Başlıktaki sorunun yanıtını peşin peşin vereyim:

Ekonomik kriz olduğuna inanmadıkları için bitiremezler.

Olmayan bir ekonomik krizle mücadele edilir mi?

Edilmez, edilmiyor.

Nereden mi çıkarıyorum? Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın ve Hazine/Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in konuşmalarından.

Son olarak Cevdet Yılmaz TBMM’de 2026 Bütçesi’ni sundu ve aklımızla alay eden açıklamalar yaptı. Gelin hep birlikte bakalım:

1- Kişi başına milli gelir 2025 sonunda 17 bin 748 dolar, nominal dolar bazında Türkiye ekonomisi dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücü paritesine göre Türkiye dünyanın 11’inci büyük ekonomisi olacak:

Yani 20 gün sonra her bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının geliri 17 bin 748 dolar olacak. Dolar 42.5 lira. Bu 20 gün sonra her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının aylık gelirinin 63 bin lira olacağı anlamına geliyor.

Elinizi vicdanınıza koyup cevap verin: Dul/yetim aylıkları 12-13 bin lira seviyesinde. En düşük emekli maaşı 16 bin 881 lira. Asgari ücret 22 bin 104 lira. Böyle bir ülkede kişi başına gelir nasıl 63 bin lira oluyor?

Cevat basit: Enflasyonun TÜİK’e göre dahi yüzde 32 seviyesinde olduğu, dolar kurunun müdahalelerle neredeyse sabit bir çizgide tutulduğu ve nüfus artış hızının anormal bir şekilde düştüğü ve hepsinden önemlisi gelir dağılımının çok adaletsiz olduğu gerçeğini dikkate alırsak, söz konusu “kişi başı milli gelir” rakamının kâğıt üzerinde çıkarılmasının mümkün olduğunu görürüz.

2- Türkiye, ekonomik hacim genişlemesi bakımından İtalya’yı geçecek ve Avrupa’nın 4’üncü büyük ekonomisi haline gelecek:

Forbes’taki listeye göre İtalya şu anda 2,5 trilyon dolarla dünyada sekizinci sırada. Türkiye ise 1.4 trilyon dolarla 17. sırada. Türkiye’nin Avrupa dördüncüsü olması demek, dünya sekizincisi olması demek. Bunun için de 1 trilyon dolardan fazla büyümesi gerekiyor. Yüzde 3.8 büyüme hedefi koyan Türkiye’nin bu sıçramayı nasıl yapması bekleniyor acaba?

3- 2026’da enflasyonun %20’nin altına indirilecek. 2027’de tek haneli enflasyon olacak:

Daha önceki enflasyon hedeflerini, TÜİK’in açıkladığı düşük enflasyon rakamlarına rağmen tutturamadıklarını anımsayınca ne yazacağımı bilemedim.

4- Bütçede mali disiplinin korunacak, kamu borcu yönetilebilir düzeyde tutulacak:

Aynı bütçede bir yıllık faiz gideri 2.7 trilyon lira görünüyor. Bu kadar yüksek faiz ödeyecek bir kamu maliyesinde disiplin nasıl korunacak. Üstelik, kamu tasarruflarının esamesi okunmuyor.

5- 2025 sonunda işsizlik oranı %8.5 hedefinin altında gerçekleşecek:

Büyük sanayi kuruluşları dahi binerli rakamlarla işçi çıkarıyor. Geniş tabanlı işsizlik yüzde 30’u bulmuş. Buna karşın işsizlik bir yıldır yüzde 8 civarında. İçimden “İşsizliği en azından kağıt üzerinde düşürmediğini için teşekkürler TÜİK” demek geliyor.

6- 2026 bütçesi ‘istikrar ve refah bütçesi’ olacak:

Bu kapsamdaki en büyük vaat kamu kaynaklarının verimli kullanımı olmuş. Bütün kamu ihaleleri 21B ile yapılırken bu nasıl sağlanabilir ki? (Sadece Cevdet Yılmaz’ın memleketi Bingöl’deki bir hava limanı pist ihalesi kapalı yapılınca 1.6 milyar, açık yapılınca 1.2 milyar lira olmuş ve yöntem değiştirilerek 400 milyon lira tasarruf edilmişti. İhale yöntemi değişince Ankara’daki bir metro ihalesinde 300 milyon, TSK’daki bir hazır gıda ihalesinde 200 milyon tasarruf yapılmıştı. Buna karşın bütün kamu ihaleleri 21B ile (davet usulü) yapılmaya devam ediliyor.

Ayrıca beşte biri sadece faize gidecek olan bütçe için “ekonomik dönüşüm ve kalkınma hedeflerine uygun bir bütçe” yorumu yapılması size de komik gelmiyor mu?

***

Durum ortada. Erdoğan’a Yılmaz’a ve Şimşek’e göre ekonomimizde kriz falan yok, tersine uçuşa geçmişiz!

İktidar üçlüsüne göre,

- 12-13 bin liraya talim eden bütün dul yetimler, 16 bin 881 liraya talim eden emekliler, 22 bin 104 liraya talim eden asgari ücretliler, memurlar, yok olmaya yüz tutan orta direk boşuna feveran ediyor!

- Çarşıda pazarda gördüğünüz bütün o yoksulluk manzaraları algıdan ibaret!

- Türkiye ekonomisinde her şey güllük gülistanlık, kriz falan yok!

- Kriz yoksa krize çözüm bulmak için uğraşmak da yok!

Ez cümle, krizin olduğunu kabul etmeyen krizi çözemez. AK Parti iktidarından yaşanan ekonomik krizi çözmesini boşuna beklemeyin.

10 ARALIK 1948 GÜNÜ, İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ KABUL EDİLMİŞTİ.

O NEDENLE BUGÜN “İNSAN HAKLARI GÜNÜ” KABUL EDİLİR.

BU VESİLEYLE TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ SONUNA KADAR YAŞAYABİLECEĞİMİZ ADİL, ÖZGÜR, GÜZEL GÜNLERİN ÖZLEMİYLE İNSAN HAKLARI GÜNÜNÜ KUTLUYORUM.