Tüm yılın yorgunluğu; ülke gündeminin boğuculuğu içinde; hepimizin en büyük hayali tatil.

Fakat başından sonuna kadar bütçe meselesi…

Otelde kalmak, ulaşım sağlamak, aktiviteler, eğlenceye yapılan harcama derken; 1 hafta yapacağımız tatilin kredi kartına bölünen taksitlerini tüm yıl ödüyoruz.

Hatta kredi çekenler oluyor!

Yazlığı olan şanslı.

Şanslı azınlıktan biri olarak bavulu doldurmanın maliyeti ne?

Onu hesapladım.

Alışverişim üzerinden anlatacağım.

Elbette hiçbirimiz, her yıl her şeyi yenilemiyoruz.

Var olan kıyafetleri, ayakkabıları, terlikleri çantaya atıyoruz.

Başta da söyledim; kişisel bavulumun maliyetini dökeceğiz ortaya.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Yaklaşık 3, belki 4 yıldır daha uyguna geldiği için hem tekstil hem de kozmetik alışverişimi yurt dışından yapıyorum.

Ve çoğu şeyi kıştan almıştım.

İyi ki almışım.

Birazdan kendimi neden tebrik ettiğimi daha net anlayacaksınız.

Yani yeni elbise, plaj kıyafeti, çanta vs. almadım.

Ama kozmetikte stokları eritmişim.

Hesap biraz şaştı.

Başlıyorum…

Plaj Havlusu: 500 TL

Plaj havlularımız biraz eskidi, bir de yedeklemek gerekiyor malum o nedenle 3 havlu attım önce sepete.

Tanesi 499 TL.

3 yeni havlu: 1.500 TL

Oğluma 4 yeni şort-tişört takımı aldım.

İndirimli hâli: 3.670 TL

2 plaj şapkası attım çantaya: 1.300 TL

Ah şu ketenler yok mu? Keten ve müslin gömlekler hayat kurtarıcı.

Eşimle kendime 2’şer yeni gömlek de 6.400 TL’den girdi alışveriş sepetine…

Mağazadan çıktığımda yeni kıyafetlerin ve 12.870 TL’lik bir kredi kartı borcunun sahibiydim.

Hepimizin sandaletlerinin, terliklerinin ve yazlık ayakkabılarının yeni olmasına şükrettim.

Resmen geleceğe yatırım yapmışım, kendimle gurur duydum.

Aksi hâlde 15.000 TL, hatta 20.000 TL’si olurdu…

Güneşten Korunmak %99 Zamlı

Alışverişin devamını online ve indirimli yaptım.

Plaj çantalarım var.

Ama içine girecek krem stoklarımın erimesi üzdü.

Önce organik sinek kovucu, olası düşme, yaralanma, sinek ve böcek sokmalarına karşı etkili özel losyonları aldım.

Çocuğa ayrı, bize ayrı koruma faktörlü, yeni nesil, temiz içerikli güneş kremi; çocuğa ayrı, bize ayrı güneş sonrası losyonları, leke yapmayacak, koruyuculuğu yüksek ve son günlerde popüler olduğu için de fiyatıyla tuzağa çeken; biri renkli, diğeri renksiz 2 ayrı yüz güneş kremi de aldım.

Bronzlaştırıcısız olmaz; biri düşük korumalı sprey, diğeri dünyada satış rekoru kıran jel 2 ürünü daha ekledim.

Yazın özellikle saçları korumak şart.

Deniz kurutuyor, koparıyor.

Sanal sepetime 3’lü onarıcı saç bakım setlerinden de attım.

Eşime ayrı, çocuğa ayrı şampuan ve saç kremleri ile duş jelleri de girdi işin içine.

Diş macunları, seyahat diş fırçaları derken; sepet doldu ama dayanamadım, 2 de yeni ruj aldım.

Zaten son darbede o oldu.

Bunların çoğu gerçekten temel olarak her yaz alınması gereken ürünler.

Çünkü son kullanma tarihleri oluyor.

Lükse hangisi girer derseniz; çantamda olduğu hâlde aldığım yalnızca 2 ruj, bakım yağı diyebilirim.

Yazıyorum bedelini: 7.970 TL

Şimdi bakın, burası çok önemli.

Geçen yıl da aynı markaların aynı ürünlerini atmışım sepete.

Hatta bir iki makyaj malzemesi fazlası var, eksiği yok.

O alışverişi çok net hatırlıyorum.

Yine tam bu aydı.

“Çok ödedim”, “Bu ay gerçekten battım.” demiştim.

4.020 TL ödemişim.

Fark: 3.950 TL

Yani 1 yılda kızarmadan, haşlanmadan güneşlenmenin; bronzlaşmanın, saç bakımı yapmanın bedeli 2’ye katlanmış.

%98,26 zamlanmış.

Yeni kıyafetlerim, havlularım, kremlerim için 20.840 TL harcadım.

Bitti mi?

Hayır.

Bavul Emekli Maaşına Doluyor

Bavuluma son anda 2 kolye, 1 bileklik, 1 küpe seti, 1 şahmeran ve 1 de halhal dâhil oldu.

Hiçbiri değerli taş ya da altın değil.

Hatta gümüş bile değil.

Çelik.

Bu sene çok moda olan o örgü şallardan, bandanalardan da 2 tane alınca %40 indirimle hepsine 1.720 TL ödedim.

Ne oldu hesap?

22.560 TL

İğneden ipliğe tatil için gereken her şeyi almadığım hâlde bir emekli maaşını yerleştirdim valize.

Yani bir parça daha atsam sepete; olurdu en düşük emekli maaşı size…

Gerçekten elimizi neye atsak ateş pahası.

Tatile gitmek lüks, yeni kıyafet alayım; denizde kavrulmayayım; onca yıldır çalışıyorum, moda olanlardan kolyem, küpem olmasın mı diyince işte durum bu oluyor.

Cilt ve saç bakım ürünleri için harcadığım rakam ise işte o gerçekten ağır.

Tekstil de pahalı tabii…

Dürüst olmak gerekirse bilindik ve kalitesinden emin olduğumuz eşyaları almak zorundayız.

Bu alışveriş öncesi “indirim” görünce, yaptım bir hata; 2 yeni yazlık takım için bir alışveriş sitesinden şahane görünen, iyi de yorumları olan tişörtleri aldım oğluma.

İade ile uğraşmak istemedim.

Toz bezi olacak.

E hâliyle; kalitelisi böyle, cep yakıyor.

Ana başlıktaki sorunun cevabını aldık değil mi hep beraber?

Neden bu duruma geldik hepimiz biliyoruz.

Sektör alarm verdi, yatırım Mısır’a taşındı.

Kalan da mücadele edemedi, kepenk indirdi.

Nasıl etsinler ki?

Her şey ithal.

Ana madde pamuk bile.

Vergiler, işçi ücreti derken; tarımın, hayvancılığın ardından tekstil de gitti elden…

Oysa bir zamanlar liderdik.

Kozmetikte de durum benzer.

Hammadde, paketleme, AR-GE çalışmaları, her şey dövize bağlı.

Önce isyan ettik bu rakamlara, ardından kabule geçtik.

Okudunuz; ben galiba bir adım ötede, şükür aşamasındayım.

Sanırım sabrederken, şükretmeyi de öğrendim!

İroni yapıyorum.

Aman linç edilmeyeyim şimdi…

Şaka bir yana, ben en çok da neye sevindim biliyor musunuz?

Geçen yıl aldığım güneş gözlüğü değerine değer katmış.

Altın çakılırken benim gözlük kıymetlenip 20.000 TL olmuş.

Yani fark ettiyseniz bu yaz güneş gözüğüne ve soğana yatırım yapan kazandı!

Eee, devir ekonomi devri.

Öngörü de benim gibi olun.

Kızmayın lütfen, ağlanacak hâlimize gülüyorum.

Size 3 kişilik bir ailenin ortalama tatil alışverişinin maliyetini hesapladım.

Ne dersiniz?

Güler misiniz, ağlar mısınız?