İktidarla FETÖ arasında çatışma dönemi başladıktan bir süre sonra çok önemli bir devlet yetkilisiyle sohbet ediyorduk. O tarihte Hürriyet Gazetesi’nin Ankara Temsilcisiydim. Söz döndü dolaştı Doğan Grubu’nun tavrına geldi. O devlet yetkilisi şöyle dedi:

“Biz formamızı giyip maça çıkmışız. Doğan Grubu bizim formamızı giymeyip kenardan izlemeyi tercih ediyor.”

Bir durumu futbol ile izah etme işinden pek hazzetmezdim.

Ancak bu değerlendirmeye kayıtsız kalamadım.

“Gazeteciler karşı tarafın formasını da giymedi, giymez. Medyanın görevi forma giyip o maça çıkmak değil o maçı objektif şekilde anlatmaktır” karşılığını verdim.

Konu akıp gitti ve ben o gün iktidarın Doğan Grubu’na bakışına dair önemli bir ipucu yakaladım.

Sonuçta o bakış açısının yarattığı iktidar baskısıyla Aydın Doğan medyadan el çekmek zorunda kaldı.

***

Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun aynı gün ve aynı saatte, hatta aynı yerde TBMM Grup Toplantısı yapma girişiminin yarattığı gerilimi izlerken, nedense o devlet yetkilisiyle sohbetimizi anımsadım.

Özgür Özel, 2024’te iktidarla bir maça çıkmıştı. O maç halen devam ediyor. İlk yarı, yerel seçim üstünlüğüyle CHP öne geçmişti.

İkinci yarı iktidar kırmızı kartlarla, yanlış hakem kararlarıyla Özel’in takımını zayıflatıp etkisiz hale getirme yolunu seçmişti.

Bütün bunlar Özgür Özel’li CHP’nin ataklarını durduramayınca, iktidar yeni bir hamle yaptı. Şimdi de “Hakem kararıyla” Özgür Özel’li CHP’nin kalesine bizzat Kemal Kılıçdaroğlu’nun ayağından penaltı attırmaya çalışıyorlar.

Kemal Kılıçdaroğlu da o golü atmak için aşırı derecede gönüllü olmuş vaziyette.

***

Kemal Kılıçdaroğlu, dünkü konuşmasında “koltuk derdim yok” diyor ama iktidarın butlan işine alet olup, CHP’nin kalesine gol atmaya çalışması, dışarıdan tek derdinin koltuk olduğu izlenimi yaratıyor.

Üstelik o koltuğu korumaya çalışırken CHP’ye çok fazla zarar verdiğini de fark etmiyor.

Kılıçdaroğlu, CHP’yi düzeltme çabasına koltuk beklentisine girmeden, iktidarla iş birliği yapmadan, butlana alet olmadan girişseydi, çok daha fazla etkili olurdu.

Herkes koltuk beklentisi ve çıkarı olmayan, iktidarın salvolarına prim vermeyen bir parti büyüğü ve eski bir genel başkanın parti içi yolsuzluk eleştirilerini ve arınma çağrılarını çok daha fazla ciddiye alırdı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği kurultaydan bir-iki hafta sonra ofis açması, o ofiste üç yıl boyunca butlan işi için iktidarla, Cumhurbaşkanı’nın adamlarıyla iş birliği yapması, iktidarın milleti canından bezdiren icraatlarına karşı duyarsız ve sessiz kalması bütün inandırıcılığını yitirmesine neden oldu.

***

Özgür Özel, TBMM’deki Grup Salonunda yaptığı konuşmanın bir zafer konuşması olmadığını özellikle vurgularken, bir mahkemenin bir partinin yöneticilerini bu kadar kolay değiştirmeye yeltenmesinin, Türkiye demokrasisine vereceği zararın da altını çizdi.

Özel’in dikkat çektiği bu detay hepimiz için çok önemli.

Millet için demokrasinin son kalesi iktidarı seçimle değiştirme hakkıdır.

Mahkemenin butlan kararı, bu hakka doğrudan yapılmış olumsuz bir müdahaledir.

Özgür Özel ve arkadaşları (farkında ya da farkında olmadan) o son kaleyi koruyor.

Kemal Kılıçdaroğlu ise hakimlerin/hakemlerin verdiği yanlış bir penaltı kararını fırsata çevirip o kaleye gol atmaya çalışıyor.

Şunu bilmeli ki atabilirse o gol iktidarın hanesine yazılacak.

Maçı da iktidar kazanacak.

Kaybeden sadece Özgür Özel değil hem CHP hem Türkiye olacak!