 yılında yurt dışından 2,7 milyar dolarlık gayrimenkul aldı.

Yine verilere göre başta Dubai olmak üzere Yunanistan, ABD ve İngiltere tercih edildi.

O hâlde soralım:

Bağcılar mı, Londra mı?

Avrupa’nın en pahalı şehri nasıl oluyor da Türkler için yatırım merkezi oluyor? (Yılın yarısını Londra’da geçiren biri olarak şunu söyleyebilirim: İstanbul’da yaşamak daha masraflı.)

Fiyat aralığı ne?

En çok hangi bölgeler tercih ediliyor?

Cevapları Unique London Investment Kurucusu Arzu Uygun’dan aldım.

Türkler neden “Londra” diyor?

Sterlin bazlı kira geliri elde etmek, portföyü döviz bazlı çeşitlendirmek ve uzun vadeli güvenli yatırım yapmak isteyen Londra’yı tercih ediyor. Çocuklarının eğitimi için yaşam planlayan aileler de yatırımcı kitlesini oluşturuyor. Ayrıca Türkler, İngiltere’deki banka ve finans kuruluşlarından mortgage kullanabiliyor.

Asıl soru şu:

Türkiye’de yaşayan ve turist vizesiyle İngiltere’ye gidip gelen biri olarak, Londra’da ev satın almak istersem süreç nasıl işliyor?

Unique London Investment Kurucusu Arzu Uygun:

Yabancı yatırımcıların gayrimenkul satın almasının önünde herhangi bir engel bulunmuyor. Hatta satın alma işlemi için İngiltere’ye gitme zorunluluğu da yok. Süreç genellikle alıcı ve satıcı tarafını temsil eden avukatlar aracılığıyla yürütülüyor. Hukuki kontroller, sözleşmeler ve tapu işlemleri tamamen avukatlar arasında gerçekleştiriliyor.”

Gayrimenkul almak oturum izni veya uzun süreli vize hakkı sağlamıyor.

Ancak yeni düzenleme gündemde.

5.000.000 sterlin yatırımla tekrar Golden Visa programına geçilecek gibi görünüyor.

İstanbul’un Moda’sı mı, Londra’nın Mayfair’i mi?

Arzu Uygun, Londra’nın merkezindeki her konutun fiyatının İstanbul’dakilerden daha düşük olmadığını, bu söylemin her bölge için gerçeği yansıtmadığını vurguluyor.

Yani Londra’da da bütçeyi aşan, İstanbul’u katlayan rakamlar var.

Westminster, Mayfair, Kensington, Chelsea ve Tower Hill gibi lokasyonlarda 1 odalı daireler genellikle 700 bin-900 bin Sterlin bandında başlıyor. 2 odalı dairelerde ise fiyatlar 1 milyon Sterlin seviyesinin üzerine çıkabiliyor. Victorian tarzı tarihi evlerin yoğun olduğu bölgeler arasında Kensington, Chelsea, Notting Hill, Fulham, Richmond, Islington ve Hampstead öne çıkıyor. Bu bölgelerde, tarihi dokunun korunması nedeniyle arz sınırlı olduğu için fiyatlar genellikle Londra ortalamasının üzerinde seyrediyor.”

Hesaplayınca merkezi, güvenli ve popüler bölgelerde bile 37 milyon ile 62 milyon lira arasında değişen fiyatlar var.

İstanbul’da bu rakamlara Kadıköy, Fenerbahçe, Moda civarında 3+1 ev, Sarıyer, Zekeriyaköy, Uskumruköy’de site içinde villa alınabiliyor.

Londra Daha Çok Kazandırıyor

Bir diğer mesele bu.

Unique London Investment Kurucusu Arzu Uygun:

Yatırımın geri dönüş süresi belirleyici. İstanbul’da kira çarpanı 25-30 yıl seviyelerine kadar çıkmış durumda. Londra’da 17 yıl seviyelerinde. Esenyurt ve Bağcılar gibi daha erişilebilir fiyatlı bölgelerle karşılaştırıldığında ise Londra’nın dış zoneleri nominal olarak daha pahalı görünse de, döviz bazlı kira geliri ve uluslararası kiracı talebi yatırımcı açısından avantaj sunabiliyor.

Yani kira getirisi, amortisman süresi ve uzun vadeli değer artışı birlikte değerlendirilince Londra öne çıkıyor.

Dubai’de Bekle-Gör Süreci

Ve Orta Doğu’nun yıldızı, Türklerin gözbebeği Dubai

Şubat sonunda yükselen, bölgesel gerilim özellikle Türkiye, İngiltere ve Avrupa’dan gelen yatırımcıların karar alma süreçlerini yavaşlattı.

Son durumu Dubai merkezli gayrimenkul yatırım danışmanı Yusuf Oktay anlattı.

Dubai emlak piyasası savaşa zayıf yakalanmadı. Tam tersine rekor seviyelerden gelen bir piyasa, savaşla birlikte bekle-gör dönemine girdi. Özellikle yurt dışı yatırımcılar haber akışından etkilenerek kararlarını erteledi.

Dubai Efsanesi Sürecek mi?

Öyle görünüyor.

Çünkü “kampanya hamlesi” yapıldı.

Ödeme kolaylığı ve kredi avantajları da var.

Yusuf Oktay’a göre şimdi fırsat zamanı…

Gayrimenkul yatırım danışmanı Yusuf Oktay:

“Birkaç ay önce bu şartlarda yatırım yapmak mümkün değilken, şu an uygun fiyat ve ödeme kolaylığı Türk yatırımcının ilgisini çekiyor. Türklerin Dubai’de konut alımına ilgisi her zaman oldukça yüksek.

“Uygun fiyat”ı biraz daha detaylandıralım.

Dubai’de Gayrimenkul Fiyatı 250 Bin Dolar’dan Başlıyor

Yani, yaklaşık 12 milyon lira diyebiliriz.

“İstanbul’da bu rakamlara ev yok mu?” diyeceksiniz.

Elbette var.

Sanırım buradaki asıl soru şu:

Nerede ve nasıl bir hayat istiyorum?

Gelecekten beklentim ne?

Dubai’de lüks yaşam ortalama 25 milyon liraya denk düşüyor.

Yani İstanbul’da Nişantaşı, Suadiye, Etiler’de 2, bilemediniz 3+1 daire fiyatına geliyor.

Zekeriyaköy’de bu rakamlara villa var.

Ancak müstakil, yeni ve iyi durumda olanlar en az 2 katına satılıyor.

Kıyaslayınca canlar biraz sıkılıyor.

Çünkü; üç tarafı denizlerle çevrili, gerçekten cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz.

Dönüp dolaşıp en derin, en rahatlatıcı nefesi de hep memleketimizde alıyoruz.

Buna rağmen gidenleri ya da yatırımını taşıyanları konuşuyoruz.

Yatırım danışmanı Yusuf Oktay:

Çünkü Dubai’de 2 milyon AED ve üzeri gayrimenkul yatırımlarında 10 yıllık Golden Visa önemli bir avantaj. Vize alındığında eş ve çocuklar için de oturum süreçleri planlanabiliyor. Eğitim avantajı da büyük. Dubai’de çok güçlü bir uluslararası okul ekosistemi var. İngiliz, Amerikan, IB ve farklı müfredatlarda çok sayıda özel okul bulunuyor.”

Ayrıca bireysel gelir vergisi yok.

Peki günün sonunda kim kazanıyor?

Kim kaybediyor?

Şairin dediği gibi: “Giden mi suçludur her zaman?”

Yoksa gitmeye teşvik eden şartları yaratanlar mı?

Cevabı da yorumu da size bırakıyorum.